21. Yüzyıl Krizlerine Marksist Bir Yanıt: Metabolik Yarık, Dijital Meta ve Küresel Güney'in Önceliği
Özet: Bu makale, 21. yüzyılın üç belirleyici krizi olan ekolojik çöküş, dijital kapitalizmin yükselişi ve Küresel Güney'in artan merkeziliğini, Genç Karl Marx'ın diyalektik ve tarihsel materyalist yöntemi ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" (2017) filminde betimlenen, Marx ve Engels'in erken dönem entelektüel ve devrimci enerjisinden yola çıkarak, bu enerjiyi güncel sorunlara uyarlamayı hedefler. Makale, öncelikle, Marx'ın "metabolik yarık" kavramını genişleterek, eko-Marksist bir çerçeve sunacak; insanlığın doğayla olan sürdürülemez ilişkisinin kapitalist üretim tarzındaki kökenlerini sorgulayacaktır. İkinci olarak, "dijital meta" ve "dijital proletarya" kavramlarını inceleyerek, günümüzün platform kapitalizminin, Marx'ın meta fetişizmi ve artı-değer teorileri bağlamında bir analizini yapacaktır. Son olarak, bu iki krizin merkez üssü haline gelen Küresel Güney'in perspektifini, Marksist teoriye içkin evrenselcilik iddiasını zenginleştirerek ve sınamarak merkeze alacaktır. Makale boyunca, basit metaforlar ("Dünya bir evdir", "Veri bir maden dir"), karmaşık teorik meseleleri anlaşılır kılmak için kullanılacak, ancak bu basitlik, derinlemesine bir eleştiri, analiz ve nihayetinde, antitezler ve sentezler üreten diyalektik bir sorgulama ile desteklenecektir. Nihai hedef, genç Marx ve Engels'in "Komünist Manifesto"yu yazarken gösterdiği türden bir teorik cesaretle, 21. yüzyıl için devrimci ve uygulanabilir bir Marksist gündem önermektir.
Anahtar Kelimeler: Eko-Marksizm, Metabolik Yarık, Dijital Kapitalizm, Dijital Meta, Dijital Proletarya, Küresel Güney, Sömürü, Tarihsel Materyalizm, Diyalektik, Raoul Peck, Genç Karl Marx.
Giriş: Genç Devrimcilerin Ruhunu Yakalamak
Tez: Kapitalizm, insanlığın doğa (Eko-Marksizm) ve kendi emeği (Dijital Kapitalizm) ile olan ilişkisinde, Küresel Güney'de yoğunlaşan, varoluşsal krizler üreten bir "metabolik yarık" yaratmıştır. Bu üçlü krizden çıkışın yolu, Marksist teorinin, 1848'in devrimci coşkusuyla ama 21. yüzyılın koşullarına uyarlanarak yeniden yorumlanmasından geçer.
Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, bize sakallı, heyketli bir peygamber figürü olarak değil, aç, heyecanlı, tartışmaya ve mücadeleye tutkuyla bağlı genç bir entelektüel olarak Marx'ı sunar. Bu genç adam, fikirlerinin dünyayı değiştirebileceğine inanır. Filmin temel vurgusu, Marx ve Engels'in, içinde yaşadıkları kaotik, baskıcı ve hızlı değişen dünyayı anlama ve onu dönüştürme çabasıdır. İşte bu makale, tam da bu ruh halinden ilham alır: Mevcut dünyamızın üçlü krizini (ekolojik, dijital, jeopolitik) anlama ve onu, insanlığın ve gezegenin lehine dönüştürme çabası.
Basit Bir Metaforla Başlayalım: Dünyayı, hepimizin birlikte yaşadığı büyük, ortak bir ev olarak düşünelim. Kapitalizm ise, bu evin sakinlerinden birkaç zengin kişinin kiraladığı açgözlü bir inşaat şirketidir. Bu şirket, evi hızla yenilemek ve lüks daireler yapmak için;
Evin temel destek kolonlarını kesmekte (ormanları yok etmek, iklimi değiştirmek),
Diğer sakinlerin özel hayatını 7/24 izlemekte ve bu bilgileri satmaktadır (dijital gözetim ve veri sömürüsü).
Bu yıkım ve sömürünün en ağır bedelini, evin en fakir ve en az söz hakkı olan sakinleri ödemektedir (Küresel Güney).
Makalemiz, bu "açgözlü inşaat şirketi"ni nasıl durdurabileceğimizi ve evi nasıl hepimiz için güvenli, adil ve sürdürülebilir bir hale getirebileceğimizi araştıracak.
Bölüm 1: Eko-Marksizm – Doğa ile Metabolik İlişkinin Onarımı
Bu bölüm, "Dünyamız Evimizdir" metaforu üzerine inşa edilecektir.
1.1. Basit Anlatım: Evin Temel Taşlarını Oyuyoruz
Bir ev düşünün. Bu evin temiz havası, suyu, yiyecek kaynakları var. Akıllı bir ev sahibi, bu kaynakları idareli kullanır, evi kirletmez, çöpünü düzgün atar. Ama kapitalist sistem, bu eve "kâr etmek" için girmiş bir misafir gibidir. Mümkün olduğunca çok şey tüketir, çöpünü her yere atar, suyu israf eder, elektriği sürekli açık bırakır. Kısa vadede bu misafir rahat eder, ama uzun vadede ev yaşanmaz hale gelir. İşte biz şu an bu noktadayız. Kapitalizm, Dünya evimizin temel sistemlerini (iklim, biyoçeşitlilik, su döngüsü) tüketiyor.
Soru: Neden kapitalizm evimizi bu kadar hoyratça kullanıyor? Cevap, onun işleyiş mantığında yatıyor.
1.2. Teorik Temel: Marx'ın Metabolik Yarık Kavramı
Marx, kapitalist tarımı incelerken çok derin bir kavram geliştirdi: "Metabolik Yarık" (Metabolic Rift). Bu kavram, insanlığın doğayla kurduğu metabolik alışverişteki kopuşu ifade eder.
Kapitalizm Öncesi: İnsanlar toprağı eker, ürününü yer, atıkları toprağa geri dönerdi. Bu, kapalı bir döngüydü. Şehir ve kır arasında bir metabolik denge vardı.
Kapitalizmde: Kapitalist tarım, kısa vadeli kâr için toprağı sömürür. Ürünler uzak şehirlere taşınır. Şehirdeki insanların ve hayvanların atıkları ise toprağa geri dönmez, nehirlere, denizlere karışır veya çöp dağları oluşturur. Böylece toprak giderek besin kaybına uğrar, verimsizleşir. Toprak ile insan arasındaki metabolik ilişkide bir "yarık" oluşur.
Eleştirel Analiz: John Bellamy Foster ve diğer eko-Marksistler, bu kavramı genişleterek, metabolik yarığın günümüzde küresel ölçekte ve tüm ekosistemler için geçerli olduğunu savunur. Karbon döngüsündeki yarık (fosil yakıtların yakılması), biyoçeşitlilikteki yarık (yaşam alanlarının yok edilmesi), su döngüsündeki yarık (kirlilik ve aşırı kullanım) hep aynı mantığın ürünüdür.
Antitez (Kapitalist Görüş): Piyasa, teknolojik yeniliklerle (yeşil enerji, karbon yakalama) bu sorunları çözebilir. Çevre sorunları, sadece düzenleme ve teknoloji meselesidir.
Sentez (Marksist Yanıt): Teknoloji önemlidir, ancak sorunun kökeni teknolojide değil, üretim ilişkilerindedir. Kapitalizm, "sermayenin metabolizması"nı sürdürmek için, doğanın metabolizmasını hiçe sayar. Sonsuz büyüme mantığı, sınırlı bir gezegenle temelden çelişir. Yeşil kapitalizm, sadece yarığı yönetmeye veya başka bir alana kaydırmaya çalışır; onu iyileştiremez. Örneğin, batılı bir ülke karbon emisyonunu azaltırken, kirli sanayisini Küresel Güney'e kaydırır. Bu, yarığın coğrafi olarak yer değiştirmesidir, ortadan kalkması değil.
1.3. Çözüm ve Sentez: Metabolik İlişki Nasıl Onarılır?
Marx'ın "Komünist Manifesto"da işçilerden "dünyanın fethini" değil, onu "demokratik bir şekilde yönetmeyi" istemesi gibi, eko-Marksist proje de doğanın efendisi olmayı değil, onunla uyumlu bir metabolik ilişki kurmayı hedefler.
Planlı Ekolojik Ekonomi: Kâr için değil, insani ve ekolojik ihtiyaçlar için üretim. Bu, fosil yakıt endüstrisinin aşamalı olarak kaldırılması, toplu taşımanın merkeze alınması, organik ve onarıcı tarımın teşvik edilmesi anlamına gelir.
Atıksız Döngüler: Endüstriyel ekoloji prensipleriyle, bir endüstrinin atığı diğerinin ham maddesi olacak şekilde üretim sistemleri tasarlamak.
Kullanım Değerinin Önceliği: Bir şeyin "değişim değeri" (ne kadar para edeceği) değil, "kullanım değeri" (insanlara ve ekosisteme nasıl fayda sağladığı) ön planda tutulmalıdır.
Kaynakça (Bölüm 1 İçin):
Foster, John Bellamy. (2000). Marx's Ecology: Materialism and Nature. Monthly Review Press.
Marx, Karl. (1867). Capital: Volume I. (Özellikle "Büyük Sanayi ve Tarım" bölümü).
Malm, Andreas. (2016). Fossil Capital: The Rise of Steam Power and the Roots of Global Warming. Verso.
Moore, Jason W. (2015). Capitalism in the Web of Life: Ecology and the Accumulation of Capital. Verso.
O'Connor, James. (1998). Natural Causes: Essays in Ecological Marxism. Guilford Press.
Burkett, Paul. (1999). Marx and Nature: A Red and Green Perspective. St. Martin's Press.
Bölüm 2: Dijital Kapitalizm ve "İnternet Proletaryası"
Bu bölüm, "Veri Madenciliği" ve "Dijital Fabrika" metaforları üzerine inşa edilecektir.
2.1. Basit Anlatım: Ücretsiz Çalıştırıldığımız Görünmez Fabrika
Sosyal medyada gezinmek, arama yapmak, videolar izlemek "bedava" gibi görünür. Ama aslında hepimiz, devasa bir "dijital fabrika"da çalışıyoruz. Bu fabrikanın ham maddesi kişisel verilerimizdir. Tıklamalarımız, beğenilerimiz, izleme geçmişimiz, arkadaş listemiz... Tüm bunlar, biz farkında olmadan toplanır, işlenir ve reklam gelirine dönüştürülür. Biz, kullanıcılar olarak, bu fabrikanın ücretsiz ham madde tedarikçileriyiz. Facebook, Google gibi şirketler ise bu fabrikanın sahipleridir. Ayrıca, YouTube'da içerik üreten, Uber'de sürücülük yapan, Upwork'te proje tamamlayan insanlar, bu fabrikanın düzensiz, güvencesiz işçileridir. Buna "İnternet Proletaryası" diyebiliriz.
Soru: Bu "bedava" hizmetler karşılığında verdiğimiz emeğin ve verimizin karşılığını alıyor muyuz?
2.2. Teorik Temel: Dijital Meta, Fetişizm ve Artık-Değer
Marx'ın meta analizi, dijital dünyayı anlamak için hala geçerlidir.
Dijital Meta Nedir? Geleneksel bir meta (ayakkabı) somuttur. Dijital meta ise bizim dikkatimiz, davranışlarımız ve bu davranışlardan türetilen profillerimizdir. Bu soyut meta, reklamcılık pazarında satılır. Biz, ürün değiliz; biz, satılan metaın ham maddesiyiz.
Dijital Meta Fetişizmi: Tıpkı bir ayakkabının pazar değerinin, onu üreten emeği gizlemesi gibi, "bedava" bir hizmet de, onu mümkün kılan emeği (bizim veri üretme emeğimizi ve içerik üreticilerinin emeğini) gizler. İlişkiler, şeyler (veri paketleri, reklam geliri) arasındaki ilişkiler olarak görünür.
Artı-Değerin Kaynağı: Geleneksel fabrikada işçi, kendi ücretine denk gelen değeri ürettikten sonra kalan sürede artı-değer yaratır. Dijital fabrikada ise, biz kullanıcılar, platformda geçirdiğimiz her an, aslında kendi "ücretimizi" (aldığımız hizmeti) çoktan "üretmişizdir". Geri kalan tüm zamanımızda yarattığımız veri ve dikkat, saf artı-değerdir ve platform sahibi tarafından el konulur. Christian Fuchs'un da vurguladığı gibi, bu bir "dışsallaştırılmış emek" biçimidir.
Eleştirel Analiz: "Dijital proletarya" homojen değildir. Bir uçta, Silikon Vadisi'ndeki yüksek maaşlı yazılımcılar (işçi aristokrasisi), diğer uçta, Bangladeş'teki veri etiketleme işçileri veya Afrika'daki dijital içerik denetçileri (dijital montaj hattı işçileri) vardır. Ayrıca, Shoshana Zuboff'un "gözetim kapitalizmi" kavramı, bu sömürü biçiminin olağanüstü boyutlarda bir davranışsal tahmin ve kontrol mekanizmasına dönüştüğünü gösterir.
Antitez (Tekno-İyimser Görüş): Dijital platformlar özgürlük, bağlantı ve bilgiye erişim getirdi. "Paylaşım ekonomisi" kaynakları daha verimli kullanmamızı sağlıyor. İnsanlar platformları kullanmayı seçiyor, yani sömürü yok.
Sentez (Marksist Yanıt): Bu "seçim", kapitalist gerçeklik içinde yapılan zorunlu bir seçimdir. İş bulmak, sosyalleşmek, hayatı sürdürmek için bu platformlar neredeyse zorunlu altyapılar haline gelmiştir. Uber, "paylaşım" değil, dijital bir taksi şirketidir; Airbnb ise dijital bir otel zinciridir. Kâr mantığı, her zaman toplumsal faydanın önüne geçer. Çözüm, bu platformların demokratikleştirilmesi, verilerin ortak mülk haline getirilmesi ve dijital emeğin sendikalar aracılığıyla örgütlenmesinden geçer.
2.3. Çözüm ve Sentez: Dijital Komünizm?
Platform Kooperatifçiliği: Uber'e karşı sürücülere ait bir kooperatif, Airbnb'ye karşı kiracıların yönettiği bir konaklama ağı.
Veri Kamusallığı: Kişisel verilerimizin, bize ait olduğu ve toplumsal fayda için demokratik kontrol altında kullanıldığı bir model.
Dijital Emek Hareketi: Dijital işçilerin, içerik üreticilerinin hakları için örgütlenmesi ve grev gibi kolektif eylem araçlarını kullanması.
Kaynakça (Bölüm 2 İçin):
Fuchs, Christian. (2014). Digital Labour and Karl Marx. Routledge.
Zuboff, Shoshana. (2019). The Age of Surveillance Capitalism: The Fight for a Human Future at the New Frontier of Power. PublicAffairs.
Srnicek, Nick. (2017). Platform Capitalism. Polity Press.
Scholz, Trebor. (2016). Platform Cooperativism: Challenging the Corporate Sharing Economy. Rosa Luxemburg Stiftung.
Dyer-Witheford, Nick. (1999). Cyber-Marx: Cycles and Circuits of Struggle in High-Technology Capitalism. University of Illinois Press.
Terranova, Tiziana. (2000). "Free Labor: Producing Culture for the Digital Economy". Social Text, 63.
Bölüm 3: Küresel Güney Perspektifinin Merkeze Alınması
Bu bölüm, "Evin Arka Bahçesi" metaforu üzerine inşa edilecektir.
3.1. Basit Anlatım: Yıkımın ve Sömürünün En Ağır Bedelini Ödeyenler
"Açgözlü inşaat şirketi"nin yarattığı kirlilik ve yıkım, evin lüks dairelerinde oturanları pek etkilemez. Çöp dağları, kirli hava, kesilen elektrik, evin en fakir sakinlerinin yaşadığı arka bahçeye atılır. Küresel Güney (Latin Amerika, Afrika, Asya'nın büyük kısmı), kapitalizmin bu "arka bahçesi"dir. Batılı ülkeler, sanayileşerek zenginleşirken, yüzyıllardır bu bölgelerin kaynaklarını sömürdü. Şimdi ise, iklim değişikliğinin en yıkıcı etkileri (kuraklık, seller, deniz seviyesinin yükselmesi) bu bölgelerde hissediliyor. Aynı şekilde, Batı'nın elektronik atıkları, Afrika'da işleniyor; ucuz giysileri, Asya'daki sweatshop'larda dikiliyor.
Soru: Neden devrimci teori ve pratik, hala çoğunlukla Batı merkezli düşünülüyor?
3.2. Teorik Temel: Bağımlılık Teorisi, Eşitsiz Mübadele ve Sömürülenin Bakış Açısı
Marksist teori, evrensel olsa da, tarihi çoğunlukla Avrupa perspektifinden yazılmıştır. Küresel Güney perspektifini merkeze almak, bu teorik mirası hem zenginleştirir hem de sınar.
Bağımlılık Teorisi ve Dünya Sistemleri: Andre Gunder Frank, Samir Amin, Immanuel Wallerstein gibi düşünürler, Küresel Güney'in "az gelişmişliğinin", Batı'nın "gelişmişliğinin" bir ön koşulu olduğunu savundular. Bu bir "eşitsiz ve birleşik gelişme" sürecidir. Zengin "merkez" ülkeler, fakir "çevre" ülkeleri ham madde kaynağı ve ucuz işgücü havuzu olarak kullanır.
Eşitsiz Mübadele: Küresel Güney'deki emek, Küresel Kuzey'deki emeğe kıyasla sistematik olarak daha düşük bir değerde ödenir. Bir Afrikalı maden işçisinin bir günlük emeği ile bir Alman mühendisin bir günlük emeği, pazarda eşit değerde görülmez. Bu, uluslararası işbölümünün yapısal bir sonucudur.
Sömürülenin Bakış Açısı: İtalyan Marksist Antonio Gramsci, "alt sınıfların" kendi tarihlerini ve dünyalarını nasıl anlamlandırdığını incelemenin önemini vurgular. Küresel Güney'deki köylüler, yerli halklar, gecekondu sakinleri, kendi mücadele deneyimlerinden beslenen zengin bir bilgi ve direniş geleneğine sahiptir. Bu "aşağıdan tarih", resmi, elit tarihten çok daha fazla devrimci potansiyel barındırır.
Eleştirel Analiz: Geleneksel işçi sınıfı tanımı (beyaz, erkek, sanayi işçisi), Küresel Güney'deki sınıf kompozisyonunu anlamakta yetersiz kalır. Burada sınıf, enformel sektör işçileri, topraksız köylüler, kent yoksulları, yerli topluluklar gibi daha heterojen ve yatay bir yapıya sahiptir. Bu gruplar, ekolojik mücadelelerle (su hakkı, ormanların korunması) sınıf mücadelesini iç içe geçirirler. Örneğin, Vandana Shiva'nın tohum mücadelesi veya Brezilya'daki Topraksız İşçiler Hareketi (MST), sınıf ve ekolojiyi birleştiren önemli örneklerdir.
Antitez (Evrenselci/Batılı Marksist Görüş): İşçi sınıfı evrenseldir ve çıkarları her yerde aynıdır. Öncü rolü oynayacak olan, en gelişmiş kapitalist ülkelerdeki sanayi proletaryasıdır.
Sentez (Küresel Güney Perspektifiyle Yeniden Yorumlama): İşçi sınıfı evrenseldir, ancak deneyimleri ve mücadele biçimleri tarihsel ve coğrafi olarak özgüldür. 21. yüzyılda, devrimci potansiyelin merkezi, artık Avrupa'nın fabrikaları değil, Küresel Güney'in gecekondu mahalleleri, toprak işgalleri, su savunma cepheleri ve dijital platformlardaki enformel işleridir. Frantz Fanon'un dediği gibi, "Avrupa'nın kurtuluşu", ancak Avrupa-dışı dünyanın kurtuluşuyla mümkün olacaktır.
3.3. Çözüm ve Sentez: Dekolonize Edilmiş Bir Sosyalizm
Yerel Bilginin ve Mücadelenin Merkeziliği: Küresel bir teori olarak Marksizm, yerel direniş biçimlerinden, yerli bilgilerden ve Küresel Güney'deki entelektüel geleneklerden öğrenmelidir.
Ekolojik Adalet ve Borç: Zengin ülkelerin, tarihsel karbon emisyonları ve kaynak sömürüleri nedeniyle Küresel Güney'e olan ekolojik ve ekonomik borçlarının tanınması ve tazmin edilmesi.
Uluslararası Dayanışmanın Yeniden İnşası: Bu, Batılı işçilerin, Küresel Güney'deki mücadelelerle dayanışmasını ve küresel kapitalist zincirin tüm halkalarında ortak bir mücadele hattı örmeyi gerektirir.
Kaynakça (Bölüm 3 İçin):
Fanon, Frantz. (1961). The Wretched of the Earth. Grove Press.
Wallerstein, Immanuel. (1974). The Modern World-System I: Capitalist Agriculture and the Origins of the European World-Economy in the Sixteenth Century. Academic Press.
Amin, Samir. (1976). Unequal Development: An Essay on the Social Formations of Peripheral Capitalism. Monthly Review Press.
Quijano, Aníbal. (2000). "Coloniality of Power, Eurocentrism, and Latin America". Nepantla: Views from South.
Davis, Mike. (2006). Planet of Slums. Verso.
Shiva, Vandana. (1997). Biopiracy: The Plunder of Nature and Knowledge. South End Press.
Gramsci, Antonio. (1929-1935). Prison Notebooks. (Çeşitli baskılar).
Sonuç: Genç Marx'ın Mirasıyla 21. Yüzyılı Düşünmek
"Genç Karl Marx" filmi, bize fikirlerin gücünü ve onların peşinden gitmenin bedelini hatırlatır. Marx ve Engels, kendi çağlarının karmaşasının içinden sıyrılıp, dünyayı anlamak ve değiştirmek için bir pusula yarattılar. Bugün, bu pusula hala işe yarıyor, ancak yönümüzü bulmak için onu 21. yüzyılın fırtınalı denizlerine göre yeniden kalibre etmemiz gerekiyor.
Bu makalenin taslağı, bu kalibrasyonun üç temel ayağını önerdi:
Eko-Marksizm, kapitalizmin gezegensel yıkımına karşı, metabolik yarığı onarmayı hedefleyen bir ekolojik devrim çağrısıdır.
Dijital Kapitalizm Analizi, gözetim ve sömürünün yeni biçimlerine karşı, dijital alanı demokratikleştirme ve dijital emeği özgürleştirme mücadelesidir.
Küresel Güney'in Merkeziliği, Marksizmi sömürgecilik kalıntılarından arındırarak, devrimci öznenin ve mücadelenin coğrafyasını genişletmekte ve teorimizi daha zengin, daha adil ve daha gerçekçi kılmaktadır.
Bu üç eksen, birbirinden bağımsız değildir. Küresel Güney, ekolojik krizin ve dijital sömürünün kesişim noktasıdır. Oradaki mücadeleler, bu üç krizi aynı anda göğüslemektedir. Bu nedenle, 21. yüzyılın Komünist Manifestosu, ancak bu perspektiflerin diyalektik bir senteziyle yazılabilir.
"Genç Karl Marx"ta gördüğümüz o ateşli, tartışmacı, umut dolu ruh, tam da bu sentezi arayan teorik ve pratik mücadelelerde yaşıyor. Görevimiz, felsefecilerin dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiği bir noktadan, onu değiştirebileceğimiz bir noktaya ilerlemektir. Ve bu değişim, artık sadece fabrikaların değil, ormanların, veri sunucularının ve gecekondu mahallelerinin de içinden geçen bir yol izlemek zorundadır.
Nihai Kaynakça (Yukarıdaki tüm kaynakların birleştirilmiş ve genişletilmiş hali, makalenin tamamı için temel teşkil edecektir. Burada 50'den fazla kaynak gösterilebilir.)
[Bu noktada, yukarıda bahsedilen tüm birincil (Marx, Engels) ve ikincil (Foster, Fuchs, Fanon, vb.) kaynakların tam künyeleriyle listelendiği kapsamlı bir kaynakça bölümü eklenir. Ayrıca, makalenin tam metninde her bir argümanı desteklemek için bu kaynaklara atıflar (yazar, yıl, sayfa) yapılır.]
Bu taslak, 50.000 kelimelik bir makalenin iskeletini oluşturmakta ve her bir alt başlığın detaylandırılarak, örneklerle zenginleştirilerek, karşıt görüşlerle tartışılarak ve diyalektik bir şekilde sentezlere ulaşılarak genişletilmesi için gerekli altyapıyı sunmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder