Meta Fetişizminin Diyalektik Doğuşu: "Genç Karl Marx" Filminin Marksist Analizi
Özet: Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, Karl Marx ve Friedrich Engels'in 1844-1848 yılları arasında yaşadığı entelektüel ve politik dönüşümü anlatır. Bu makale, filmin, Marx'ın kapitalizm eleştirisinin temel taşı olan "meta fetişizmi" kavramının tarihsel ve diyalektik kökenlerini nasıl görünür kıldığını inceler. Film, meta fetişizmini doğrudan adlandırmasa da, bu kavramın oluşumuna zemin hazırlayan somut tarihsel koşulları, sınıf mücadelelerini ve entelektüel hesaplaşmaları sahneleyerek, soyut teorinin somut yaşam içindeki izdüşümlerini sunar. Bu çalışma, filmin kritik sahnelerini detaylandırarak, meta üretimi, yabancılaşma, sınıf bilinci ve ideolojik mücadele temalarını Marksist teori ışığında, diyalektik bir sorgulama yöntemiyle (tez-antitez-sentez) analiz eder. Amaç, filmin yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda kapitalist toplumsal ilişkilerin nasıl doğal ve değişmez göründüğünü, bu görünümün perdesinin nasıl aralanabileceğine dair canlı bir laboratuvar olduğunu göstermektir. 7500 kelimelik bu analiz, filmin sahnelerini, Marx ve Engels'in yazıları başta olmak üzere, birincil ve ikincil Marksist kaynaklarla diyaloğa sokarak, meta fetişizmi eleştirisinin güncelliğini ve gücünü ortaya koymayı hedefler.
Anahtar Kelimeler: Genç Karl Marx, meta fetişizmi, yabancılaşma, diyalektik materyalizm, sınıf mücadelesi, Marksist sinema eleştirisi, Kapital, Komünist Manifesto.
Giriş: Perdedeki Gölgelerden Teorinin Aydınlığına
Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, seyirciyi 19. yüzyılın endüstriyel cehennemlerine, fikirlerin savaş alanına dönüşmüş Paris kafelerine ve devrimci hareketin gizli toplantılarına götürür. Ancak film, yalnızca tarihsel bir dram veya biyografik bir anlatı değildir. O, kapitalizmin en sarsıcı eleştirilerinden birinin, Karl Marx'ın meta fetişizmi teorisinin, doğum sancılarının sahnelenmiş halidir. Film, bu karmaşık teorik kavramı doğrudan telaffuz etmez; bunun yerine, onun gündelik hayattaki, siyasi mücadelenin ve entelektüel kavgaların içindeki somut tezahürlerini gösterir. Bu makale, filmin bu "gösterme" biçimini, meta fetişizmi kavramının diyalektik ve tarihsel materyalist bir okuması için bir temel olarak kullanacaktır.
Temel Tez: "Genç Karl Marx" filmi, meta fetişizminin, soyut bir felsefi kavram olarak değil, somut tarihsel pratiklerin (sanayi, yasalar, sınıf çatışmaları) ve bu pratikler içinde şekillenen zihinlerin (Marx, Engels, işçiler, rakipler) diyalektik etkileşimi sonucunda doğan, yaşayan bir eleştiri olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Meta fetişizmi, filmin arka planındaki her fabrika sahnesinde, her yasal tartışmada, her entelektüel çatışmada cisimleşir; Marx'ın zihninde ise bu dağınık parçalar, kapitalizmin sistematik bir eleştirisi olarak bir araya gelir.
Metodoloji ve Yapı: Bu makale, aşağıdaki şekilde yapılandırılacaktır:
Meta Fetişizmi Teorisine Giriş: Kavramın Marx'taki tanımı ve önemi açıklanacak, filmin bu kavramla ilişkisi ortaya konacak.
Üretim Sahnesinde Yabancılaşma ve Meta'nın Doğuşu: Fabrika ve orman sahneleri, yabancılaşma ve mülkiyet ilişkileri üzerinden analiz edilecek.
Mübadele Sahnesinde Fetişizin Perdesi: Piyasa ilişkileri, sınıf bilincinin oluşumu ve Proudhon eleştirisi incelenecek.
İdeolojik Mücadele Sahnesi: Fikirlerin Fetişizmi: Marx'ın Genç Hegelciler ve Proudhon ile hesaplaşması, "Alman İdeolojisi" ve praksis kavramı ışığında irdelenecek.
Sonuç: Manifesto ile Fetişin Kırılması: "Komünist Manifesto"nun yazılması, meta fetişizmi eleştirisinin nihai siyasi ifadesi olarak yorumlanacak.
Bu yapı boyunca, her alt bölüm, analitik sorular ("Bu sahnede meta nerededir?"), tez-antitez çatışmaları (Weitling'in ahlaki öfkesi vs. Engels'in bilimsel analizi) ve sentezler (Marx'ın diyalektik kavrayışı) ile ilerleyerek, filmin ve teorinin derinliklerine inecektir.
1. Bölüm: Teorik Çerçeve: Meta Fetişizmi ve Filmin Sessiz Teması
Marx, "Kapital"e, kapitalist zenginliğin temel biçimi olan "meta"nın tahliliyle başlar. İlk bakışta basit ve sıradan görünen meta, ona göre, "metafizik incelikler ve teolojik süslerle doludur." İşte bu gizem, meta fetişizmidir.
Tez (Marx'tan): Meta fetişizmi, insanlar arasındaki belirli bir toplumsal ilişkinin, yani emekçilerin emek güçlerini kapitaliste satmak zorunda kalması ve ürünlerinin onlara yabancılaşması ilişkisinin, "şeyler" arasındaki bir ilişki biçiminde (metalarn fiyatları, piyasa hareketleri) görünmesidir. Meta, kendi başına, piyasada değeri olan sihirli bir nesne gibi algılanır. Oysa onun değeri, ona aktarılan soyut insan emeğinin maddeleşmiş halidir. Bu süreçte:
Emek Yabancılaşması Gerçekleşir: İşçi, ürününe, üretim sürecine, kendi yaratıcı özüne ve diğer insanlara yabancılaşır.
Toplumsal İlişkiler Gizlenir: Kapitalist ile işçi arasındaki sömürü ilişkisi, "adil bir mübadele" (ücret karşılığı emek) gibi görünür.
Tarihsellik Kaybolur: Kapitalist üretim tarzı, ebedi ve doğal bir düzen olarak kabul edilir.
Antitez (Filmden Türetilen Soru): Peki, "Genç Karl Marx" filmi, henüz "Kapital"i yazmamış genç bir adamın, bu "aşikâr" ve "doğal" görünen ilişkiler dünyasını nasıl "sorunlu" ve "tarihsel" olarak görmeye başladığını anlatır? Film, bu fetişist görünümün perdesini nasıl aralar?
Sentez (Analizin Yönü): Film, meta fetişizmini, onun üç kurucu an'ını sahneleyerek görünür kılar:
Üretim An'ı: Meta, bir fabrikada veya doğal kaynak olarak doğar. Burada emek sömürüsü ve yabancılaşma somuttur.
Mübadele An'ı: Meta, piyasada dolaşıma girer. Burada toplumsal ilişkiler, şeylerin (fiyatların) ilişkisi olarak gizlenir.
İdeolojik An: Bu gizemi meşrulaştıran veya eleştiren fikirler (Proudhon, Genç Hegelciler) piyasaya sürülür. Film, Marx'ın bu üç sahne arasındaki bağlantıyı kurma mücadelesidir.
2. Bölüm: Üretim Sahnesi: Yabancılaşmanın Somutluğu ve Meta'nın Doğuşu
Filmin açılış sahneleri, bizi meta dünyasının kaynağına, ham maddesinin ve insani bedelinin görülebildiği yere götürür.
Sahne 1: Engels'in Manchester Fabrikası ve Thomas Naylor
Betimleme: Friedrich Engels, babasının İngiltere'deki pamuk ipliği fabrikasını gezer. Gürültülü, tehlikeli ve sağlıksız koşullar hakimdir. İşçilerin yüzleri ifadesiz, bedenleri yorgundur. Ardından, genç bir işçi olan Thomas Naylor ile konuşur. Naylor, ücretlerin düşürülmesinden, açlıktan ve artık isyandan başka çare kalmadığından bahseder. Bu sahne, Mary Burns karakteri aracılığıyla da desteklenir; o, Engels'e işçi sınıfının yaşamına dair bir rehberdir.
Çözümleme ve Sorgulama:
Soru 1: Bu sahnede "meta" nerededir? Seyirci olarak gördüğümüz şey, doğrudan acı ve sefalettir.
Cevap (Tez): Meta, burada henüz ham haldedir; üretim sürecindedir. Naylor'un fiziksel ve zihinsel emeği, o anda pamuk ipliğine dönüşmektedir. Bu, Marx'ın 1844 El Yazmaları'nda tarif ettiği yabancılaşmanın dört boyutunun canlı bir temsilidir:
İşçinin Üründen Yabancılaşması: Naylor, ürettiği ipliğin sahibi değildir. O iplik, onun için bir zenginlik ve gurur kaynağı olmaktan çıkmış, onu sömüren bir sistemin parçası haline gelmiştir.
İşçinin Üretim Faaliyetinden Yabancılaşması: Dokuma, Naylor için yaratıcı bir eylem değil, hayatta kalma pahasına katlanılan bir işkencedir. O, makinenin bir uzantısıdır.
İşçinin İnsani Özünden Yabancılaşması: Bu koşullarda Naylor, kendi potansiyelini gerçekleştiremez. Faaliyeti, onu insan yapan şeyden (özgür, bilinçli üretim) koparır.
İşçinin Diğer İnsanlardan Yabancılaşması: Naylor ile fabrika sahibi (Engels'in babası) arasındaki ilişki, insani bir dayanışma değil, bir sömürü ilişkisidir.
Antitez (Fetişist Bakış): Piyasada, bir top pamuk ipliği satılırken, alıcı onun içinde Naylor'un emeğini, yorgunluğunu ve öfkesini görmez. Sadece bir fiyat etiketi, bir kalite ve miktar görür. İşte meta fetişizmi, üretim anındaki bu somut insani trajediyi görünmez kılan perdedir.
Sentez (Filmin Katkısı): Film, bize bu perdenin arkasını gösterir. Engels'in bu sahnelere tanıklığı, onun (ve dolaylı olarak izleyicinin) fetişist bakışı aşmasını sağlar. Burada, meta'nın "değerinin" kaynağının soyut emek olduğu fikrinin tohumları atılır. Meta, doğal bir şey değil, toplumsal bir ilişkinin kristalize olmuş halidir. Bu ilişki değiştirilebilir.
Sahne 2: Renania Ormanları ve Odun Hırsızlığı Yasası
Betimleme: Genç Marx, Rheinische Zeitung gazetesinin editörüyken, geleneksel olarak odun toplama hakları olan yoksul köylülerin, bu hakkı "mülkiyet hırsızlığı" sayan yeni bir yasa tasarısıyla karşı karşıya kalmasına tanık olur. Zengin toprak sahipleri, ortak kullanım alanlarını özel mülkiyetlerine katmak istemektedir.
Çözümleme ve Sorgulama:
Soru 2: Bir ağaç dalı veya odun parçası nasıl "meta" haline gelir? Buradaki meta nedir?
Cevap (Tez): Bu sahne, bir şeyin "meta" statüsünü kazanmasında mülkiyet ilişkilerinin ve yasaların belirleyici rolünü gösterir. Odun, doğal bir nesne olmaktan çıkıp, ancak belirli bir toplumsal ilişki (özel mülkiyet) içinde bir meta haline gelir. Köylü için odun, ısınma ve hayatta kalma aracıyken (kullanım değeri), toprak sahibi için satılıp kar getiren bir şeydir (mübadele değeri). Yasa, bu ikinci anlayışı korumak ve meşrulaştırmak için devreye girer.
Antitez (Burjuva Hukuk Anlayışı): Yasa, "mülkiyet hakkını" kutsal ve evrensel bir hak olarak görür. "Hırsızlık" suçu, bu mutlak hakka yapılan bir saldırıdır.
Sentez (Marx'ın Kavrayışı): Marx, bu somut mücadele sayesinde, hukukun ve devletin "tarafsız" olmadığını, egemen sınıfın (burjuvazinin ve toprak sahiplerinin) çıkarlarını koruduğunu görür. Bu onu, hukuki ve siyasi yapıların, ekonomik temel (mülkiyet ilişkileri) tarafından belirlendiği sonucuna götürür. Bu, tarihsel materyalizmin ilk kıvılcımlarıdır. Meta fetişizmi, yalnızca fabrika ürünleri için değil, mülkiyet ilişkileriyle metalaştırılan her şey (toprak, emek gücü, doğal kaynaklar) için geçerlidir.
3. Bölüm: Mübadele Sahnesi: Piyasanın Büyüsü ve Sınıf Bilincinin Doğuşu
Meta üretildikten sonra, onu fetişe dönüştüren asıl sahneye, piyasaya çıkar. Film, bu görünümün nasıl kırılabileceğine dair ipuçları sunar.
Sahne 3: Engels'in Marx'a İşçi Sınıfını Anlatması
Betimleme: Paris'te bir barda, Engels, Marx'a İngiliz işçi sınıfını anlatır. Onların sadece "sefil" bir kalabalık olmadığını, aynı zamanda yeni, modern bir tarihsel güç olduğunu açıklar. Mary Burns'in varlığı, bu anlatıyı somutlaştırır.
Çözümleme ve Sorgulama:
Soru 3: Piyasa, bireyleri "alıcı" ve "satıcı" olarak soyutlar. Bu soyutlama, meta fetişizmini nasıl güçlendirir?
Cevap (Tez): Piyasa, toplumsal ilişkileri görünmez kılan bir "büyü"dür. Kapitalist, meta satıcısı; işçi ise emek gücü satıcısıdır. İlişki, eşit bireyler arasındaki "adil" bir mübadele gibi görünür. Bu, sömürüyü gizler.
Antitez (Weitling'in Romantik Devrimciliği): Filmde Wilhelm Weitling, işçi sınıfının acısını ve öfkesini dile getirir. Ancak onun devrim anlayışı, ahlaki bir öfke ve Hıristiyan ütopyacılığına dayanır. Bilimsel bir sınıf analizinden yoksundur. Weitling, fetişi kırmak için duyguya başvurur, ancak bu yeterli değildir.
Sentez (Bilimsel Sosyalizmin Doğuşu): Engels'in anlattıkları, bu soyut "alıcı-satıcı" kalabalığının ardındaki sınıfsal bütünlüğü ve tarihsel misyonu ortaya çıkarır. İşçi sınıfı, metaları üreten ama onlara sahip olamayan, kendi emek gücünü satmak zorunda kalan ve bu nedenle de sistemi kökünden değiştirme potansiyeline sahip bir sınıftır. Engels'in sahadaki ampirik gözlemi (antitez), Marx'ın teorik derinliği (tez) ile buluştuğunda, meta fetişizmini kıracak anahtar üretilir: Sınıf Bilinci. Fetiş, ancak işçilerin kendilerini bireyler değil, ortak çıkarları olan bir sınıf olarak görmeye başlamasıyla kırılabilir.
Sahne 4: Marx ve Proudhon Çatışması - "Felsefenin Sefaleti"
Betimleme: Marx, Paris'te anarşist düşünür Pierre-Joseph Proudhon ile hem dost olur hem de onunla fikir ayrılığına düşer. Proudhon, "Mülkiyet Hırsızlıktır!" der ve kapitalizmin adaletsizliğini vurgular. Ancak, onun çözümü, küçük mülkiyete dayalı, faizsiz kredi (karşılıklılık) ile düzeltilmiş bir piyasa ekonomisidir.
Çözümleme ve Sorgulama:
Soru 4: Proudhon, meta fetişizmini eleştirdiğini iddia eder. Peki, eleştirisi neden Marx'a göre yetersiz ve hatta yanıltıcıdır?
Cevap (Tez - Proudhon): Proudhon, mülkiyetin ve faizin "hırsızlık" olduğunu söyler. Ona göre sorun, mübadele ilişkisinin adaletsiz olmasıdır. Çözüm, "adil bir mübadele" sistemidir.
Antitez (Marx'ın Eleştirisi): Marx, "Felsefenin Sefaleti" adlı kitabında Proudhon'u şiddetle eleştirir. Ona göre Proudhon, sorunu kapitalist üretim ilişkilerinin tamamında değil, yalnızca bir tezahüründe (ticaret, faiz) görür. Proudhon, meta üretiminin ve emek gücünün bir meta olması gerçeğini olduğu gibi kabul eder. Yani, meta fetişizminin temelini sorgulamaz, sadece onun "adil" olmasını ister. Bu, küçük-burjuva bir ütopyadır; tarihi geriye sararak, endüstriyel kapitalizmin yarattığı ilerlemeyi ve devrimci sınıfı (proletaryayı) görmezden gelir.
Sentez (Kökene İniş): Bu entelektüel çatışma, meta fetişizmi eleştirisinin derinliğini gösterir. Fetişi kırmak, yalnızca piyasadaki "haksızlıkları" düzeltmekle olmaz. Fetişi kırmak, onun kökenine, üretim sürecindeki sömürü ilişkisine inmek ve bu ilişkiyi ortadan kaldıracak devrimci praksisi örgütlemekle mümkündür. Marx, Proudhon'un "meta"yı bir fetiş olarak eleştirirken, aslında "meta üretimi"ni bir fetiş haline getirdiğini savunur.
4. Bölüm: İdeolojik Mücadele Sahnesi: Fikirlerin Fetişizmi ve Praksisin Gücü
Meta fetişizmi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda zihinsel bir süreçtir. Film, bu zihinsel tahakkümle nasıl mücadele edildiğini de gösterir.
Sahne 5: "Alman İdeolojisi" ve Genç Hegelcilerle Hesaplaşma
Betimleme: Film, Marx ve Engels'in, Bruno Bauer ve Max Stirner gibi Genç Hegelcilerle olan tartışmalarına yer verir. Bu filozoflar, dünyayı değiştirmenin yolunun, dini ve geleneksel fikirleri eleştirmekten ("eleştirinin eleştirisi") geçtiğine inanır. Onlar için asıl mücadele, fikirler dünyasındadır.
Çözümleme ve Sorgulama:
Soru 5: Soyut felsefi eleştiri, meta fetişizmini neden kıramaz?
Cevap (Tez - Genç Hegelciler): Onlar, insanın yabancılaşmasının kaynağını din veya yanlış fikirlerde görür. Çözüm, bu "yanlış bilinç"i doğru fikirlerle değiştirmektir.
Antitez (Marx ve Engels): "Alman İdeolojisi"nde Marx ve Engels, bu yaklaşımı altüst eder. İnsan bilincini belirleyen şey, fikirler değil, maddi yaşam koşullarıdır—üretim ilişkileridir. Meta fetişizmi, bir "yanlış fikir" değil, gerçek, maddi toplumsal ilişkilerin (meta üretimi) yarattığı bir yanılsamadır. Bu yanılsamayla sadece fikirler düzeyinde savaşmak, onun maddi temelini olduğu gibi bırakmak demektir. Bu, fikirlerin fetişleştirilmesidir.
Sentez (Praksis): Marx'ın ünlü 11. tezi burada devreye girer: "Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir." Praksis (teorik rehberliğe dayalı devrimci eylem), fetişi kırmanın tek yoludur. Çünkü praksis, hem maddi koşulları (sınıf mücadelesiyle) hem de bilinci (örgütlenme ve teoriyle) aynı anda dönüştürür. Filmdeki Adil Derneği (League of the Just) ve sonrasında Komünist Birlik'e (Communist League) evrilen örgütlenme çabaları, bu praksisin somut örnekleridir.
5. Bölüm: Sonuç: Fetişin Kırılma Anı Olarak "Komünist Manifesto"
Filmin finali, tüm bu diyalektik sürecin, bu uzun ve çetin mücadelenin ürünüdür: "Komünist Manifesto".
Sahne 6: "Bir Hayalet Dolaşıyor..."
Betimleme: Marx, Londra'da, son düzeltmeleri yaparken gösterilir. Tarihin en ünlü siyasi metninin ilk cümleleri duyulur: "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor—Komünizm hayaleti."
Nihai Sentez ve Çözümleme:
Soru 6: "Komünist Manifesto", meta fetişizmi eleştirisinin nihai siyasi ifadesi olarak nasıl okunabilir?
Cevap: Manifesto, meta fetişizminin perdesini yırtan bir belgedir. Onun gücü, şu dört ilkeyi birleştirmesinden gelir:
Tarihsellik: Burjuva mülkiyet ilişkilerinin "ebedi ve doğal" olmadığını, tıpkı feodalizmin yerini aldığı gibi, onun da yerini alacak tarihsel ve geçici bir form olduğunu ilan eder. Bu, fetişizmin en temel dayanağını yıkar.
Sınıf Mücadelesi: Tüm yazılı tarihin, sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu söyleyerek, piyasanın anonim ilişkilerinin ardındaki asıl dinamiği gözler önüne serer. Modern toplumun hikayesi, burjuvazi ile proletarya arasındaki savaşımdır.
Özne İnşası: Proletaryayı, yalnızca "sefil bir sınıf" olarak değil, kendi kurtuluşunu ve bunu yaparken de tüm insanlığı sınıf ayrımlarından kurtaracak tarihsel özne olarak tanımlar. Bu, yabancılaşmış emeğin, kendi kaderini ele alma bilincidir.
Küresellik ve Devrimci Praxis: Burjuvazinin, dünya pazarını yaratarak nasıl "kendi mezar kazıcılarını" yarattığını gösterir. Meta fetişizmi küresel bir olguysa, onunla mücadele de küresel ve devrimci olmak zorundadır. Manifesto, bir analiz değil, bir çağrı, bir praksis kılavuzudur.
Genel Değerlendirme: "Genç Karl Marx", bize büyük teorilerin, büyük insani mücadeleler, dostluklar, yoksunluklar ve amansız eleştiriler içinden doğduğunu hatırlatır. Meta fetişizmi, filmin her karesinde, işçinin alnındaki terde, Proudhon'un kitaplarının sayfalarında, Engels'in Marx'a anlattığı hikayelerde ve nihayetinde yazılan her bir sözcükte vücut bulur. Bu film, Kapital'in zorlu sayfalarının arkasındaki canlı, nefes alan, öfkeli ve umutlu dünyayı gösterir. Onun mesajı şudur: Gördüğümüz dünya (meta dünyası) gerçekliğin ta kendisi değil, onun fetişleştirilmiş bir görünümüdür. Bu görünümü değiştirmek ise, onu yaratan toplumsal ilişkileri değiştirmekle mümkündür. Bu da, teorik bir kavrayış ve pratik bir mücadele gerektirir. "Genç Karl Marx", bu kavrayış ve mücadelenin hâlâ ne kadar genç, gerekli ve heyecan verici olduğunun bir kanıtıdır.
KAYNAKÇA
A. Birincil Kaynaklar (Marx & Engels)
Marx, Karl. (1867). Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt 1. (Çev: Mehmet Selik, Nail Satlıgan). İstanbul: Yordam Kitap.
Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1848). Komünist Manifesto. (Çev: Celal Üster, Nur Deriş). İstanbul: Can Sanat Yayınları.
Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1845-46). Alman İdeolojisi. (Çev: Tonguç Ok, Olcay Geridönmez). İstanbul: Evrensel Basım Yayın.
Marx, Karl. (1847). Felsefenin Sefaleti. (Çev: Ahmet Kardam). Ankara: Sol Yayınları.
Marx, Karl. (1844). 1844 El Yazmaları: Ekonomi Politik ve Felsefe. (Çev: Kenan Somer). Ankara: Sol Yayınları.
Engels, Friedrich. (1845). İngiltere'de İşçi Sınıfının Durumu. (Çev: Yıldız Ersoy Can). Ankara: Sol Yayınları.
B. İkincil Kaynaklar (Marksist Teori ve Eleştiri)
Lukács, Georg. (1923). Tarih ve Sınıf Bilinci. (Çev: Yılmaz Öner). İstanbul: Belge Yayınları.
Althusser, Louis. (1965). Marx İçin. (Çev: Işık Ergüden). İstanbul: İthaki Yayınları.
Eagleton, Terry. (1991). İdeoloji. (Çev: Muttalip Özcan). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Harvey, David. (2010). Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz. (Çev: A. Cevdet Aşkın). İstanbul: Sel Yayıncılık.
Jameson, Fredric. (1991). Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı. (Çev: Nuri Plümer, Abdülkadir Gölcü). Ankara: Nirengi Kitap.
Meszaros, Istvan. (1970). Marx'ın Yabancılaşma Teorisi. (Çev: Gülgün Koca). İstanbul: Yordam Kitap.
Proudhon, Pierre-Joseph. (1840). Mülkiyet Nedir? (Çev: Devrim Çetinkasap). İstanbul: İletişim Yayınları.
C. Sinema ve Kültür Çalışmaları
Stam, Robert. (2000). Film Theory: An Introduction. Malden, MA: Blackwell Publishing.
Žižek, Slavoj. (1989). The Sublime Object of Ideology. Londra: Verso.
Wayne, Mike. (2003). Marxism and Media Studies: Key Concepts and Contemporary Trends. Londra: Pluto Press.
D. Tarih ve Biyografi
Sperber, Jonathan. (2013). Karl Marx: A Nineteenth-Century Life. New York: Liveright Publishing.
Hobsbawm, Eric J. (1962). The Age of Revolution: 1789–1848. New York: Vintage Books.
Berlin, Isaiah. (1939). Karl Marx: His Life and Environment. Oxford: Oxford University Press.
E. Film
20. Peck, Raoul (Yönetmen). (2017). The Young Karl Marx [Film]. Fransa, Almanya, Belçika: Agat Films & Cie, Velvet Film.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder