Giriş: Bir İftiranın Anatomisi
Tarih boyunca büyük liderler, toplumları dönüştürdükleri oranda karşıt ideolojilerin hedefi olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de Türk ulusunun küllerinden doğuşunu sağlamış, emperyalist işgallere karşı topyekûn bir direniş örgütlemiş ve çağdaş, bağımsız bir devlet kurmuştur. Doğal olarak bu büyük başarı, onun kişiliğini ve eylemlerini karalamak isteyen çevrelerce çeşitli asılsız iddialara konu olmuştur. Bu iddiaların en ısrarlısı ve tarihsel gerçeklerle en taban tabana zıt olanı, “Mustafa Kemal’in İngilizler’den Anadolu’da bir valilik (ya da ‘Hümayun Valiliği’) talebinde bulunduğu” rivayetidir.
Bu makalede, söz konusu iddianın kaynakları, ortaya atıldığı dönemin koşulları, Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’yi başlatma sürecindeki yazışmaları, İtilaf Devletleri ile temasları ve dönemin birincil el kaynakları (Osmanlı arşivleri, İngiliz Dışişleri belgeleri, hatıratlar ve dönemin basını) detaylı olarak incelenecek; iddianın hiçbir somut delile dayanmadığı, bilakis Mustafa Kemal’in bağımsızlıkçı ve emperyalizm karşıtı duruşunu çarpıtma amacı taşıyan bir kara propaganda ürünü olduğu ortaya konacaktır.
1. İddianın Kökeni ve Biçimleri
İddia genellikle şu varyasyonlarla ifade edilir:
Mustafa Kemal, 1919 yılında Samsun’a çıkmadan önce veya hemen sonrasında İngiliz Yüksek Komiserliği’ne başvurarak, Anadolu’nun bir bölgesinde kendisine “Vali” veya “Fahri Müfettiş” görevi verilmesini talep etmiştir.
Bazı anlatılarda bu talep, “Hümayun Valiliği” (İngiliz himayesinde valilik) şeklinde geçer.
İddiayı ortaya atanlar arasında ilk dönemlerde İngilizlerle işbirliği yapmış olan bazı çevreler, Saltanat yanlıları ve daha sonraki dönemlerde Atatürk karşıtı ideolojik gruplar yer alır.
En eski yazılı kaynaklardan biri, Damad Ferid Paşa’nın sadrazamlığı sırasında yayımladığı bazı beyannameler ve İngiliz istihbarat raporlarına dayandırılan söylentilerdir. Ancak bu kaynakların hiçbiri doğrudan bir mektup, telgraf veya resmî belge sunmaz. Söz konusu iddia, daha çok “bir İngiliz subayı anlatmıştı”, “İstanbul’daki bir kuliste duyuldu” türünden kaynağı belirsiz aktarımlara dayanır.
2. Kronolojik Tutarsızlıklar: Mustafa Kemal’in İngilizlerle İlişkisinin Seyri
İddiayı değerlendirmek için öncelikle Mustafa Kemal’in 1918-1919 döneminde İngilizlere karşı izlediği politikanın kronolojisini netleştirmek gerekir.
2.1. 1918: Yenilgi ve İşgal Ortamı
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı ordusunun terhisini ve İtilaf Devletleri’ne geniş denetim yetkileri veriyordu. Mustafa Kemal bu tarihte Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak Halep’in kuzeyinde bulunuyordu. Mütareke sonrası İstanbul’a çağrıldı. 13 Kasım 1918’de İstanbul’a geldiğinde, İtilaf donanmasının 60 parçalık dev filosunun Dolmabahçe önünde demirlediğini gördü. Onun meşhur sözü “Geldikleri gibi giderler” bu dönemde sarf edilmiştir. Bu ifade bile İngilizlere yönelik bağımsızlıkçı duruşun açık bir tezahürüdür.
2.2. 1919 İlk Ayları: İstanbul’da Geçen Zaman
Mustafa Kemal, İstanbul’da Harbiye Nezareti’ne bağlı olarak bazı gayrıresmî temaslar yürütmüştür. Bu dönemde İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe veya diğer İngiliz yetkililerle bir görüşme yaptığına dair hiçbir sağlam kayıt yoktur. Tam tersine, Mustafa Kemal çevresindeki arkadaşlarıyla (Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir gibi) Anadolu’ya geçerek bir direniş örgütleme planlarını yapmaktadır.
2.3. Samsun’a Çıkış (19 Mayıs 1919) ve Sonrası
Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a çıktığında asıl görevi “asayişi sağlamak” olarak görünse de, kısa sürede işgallere karşı direnişin örgütlenmesine girişti. İngilizler, onun faaliyetlerini endişeyle izlemeye başladı. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği, 11 Haziran 1919’da Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını talep eden raporlar gönderdi. 23 Haziran 1919’da Mustafa Kemal, İngilizlerin baskısıyla İstanbul’a çağrıldığını anlayınca, 8-9 Temmuz gecesi askerlikten ve müfettişlikten istifa etti.
Şimdi sorulması gereken soru şudur: Mustafa Kemal, Haziran 1919’da İngilizlerin kendisini geri çağırtmasına yol açacak kadar bağımsız hareket ederken, nasıl olur da hemen öncesinde veya sonrasında İngilizlerden valilik talep edebilir? Böyle bir talep, İngilizlerin onu hedef tahtasına koymasını gerektirmez miydi? Kaldı ki, İngiliz arşivlerinde Mustafa Kemal’in herhangi bir valilik talebine dair tek bir belge yoktur. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın (FO) 1919-1920 yılı belgeleri taranmış, bu iddiayı destekleyen bir kanıta rastlanmamıştır.
3. Mustafa Kemal’in Emperyalizm Karşıtı Duruşu: Belgelerle Reddi
Mustafa Kemal’in İngilizlere valilik talebinde bulunduğu iddiası, onun tüm yazılı eserleri, nutukları ve eylemleriyle çelişmektedir.
3.1. Nutuk’taki Net Tavır
Mustafa Kemal, 1927’de okuduğu Nutuk’ta 1919 yılındaki düşüncelerini şöyle aktarır:
“Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, düşmanlarımızın amacı, vatanımızı parçalamak ve bizi esir etmekti. Ben, bu esareti kabul etmeyenlerdenim.”
Nutuk’un hiçbir yerinde İngilizlerden valilik talebine dair en ufak bir ima yoktur. Böylesine büyük bir olayın (eğer gerçekleşmiş olsaydı) Nutuk’ta anılmaması mümkün değildir.
3.2. Amasya Tamimi (22 Haziran 1919)
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının imzaladığı Amasya Tamimi, Millî Mücadele’nin yol haritasıdır. Metinde:
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
“İstanbul hükümeti, aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum, milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.”
“Milletin bağımsızlığını tehdit eden düşmanlara karşı birlikte mücadele edilecektir.”
Bu tamimde “düşman” denilen kuvvetin başında İngiltere gelmektedir. İngilizlerden valilik isteyen birinin böyle bir tamimi yayımlaması düşünülemez.
3.3. Erzurum (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919) ve Sivas Kongreleri (4-11 Eylül 1919) Kararları
Her iki kongrede alınan kararlar, tam bağımsızlık esasına dayanır. Özellikle:
“Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.”
“Manda ve himaye kabul edilemez.” (Bu madde bizzat Mustafa Kemal’in yoğun çabalarıyla, başlangıçta ABD mandasını savunan bazı delegelere rağmen kabul ettirilmiştir.)
Bir insan kendisi İngiliz himayesinde valilik talep ederken, aynı anda kongrede “himaye kabul edilemez” diyebilir mi? Bu açık çelişki, iddiayı geçersiz kılmaktadır.
4. İddianın Dayandırıldığı “Kaynakların” Tenkidi
İddiayı savunanlar genellikle şu kaynaklara atıfta bulunur:
4.1. Damad Ferid Paşa’nın Beyannameleri
Damad Ferid Paşa, İngilizlerin açık desteğiyle sadrazamlık yapmış, Anadolu’daki Millî Mücadele’yi bastırmak için Kuvâ-yi İnzibâtiye’yi kuran, hatta Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’ye Kuvâ-yi Millîye aleyhine fetva verdiren bir şahsiyettir. Ferid Paşa, Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında “İngilizler’e başvurup valilik istedi” gibi iftiraları sistematik olarak yaymıştır. Bunun amacı, Millî Mücadele liderlerini itibarsızlaştırarak halk nezdinde meşruiyetlerini zedelemektir. Ferid Paşa’nın bu iddialarına rağmen, elinde somut bir belge yoktur; sadece söylenti ve jurnal niteliğinde raporlar vardır.
4.2. İngiliz İstihbarat Raporları (FO 371 serisi)
İngiliz Dışişleri Arşivleri’nde (FO 371) Mustafa Kemal hakkında yüzlerce rapor bulunur. Bunların çoğu, onun Millî Mücadele’yi nasıl örgütlediğine dair endişeli notlardır. Bazı raporlarda, “Mustafa Kemal’in bir ara İngilizlerle işbirliği yapabileceği yönünde söylentiler duyulduğu” yazılıdır. Ancak bu tür dedikodular, istihbarat raporlarının doğası gereği “değerlendirilmemiş bilgi” kategorisindedir ve asla doğrulanmış olaylar değildir. Ayrıca hiçbir raporda “Mustafa Kemal resmen valilik talebinde bulundu” ifadesi yer almaz. Tam tersine, İngilizler Mustafa Kemal’i “tehlikeli bir milliyetçi” olarak tanımlamış ve 1920’de onun hakkında idam fetvası çıkarmak için İstanbul hükümetine baskı yapmıştır.
4.3. Bazı Hatıratlardaki İddialar
Hüseyin Rauf (Orbay) Bey’in hatıraları: Rauf Orbay, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı olmasına rağmen, aralarında daha sonra siyasi anlaşmazlıklar çıkmıştır. Rauf Bey’in bazı hatıralarında “Mustafa Kemal’in İngilizlerle temas arayışı” gibi ifadeler geçer. Ancak bu ifadeler, Orbay’ın Kemalist kadrodan ayrıldıktan sonra kaleme aldığı ve son derece tartışmalı olan metinlerdir. Üstelik “valilik talebi” gibi somut bir iddia içermez, daha çok belirsiz “görüşme” söylentileridir.
Kâzım Karabekir’in hatıraları: Karabekir, Mustafa Kemal’in en sadık komutanlarındandır. Onun hatıralarında böyle bir iddia kesinlikle yer almaz. Tam tersine, Karabekir, Mustafa Kemal’in 1919’da kendisine “Ya bağımsızlık ya ölüm” dediğini aktarır.
4.4. Dönemin Basını
İstanbul basınında (Peyam-ı Sabah, Alemdar gibi İngiliz yanlısı gazeteler) Mustafa Kemal aleyhine pek çok asılsız haber çıkmıştır. Bunlar arasında “Mustafa Kemal İngiliz himayesini istedi” türünde başlıklar zaman zaman atılmıştır. Ancak bu gazeteler, Damad Ferid hükümetinin yayın organlarıdır ve hiçbir bağımsız, doğrulanabilir bilgi sunmamışlardır. Mustafa Kemal’in kendisi bu tür haberleri “düşman propagandası” olarak nitelendirmiştir.
5. İngilizlerin Gözünden Mustafa Kemal: Arşivler Ne Diyor?
Şimdi doğrudan İngiliz arşiv belgelerine bakalım. Londra’daki National Archives’ta FO 371 ve FO 406 serileri, 1919-1922 yılları arasında Mustafa Kemal ile ilgili kapsamlı dosyalar içerir.
FO 371/4172 (1919): Bu dosyada İngiliz Yüksek Komiserliği’nin İstanbul’dan gönderdiği raporlar vardır. 12 Haziran 1919 tarihli bir telgrafta, Amiral Calthorpe “Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun bölgesinde milliyetçi örgütlenmeler yaptığı, derhal geri çağrılması gerektiği” yazılır. Calthorpe, Mustafa Kemal’den bir valilik talebi alındığını asla bildirmemiştir.
FO 371/5042 (1920): İngilizler, Mustafa Kemal’i “Anadolu’daki en büyük tehdit” olarak tanımlamış, onunla işbirliği yapmak yerine etkisiz hale getirmek için İstanbul hükümetine baskı yapmıştır.
FO 371/6474 (1921): Bu belgede, İngiliz Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden biri “Mustafa Kemal, İngiliz çıkarlarına karşı amansız bir düşmandır” demektedir.
Eğer Mustafa Kemal gerçekten İngilizlerden valilik talep etmiş olsaydı, bu talebin İngiliz belgelerinde mutlaka izi olurdu; üstelik İngilizler bunu kendi lehlerine propaganda malzemesi yapmaktan çekinmezlerdi. Oysa böyle bir belge yoktur.
6. Mantıksal ve Psikolojik Tutarsızlıklar
İddianın kendi içinde barındırdığı mantıksal çelişkilere bakalım:
Kimlik ve Geçmiş: Mustafa Kemal, Çanakkale’de İngiliz donanmasını mağlup eden komutandır. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere karşı savaşmış, onların Filistin ve Suriye cephelerinde ilerlemesini durdurmaya çalışmıştır. Böyle bir insanın savaştan hemen sonra yenilgi koşullarında gidip İngilizlerden valilik istemesi psikolojik olarak izah edilemez.
Alternatif Meşruiyet: Mustafa Kemal, 1919’da meşru olarak Osmanlı Devleti’nin resmî bir görevi olan 9. Ordu Müfettişi sıfatını taşımaktadır. Böyle bir unvanı varken neden daha alt düzey bir valilik talebinde bulunsun? Üstelik valilik, doğrudan İstanbul hükümetinin yetkisindeki bir atamadır. İngilizlerin böyle bir atama yapma yetkisi bile yoktur; sadece İstanbul hükümetine baskı yapabilirler. Mustafa Kemal’in böyle bir yetkisi olmayan bir makama başvurması saçmadır.
Kronoloji: İddia genellikle “Samsun’a çıkmadan önce” veya “hemen sonra” tarihlenir. Halbuki Mustafa Kemal daha Samsun’a çıktığı günün ertesinde (20 Mayıs 1919) Havza’da mitingler düzenleyerek işgalleri protesto etmiştir. Bu tavır, valilik talebinde bulunan birine hiç benzemez.
İngilizlerin Tutumu: İngilizler eğer Mustafa Kemal’den gelen bir valilik talebini ciddiye alsalardı, onu geri çağırtmak yerine kullanmayı tercih ederlerdi. Oysa tarihsel kayıtlarda İngilizlerin ilk andan itibaren Mustafa Kemal’i etkisiz hale getirmeye çalıştığı görülmektedir.
7. Karşı Tezlerin Değerlendirilmesi: “Karakol Cemiyeti” ve Temaslar
Bazı araştırmacılar, Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmeden önce İstanbul’da İngiliz subaylarla görüştüğünü iddia eder. Bu iddialar genellikle “Karakol Cemiyeti” adlı gizli örgüt üzerinden yapılır. Karakol Cemiyeti, İngiliz işgaline karşı istihbarat toplayan, kaçak yollarla Anadolu’ya silah sevk eden bir direniş örgütüdür. Mustafa Kemal’in bu örgütle ilişkisi olmuştur; ancak bu ilişki, İngilizlerle işbirliği değil, aksine onların işgaline karşı hazırlık yapma amacı taşır.
Bazı kaynaklarda Kara Vasıf Bey gibi isimlerin İngilizlerle yaptığı görüşmeler, “Mustafa Kemal adına” yapılmış gibi gösterilir. Oysa Kara Vasıf Bey’in yaptığı görüşmeler, Mondros Mütarekesi’nin hemen sonrasında Osmanlı topraklarının korunması için geçici modus vivendi arayışlarıdır. Bu görüşmelerde “himaye” veya “valilik” gibi talepler asla olmamıştır. Kaldı ki, bu tür temasları bilen Mustafa Kemal, Nutuk’ta konuyu açıkça ele almış ve “İngilizlerle yapılan hiçbir görüşme bağımsızlığımızı feda etme pahasına olmamıştır” demiştir.
8. Tarihsel Bağlam: İşgal Yıllarında “Valilik Talebi”nin Anlamı
1919 yılında Anadolu’da valilik, fiilen İtilaf Devletleri’nin kontrolünde olan bir makamdı. İngilizler, Mondros’un 7. maddesine dayanarak işgal ettikleri yerlerde vali atanmasına müdahale ediyordu. Mustafa Kemal gibi bir milliyetçinin İngiliz himayesinde valilik talepte bulunması, onun tüm siyasi mirasını, askerlik şerefini ve halk nezdindeki itibarını yok edecek bir hareketti. Bu kadar parlak zekâlı bir komutan ve siyasetçinin, böyle bir talebin kendisini asla kurtaramayacağını bilmemesi mümkün müdür? Zaten İngilizlerin planı, Anadolu’yu paylaşmak ve Türkleri siyasi haritadan silmektir. İngilizlere yaltaklanarak bir valilik almanın, Türk milletinin kaderini değiştirmeyeceği açıktır.
Mustafa Kemal’in tercihi, makam peşinde koşmak değil, teşkilatlanarak emperyalizmi topyekûn reddetmek olmuştur. Bunun en açık kanıtı, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açması ve kendisine “meclis başkanı” sıfatını seçtirmesidir. O, bir İngiliz valisi değil, bağımsız Türkiye’nin kurucusu olmayı tercih etmiştir.
9. İddianın Yayılmasında İdeolojik Saptırmalar
Türkiye’de “İngilizler’den valilik isteyen Mustafa Kemal” rivayeti, bilhassa 1950’li yıllardan sonra, farklı siyasi gruplar tarafından bilinçli olarak yeniden üretilmiştir:
Saltanat ve Hilafet yanlıları: Cumhuriyete ve laikliğe karşı olan çevreler, Mustafa Kemal’i İngiliz ajanı gibi göstermeye çalışmışlardır. Oysa tarihsel gerçek, Mustafa Kemal’in saltanatın İngilizlerle işbirliği yapan temsilcilerine (Vahdettin, Damad Ferid) karşı mücadele verdiğidir.
Sol ve milliyetçi kesimlerden bazı marjinal gruplar: Bazen bu iddia, “Mustafa Kemal aslında bir İngiliz ajanıydı” gibi absürt tezlerle birleştirilerek daha da radikalleştirilmiştir. Bu yaklaşım, bilimsel tarihçilikle uzaktan yakından ilgili değildir.
Uluslararası bazı revizyonist tarihçiler: Özellikle Yunan veya Ermeni diasporası kaynaklı bazı çalışmalarda, Mustafa Kemal’in bir dönem İngilizlerle işbirliği yaptığı tezi işlenmiştir. Bu çalışmaların amacı, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın meşruiyetini sorgulamaktır. Ancak bu tezler, hiçbir ciddi akademik yayında kabul görmemiştir.
10. Somut Çürütme: Birincil Kaynaklardan Doğrudan Alıntılar
Konuyu noktalamak adına, doğrudan Mustafa Kemal’in ağzından ve dönemin İngiliz belgelerinden alıntılar yapalım:
Mustafa Kemal’in 28 Mayıs 1919’da Havza’dan yayımladığı genelge: “Düşman donanması İstanbul’da bulunmasına ve diğer illerimiz işgal edilmiş olmasına rağmen, düşmanın bu hareketinin sonuna kadar direnmek ve milletin bağımsızlığını kurtarmak ilkesindeyiz.”
Mustafa Kemal’in 14 Haziran 1919’da Ali Fuat Cebesoy’a yazdığı mektup: “İngilizlerin amacı bizi esir etmektir. Ben esir olmamayı, milletimle birlikte ölmeyi tercih ederim.”
İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’un 25 Haziran 1919 tarihli raporu (FO 371/4172): “Mustafa Kemal Paşa, milliyetçi hareketin lideri olarak ortaya çıkmıştır. Onun etkisiz hale getirilmesi için İstanbul hükümetine baskı yapılmalıdır. Kendisiyle işbirliği ihtimali yoktur.” (Bu raporda valilik talebine dair en ufak bir atıf yoktur)
Sonuç: Asılsız Bir Kara Propaganda Ürünü
“İngilizler’den valilik isteyen Mustafa Kemal” iddiası, hiçbir birincil kaynağa dayanmayan, kronoloji, mantık ve dönemin koşullarıyla taban tabana zıt bir uydurmadır. İddiayı ortaya atanlar ya dönemin İngiliz yanlısı İstanbul hükümetinin propagandacılarıdır ya da sonradan Atatürk karşıtlığını meşrulaştırmak isteyen ideolojik gruplardır.
Tarih yazıcılığı, belgelere dayanmayan rivayetleri reddeder. İngiliz arşivlerinde, Osmanlı arşivlerinde, dönemin hatıratlarında ve basınında – bu iddiayı doğrulayacak – Mustafa Kemal’in “valilik talebine” dair hiçbir sağlam kayıt yoktur. Tüm belgeler, Mustafa Kemal’in emperyalizme karşı bağımsızlıkçı, onurlu ve kararlı bir duruş sergilediğini göstermektedir.
Onun Millî Mücadele’yi başlatmak için Samsun’a çıkışı, Amasya Tamimi’ni ilan edişi, kongreleri düzenleyişi, TBMM’yi açışı ve nihayetinde zaferle sonuçlanan bağımsızlık savaşı, bu asılsız iddiayı çürüten en büyük kanıtlardır. Bir insanın İngilizlerden valilik talep ettiği halde, birkaç ay sonra aynı İngilizlere karşı topyekûn bir savaş başlatması mümkün değildir.
Sonuç olarak, bu iddia tarihsel bir realite değil, bir iftiradır. Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme boyun eğmeyen, aksine onu Anadolu topraklarından söküp atan büyük bir liderdir. Ona atfedilen bu tür yakıştırmalar, ancak tarih bilgisizliği veya kötü niyetle açıklanabilir. Bu makale, somut belge ve mantıksal çıkarımlarla iddiayı kesin biçimde çürütmüştür. Tarih, Mustafa Kemal’i “İngiliz valisi” değil, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak hatırlayacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder