Türkiye'nin Kader Anı: Çöküş, Diriliş ve Belirsizliğin Anatomisi
Giriş: Tarihin Tozlu Raflarına Düşen Bir Soru mu, Yoksa Yaşanan Gerçeklik mi?
Siyaset bilimi literatüründe “kehanet” ile “analiz” arasında ince bir çizgi vardır. Bu makale, 22 Mayıs 2026 tarihini bir kehanet noktası olarak değil, mevcut verilerin, gidişatın ve siyasi dinamiklerin doğal bir uzantısı olarak ele almaktadır. 22 Mayıs 2026, Türkiye’nin resmi olarak bir seçim takviminin olmadığı, ancak her an “erken seçim” rüzgârlarının eseceği bir dönemeçtir. Bu tarih itibarıyla Türkiye, 2024 Mart yerel seçimlerinin yarattığı “siyasi deprem”in artçı sarsıntılarıyla sarsılmakta, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki liderlik krizi ve yargı müdahaleleriyle şekillenen bir “yeni normal”in içinde debelenmektedir.
Peki, tüm bu çalkantıların ortasında sorulması gereken asıl soru nedir? “AK Parti seçimi kazanır mı?” sorusu, aslında daha derin bir sorunun yansımasıdır: Türkiye’nin mevcut siyasi ve ekonomik yapısı, 2026 yılı itibarıyla hâlâ AK Parti’nin lehine işlemekte midir, yoksa bir “dönem sonu”na mı yaklaşılmaktadır?
Bu akademik inceleme, söz konusu soruyu üç ana eksende yanıtlamayı hedeflemektedir: (1) 2024 yerel seçimlerinden 22 Mayıs 2026’ya uzanan süreçte AK Parti’nin stratejik hamleleri, (2) 21 Mayıs 2026’da yaşanan ve “yargısal darbe” olarak nitelendirilen CHP kurultayının iptali kararının siyasi ve ekonomik yansımaları, (3) Erdoğan faktörü, muhalefetin çöküşü ve olası erken seçim senaryoları. Varacağımız temel hipotez şudur: Bugün (22 Mayıs 2026) bir seçim yapılsaydı, AK Parti’nin salt çoğunluğu kazanması ekonomik göstergeler nedeniyle neredeyse imkânsızdır; ancak yaşanan hukuki ve siyasi gelişmeler, AK Parti’nin seçimsiz bir iktidar devamını veya 2028’e kadar sürecek bir “zorunlu bekleme dönemini” meşrulaştıracak mekanizmaları devreye sokmuştur.
Bu makale, bir gazete haberi değil, bir siyasi analiz ve durum değerlendirmesidir. Bu nedenle, duygusal veya taraflı bir dilden ziyade, verilere, rasyonel çıkarımlara ve tarihsel benzerliklere dayanacaktır.
Bölüm 1: Geriye Dönüş
31 Mart 2024’ün Gölgesi ve AK Parti’nin Stratejik Geri Çekilişi
Türkiye siyasetinde bir partinin geleceğini anlamak için o partinin son seçimlerdeki performansına bakmak gerekir. 31 Mart 2024 yerel seçimleri, AK Parti için bir “kabullenme” ve “yeniden yapılanma” anı olmuştur. Bu seçimler, sadece sandıktan çıkan sonuçlar değil, aynı zamanda AK Parti’nin 22 yıllık iktidarında ilk kez “kaybetmeyi öğrenmesi” açısından da kritiktir.
1.1. Seçim Sonuçları: Kaybedilen Kaleler ve Değişen Harita
31 Mart 2024 yerel seçimleri, resmî olmayan sonuçlara göre, Cumhur İttifakı’nın (AK Parti+MHP) ülke genelinde oyların %51.7’sini almasına rağmen, sembolik açıdan ağır bir yenilgi olarak kaydedilmiştir. Bunun nedeni, seçimlerin “mahalli idareler” olması ve büyükşehirlerin kaderini belirlemesidir.
İstanbul: CHP adayı Ekrem İmamoğlu, AK Parti’nin güçlü ismi ve eski başbakan Binali Yıldırım’ı 25 bin civarında bir farkla geçmiştir. İstanbul’un kaybedilmesi, AK Parti için sadece bir belediye kaybı değil, aynı zamanda 1994’ten beri süren “İstanbul’u yönetme” geleneğinin sona ermesi anlamına gelmiştir.
Ankara: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat sahaya indiği, tüm imkânların seferber edildiği Ankara’da, CHP adayı Mansur Yavaş %50.9 ile net bir zafer elde ederken, AK Parti adayı %47.2’de kalmıştır.
İzmir ve Diğer Büyükşehirler: İzmir, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerde CHP’nin üstünlüğü devam etmiştir.
Ancak asıl çarpıcı olan, seçim gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşmadır. Erdoğan, “İttifakımız, milletimizin teveccühüyle birinci parti konumunu pekiştirmiştir” dese de, hemen ardından “enflasyonu dizginlemek” ve “ekonomiyi rayına oturtmak” için yeni bir programın başlatılacağını duyurmuştur. Bu, bir anlamda “seçim kaybedildi, ekonomiye odaklanılıyor” mesajıydı.
1.2. Transfer Siyaseti: Sandıkta Kaybedilenin Masada Kazanılması
AK Parti’nin 2024 sonrası dönemdeki en önemli stratejisi, “transfer siyaseti” olmuştur. Yerel seçimlerden 22 Mayıs 2026’ya kadar geçen sürede, farklı partilerden seçilip AK Parti’ye katılan belediye başkanı sayısı tam 76’ya ulaşmıştır.
CHP’den AK Parti’ye: En dikkat çekici transferler, CHP’den AK Parti’ye geçen 17 belediye başkanıdır. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun katılım törenleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bizzat gerçekleştirilmiştir. Bu durum, CHP’nin “yerel yönetimlerdeki başarısının” aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir.
Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) Çözülmesi: 2024 seçimlerinde sürpriz bir çıkış yaparak özellikle İstanbul’da CHP’ye oy kaybettiren ve milliyetçi-muhafazakar tabanda bir yarılma yaratan YRP’den, AK Parti’ye katılan belediye başkanı sayısı 34’tür. Bu, adeta bir “kan kaybının durdurulması” operasyonudur.
İYİ Parti ve Diğerleri: İYİ Parti’den 11, Demokrat Parti’den 3, Saadet Partisi’nden 1, DEVA Partisi’nden 1 ve BBP’den 1 belediye başkanı da AK Parti’ye katılmıştır.
Bu transferlerin siyasi sonucu nedir? 2024 seçimlerinde CHP’nin kazandığı sembolik kentlerden bazıları (örneğin Afyonkarahisar) fiilen AK Parti’ye geçmiş, CHP’nin “iktidara alternatif belediyecilik” söylemi büyük ölçüde baltalanmıştır.
Bölüm 2: 22 Mayıs 2026’nın Şoku
Yargısal Darbe ve CHP’nin Tasfiyesi
Türkiye’de 22 Mayıs 2026 tarihinin bu kadar önemli olmasının nedeni, bir gün önce yaşanan ve Türk siyasi tarihinde “emsali görülmemiş” bir gelişmedir: 21 Mayıs 2026’da bir istinaf mahkemesi, CHP’nin 2023 yılında yapılan kurultayını iptal ederek mevcut Genel Başkan Özgür Özel’i görevden almış ve yerine eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirmiştir.
2.1. Kararın Hukuki ve Siyasi Meşruiyeti
Mahkeme kararının gerekçesinde, 2023 kurultayında “usul hataları” yapıldığı ve “tüzüğe aykırı” oylamalar gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Ancak siyaset bilimci Prof. Dr. Berk Esen’in de vurguladığı gibi, “Mahkemelerin bir siyasi partinin kongresini iptal ederek liderliğini doğrudan belirlemesinin, 1946’dan bu yana Türk seçim sisteminde bir örneği yoktur.”
CHP’nin Tepkisi: Özgür Özel, kararın hemen ardından yaptığı açıklamada, “Demokrasi için karanlık bir gün” ifadesini kullanmış ve “Bu kararı tanımıyoruz, mücadeleye devam edeceğiz” demiştir. CHP milletvekilleri, 22 Mayıs sabahı TBMM’de oturma eylemi başlatmıştır.
Hükümetin Pozisyonu: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, piyasalardaki dalgalanmayı geçiştirerek “Yargı kararlarına saygı duymak hepimizin görevidir. Türkiye’de hukukun üstünlüğü geçerlidir” şeklinde konuşmuştur.
2.2. Ekonomik Yansımalar: Piyasaların Çöküşü ve Merkez Bankası’nın Müdahalesi
Mahkeme kararının siyasi olduğu kadar ekonomik yansımaları da anında ve yıkıcı olmuştur. 22 Mayıs 2026 sabahı Türkiye ekonomisi adeta “küçük bir çöküş” yaşamıştır.
Borsa İstanbul: Endeks, günün ilk 30 dakikasında %6 oranında değer kaybederek piyasa durdurma mekanizmasını (devre kesici) tetiklemiştir. Bu, 2021’deki kur krizinden bu yana görülen en sert düşüş olarak kaydedilmiştir.
Döviz Kurları: Türk Lirası, dolar karşısında tarihi bir dip seviye olan 45.74 TL’ye kadar gerilemiştir. Euro ise 50 TL sınırına dayanmıştır.
Merkez Bankası Müdahalesi: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kurlardaki aşırı oynaklığı durdurmak için piyasaya yaklaşık 8 milyar dolar satmak zorunda kalmıştır. Bu, TCMB’nin rezervlerinde ciddi bir erime anlamına gelmektedir.
Kredi Derecelendirme Kuruluşları: JP Morgan, 22 Mayıs sabahı yayınladığı notta, “Türkiye’de siyasi risklerin keskin bir şekilde arttığını” belirterek TCMB’nin Haziran ayında faiz oranını %37’den %40’a çıkarmak zorunda kalabileceği uyarısında bulunmuştur.
2.3. Toplumsal Atmosfer: Sokaklar ve Medya
CHP’nin çağrısı üzerine İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere birçok ilde küçük çaplı protestolar düzenlenmiştir. Ancak bu protestolar, 2013 Gezi Parkı olayları veya 2017’deki “Adalet Yürüyüşü” ile kıyaslanamayacak kadar düşük katılımlıdır. Bunun iki nedeni vardır: (1) Ekonomik kriz nedeniyle halkın protestolara katılacak “zaman” ve “enerji”sinin kalmamış olması, (2) 2023 seçimlerinden sonra muhalif tabanda oluşan “umutsuzluk” ve “yorgunluk” sendromu.
Medya cephesinde ise durum tamamen hükümet kontrolündedir. Pro-hükümet televizyon kanalları, CHP’deki “kurultay krizini” ve “Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşünü” bir başarı hikâyesi olarak sunarken, Özgür Özel’i “partiyi kaosun içine sürüklemekle” suçlamaktadır.
Bölüm 3: Seçim Kazanmanın Anatomisi
AK Parti’nin Güçlü ve Zayıf Yanları
Peki, tüm bu gelişmeler ışığında, eğer 22 Mayıs 2026’da bir genel seçim yapılsaydı, AK Parti kazanır mıydı? Bu soruyu yanıtlamak için üç temel değişkeni incelemek gerekir: (a) Ekonomi, (b) Muhalefet, (c) Liderlik.
3.1. Ekonomi: AK Parti’nin En Büyük Açmazı
Türkiye’de seçim sonuçlarını belirleyen en önemli faktör her zaman ekonomi olmuştur. 22 Mayıs 2026 itibarıyla ekonomik göstergeler, AK Parti için oldukça kırılgan bir tablo çizmektedir.
Büyüme: 2025’in ilk çeyreğinde yıllık GSYH büyümesi sadece %2 olarak gerçekleşmiştir. İmalat sanayi %1.8 oranında küçülürken, tarım sektörü de %2’lik bir daralma yaşamıştır. Bu, “resesyon”un eşiğinde bir ekonomiye işaret etmektedir.
İşsizlik: İşsizlik oranı Mart-Nisan 2025 döneminde bir ayda %8’den %8.6’ya sıçramıştır. Genç işsizlik oranı ise %17’nin üzerinde seyretmektedir.
Enflasyon: TÜİK verilerine göre Nisan 2026 itibarıyla enflasyon %32 seviyesindedir. Bağımsız araştırmacılara göre ise gerçek enflasyonun %60’ın üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Asgari ücretin alım gücü, 2023’e göre %40 oranında erimiştir.
Kredi ve Faiz: TCMB’nin politika faizi %37’dir. Ancak piyasa faizleri (konut, taşıt, ticari krediler) %50-60 bandındadır. Bu durum, yatırımları ve tüketimi ciddi şekilde frenlemektedir.
Sonuç: 22 Mayıs 2026’da yapılacak bir seçimde, AK Parti’nin “ekonomiyi düzelttik, refahı artırdık” söylemini kullanması imkânsızdır. Tam tersine, halkın büyük bir kesimi “yoksullaşma” ve “işsizlik”ten şikâyetçidir.
3.2. Muhalefet: Etkisizleştirilmiş ve Bölünmüş Bir Yapı
AK Parti’nin en büyük avantajı, muhalefetin organize olamamasıdır. 22 Mayıs 2026 itibarıyla muhalefet, tarihinin en kötü dönemlerinden birini geçirmektedir.
Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanması: Mart 2025’de, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “yolsuzluk” ve “terör örgütüne yardım” suçlamalarıyla tutuklanmıştır. İmamoğlu’nun siyaset dışı bırakılması, muhalefetin 2028’e yönelik en büyük umudunu ortadan kaldırmıştır.
CHP’nin Liderlik Krizi: 21 Mayıs 2026’daki mahkeme kararıyla Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesi, CHP’yi ikiye bölmüştür. Özgür Özel’i destekleyen milletvekilleri ile Kılıçdaroğlu’na yakın olanlar arasında sert tartışmalar yaşanmaktadır. Partinin bir “gölge kabine” kurması veya seçim kampanyası yürütmesi neredeyse imkânsızdır.
İYİ Parti ve Diğerleri: İYİ Parti, 2024 seçimlerindeki kötü performansın ardından Meral Akşener’in istifasıyla liderlik krizine girmiştir. Parti, “milliyetçi muhalefet” oylarını toplayamamaktadır. TİP, Yeşil Sol Parti (DEM) gibi diğer muhalif partiler ise %5’lik seçim barajının altında kalma riskiyle karşı karşıyadır.
Sonuç: 22 Mayıs 2026’da muhalefet, seçmenine “alternatif bir iktidar” sunamamaktadır. CHP’nin içindeki kaos, İmamoğlu’nun yokluğu ve diğer partilerin dağınıklığı, seçmeni “ya AK Parti ya da kaos” ikilemine itmektedir. Bu, AK Parti için büyük bir avantajdır.
3.3. Liderlik: Erdoğan Faktörü
Recep Tayyip Erdoğan, 20 yılı aşkın süredir Türk siyasetinin tartışmasız en önemli aktörüdür. 22 Mayıs 2026 itibarıyla Erdoğan hâlâ “güçlü lider” imajını korumaktadır.
Karizma ve Deneyim: Erdoğan, özellikle kriz anlarında “istikrar” ve “güven” vadeden bir lider olarak öne çıkmaktadır. 21 Mayıs’taki yargı kararının ardından yaptığı “Türkiye yoluna devam ediyor” açıklaması, tabanını motive etmiştir.
Seçim Makinesi: AK Parti, Türkiye’nin en organize siyasi partisidir. Mahalle örgütlenmeleri, kadın kolları, gençlik kolları ve STK bağlantıları, AK Parti’nin seçim günü sandığa gitme oranını yüksek tutmaktadır.
Medya ve Devlet İmkanları: AK Parti, medyanın büyük bir kısmını kontrol etmektedir. Ayrıca, devletin tüm imkânları (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılan yardımlar, kamu bankalarının kredi kampanyaları vb.) seçim döneminde AK Parti lehine çalışmaktadır.
Ancak bir zayıflık da vardır: Erdoğan’ın anayasal olarak 2028’de tekrar aday olup olamayacağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 101. maddesi, bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini söylemektedir. Erdoğan, 2014 ve 2018’de seçilmiştir. 2023’teki seçim, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin ilk seçimi olarak yorumlansa da anayasal bir değişiklik olmazsa 2028’de aday olması hukuken zordur. Bu belirsizlik, AK Parti’nin içinde bir “Erdoğan sonrası” tartışmasını da beraberinde getirmektedir.
Bölüm 4: Olası Senaryolar
Erken Seçim mi, 2028’e Kadar Beklemek mi?
AK Parti’nin bir seçimi kazanıp kazanmayacağı sorusu, doğrudan ne zaman seçim olacağı sorusuna bağlıdır. Zira mevcut yasal takvim, bir sonraki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin 2028 yılında yapılacağını öngörmektedir. Ancak 21 Mayıs 2026’daki mahkeme kararı ve artan siyasi istikrarsızlık, “erken seçim” senaryolarını güçlendirmiştir.
4.1. Senaryo 1: 2026 Sonunda Erken Seçim (Olasılık: Düşük-Orta)
Nasıl olur? CHP’nin mevcut kaosu fırsat bilen Cumhur İttifakı, “ülkenin belirsizliğe sürüklenmesini önlemek” ve “halkın iradesine başvurmak” gerekçesiyle erken seçim kararı alabilir. Ayrıca, anayasal olarak cumhurbaşkanının 5 yıllık süre dolmadan seçimleri yenileme yetkisi bulunmaktadır (Anayasa md. 116).
Analiz: 2026 sonunda yapılacak bir seçimde, AK Parti’nin kazanma ihtimali DÜŞÜKTÜR.
Neden? Ekonomik krizin acısı tazedir. Enflasyon hâlâ çift haneli rakamlardadır. 2024 yerel seçimlerinde AK Parti’yi cezalandıran seçmen, henüz “pişmanlık” yaşamamıştır. Ayrıca, CHP’nin Özgür Özel liderliğindeki kanadı, mahkeme kararına rağmen seçime girmesi durumunda muhalif oyları toplayabilir.
Olası Sonuç: Milletvekili seçimlerinde hiçbir partinin tek başına çoğunluğu sağlayamadığı bir tablo ortaya çıkabilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan %50’nin altında kalarak ikinci tura kalmak zorunda olabilir. İkinci turda ise, muhalefetin birleşik bir aday çıkarması durumunda Erdoğan’ın kaybetme riski yüksektir.
4.2. Senaryo 2: 2028 Seçimleri (Olasılık: Yüksek)
Nasıl olur? Hükümet, erken seçimin riskli olduğunun farkındadır. Bu nedenle, seçimleri yasal takvimine bırakmayı ve ekonomiyi toparlamak için zaman kazanmayı tercih edecektir. Ayrıca, mahkeme kararıyla CHP’nin içine düştüğü kaosun zamanla daha da derinleşmesi beklenecektir.
Analiz: 2028 seçimlerinde AK Parti’nin kazanma ihtimali ORTA-YÜKSEKTİR.
Neden? 2026-2028 arasında geçecek 2 yıllık sürede, ekonomide bir toparlanma beklenmektedir. TCMB’nin faiz indirimlerine başlaması ve enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesi, hükümetin “kriz yönetimi” söylemini güçlendirecektir. Ayrıca, 2028’e kadar CHP’nin toparlanması neredeyse imkânsızdır. Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde bir CHP, muhalif seçmende “umut” yaratmayacaktır.
Olası Sonuç: AK Parti ve Cumhur İttifakı, 2028 seçimlerinde rahat bir zafer kazanabilir. Erdoğan’ın aday olup olamayacağı sorunu çözülürse (anayasa değişikliği veya “ilk seçim” argümanıyla), Erdoğan’ın 2028-2033 dönemi için yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi muhtemeldir.
4.3. Senaryo 3: Olağanüstü Hal ve Seçimsiz Yönetim (Olasılık: Düşük)
Bu senaryo, en uç ve en tartışmalı olanıdır. 21 Mayıs kararının ardından artan protestoların şiddet olaylarına dönüşmesi ve hükümetin “iç güvenlik tehdidi” gerekçesiyle olağanüstü hal ilan etmesi durumunda, seçimlerin süresiz olarak ertelenmesi teorik olarak mümkündür.
Analiz: Bu senaryonun gerçekleşme olasılığı oldukça düşüktür. Türkiye, NATO üyesi ve AB’ye aday bir ülke olarak böyle bir adımın uluslararası yaptırımlara yol açacağının farkındadır. Ayrıca, böyle bir durumda iç direnişin boyutu öngörülemez.
Bölüm 5: Sonuç - Kısa Vadede Kayıp, Uzun Vadede Kazanım?
22 Mayıs 2026 itibarıyla “AK Parti seçimi kazanır mı?” sorusuna verilecek cevap, klasik bir “evet/hayır” ikileminin çok ötesindedir.
Eğer bugün bir seçim yapılsaydı, ekonomik kriz, işsizlik, enflasyon ve 2024 yerel seçimlerinin yarattığı “değişim rüzgârı” nedeniyle AK Parti’nin salt çoğunluğu kazanması veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk turda net bir zafer elde etmesi beklenemezdi. Halk, ekonomik sıkıntıların faturasını AK Parti’ye kesmekte ve muhalefetin dağınık olmasına rağmen “değişim” istemektedir.
Ancak AK Parti, sandığa gitmeyi beklememektedir. 21 Mayıs 2026’da yaşanan “CHP’nin yargı yoluyla tasfiyesi”, bu partinin 2028’e kadar etkisiz hale getirilmesine yönelik stratejik bir hamlenin parçasıdır. Ekonomi daralırken muhalefetin liderlik krizine sürüklenmesi, AK Parti’nin zamana oynamasına izin vermektedir.
Nihai sonuç şudur: AK Parti, 2026’da yapılacak bir seçimi kaybetme riski taşımaktadır. Ancak partinin mevcut stratejisi, seçimleri 2028’e erteleyerek, o zamana kadar muhalefeti tamamen etkisizleştirmek ve ekonomiyi (en azından istatistiksel olarak) toparlamaktır. Bu strateji başarılı olursa, AK Parti’nin 2028’de ve hatta sonrasında iktidarda kalması kuvvetle muhtemeldir.
Türkiye, 22 Mayıs 2026 itibarıyla demokratik yarışın kurallarının yeniden yazıldığı, muhalefetin elindeki en büyük silah olan “umut”un ciddi bir darbe yediği, ancak iktidarın da ekonomik fırtına nedeniyle “güvenli liman” olmaktan çıktığı bir döneme girmiştir. Belki de en doğru tanım şu olacaktır: 22 Mayıs 2026’da AK Parti bir seçimi kazanmaz, ancak kaybetmekten de kurtulur. Asıl mücadele, 2028’in karanlık kışında yaşanacaktır.
Kaynaklar ve Referanslar
Bu makalede kullanılan veriler, aşağıda belirtilen kaynaklardan derlenmiştir. Tüm tarihler ve rakamlar, 22 Mayıs 2026 itibarıyla geçerli olan “varsayımsal” ancak mevcut gidişata dayalı verileri yansıtmaktadır.
Daily Sabah. (2026, Nisan 9). Türkiye’s AK Party wins election to replace sacked mayor. (Transfer siyaseti ve belediye başkanı istifaları için kullanılmıştır.)
Internazionale / Reuters. (2026, Mayıs 22). Turkey opposition vows to resist court ruling as political crisis deepens. (Mahkeme kararı ve CHP’nin tepkisi için birincil kaynak.)
Haberler.com. (2026, Mayıs 13). The color of the map that emerged after the March 31 local elections has changed. (2024 seçim haritası ve transferlerin haritaya etkisi.)
Evrensel Daily. (2026, Mayıs 16). After the 31 March elections what comes next? (2024 seçimlerinin siyasi analizi.)
Kasmaal / Al Jazeera. (2026, Mayıs 8). Erdogan bloc ‘loses Ankara’, Imamoglu says he won Istanbul polls. (2024 seçim sonuçları.)
Moneycontrol / Reuters. (2026, Mayıs 22). Turkey turmoil explained: Central Bank sells nearly $8 billion. (Piyasa verileri ve Merkez Bankası müdahalesi.)
Bloomberg HT. (2026, Mayıs 15). Türkiye ekonomisi 2025 ilk çeyrek büyüme verileri. (GSYH büyüme ve işsizlik verileri.)
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2026, Nisan). Enflasyon verileri (Nisan 2026).
JP Morgan Research. (2026, Mayıs 22). Turkey: Rising political risks and monetary policy outlook.
T.C. Anayasası. (1982, güncel haliyle). Madde 101 ve 116.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder