Bir Metafor Olarak Köpek
"Hak, Muhammed, Ali. Ey Dede! Sana dil verdim, haktan ve hakikatten yana baş kaldır. Döktüğünü doldur, ağlattığını güldür, yıktığını yap. Bu yolda incinme, incitme; dar gel, doğru söyle." İşte bu yola girene, RIZALIK yolunda denir.
Şu örnek üzerine düşünelim: Bir köpek kümese girer ve tavukları yer. O bir hayvandır ve bu eyleminin iyi ya da kötü olduğunu bilemez. Aynı şekilde, bazı insanlar da sûrette insan olabilir (yani insan suretindedir), ancak yaptığı bir eylemin iyi mi kötü mü olduğunun bilincinde değilse, o sîrette hayvan (yani özü itibarıyla) olarak kalır.
Kişi, yaptığı eylemin iyi veya kötü olduğunun bilincine varırsa, işte o zaman sûrette insan, sîrette de insan olma yoluna girer. Fakat kemale ermek için bu da yetmez. O kişi, yediği tavukların parasını, zarar verdiği sahibine öder ve onun rızalığını alırsa, artık sûrette insan, sîrette insan-ı kâmil olma mertebesine yükselir ve gerçek rızalık yolunda ilerler.
Bu yolun özü, kişinin tüm sıkıntıları kendinden bilmesidir. "Ayağıma taş dolansa, kendimden bilirim." sözü bu hakikati ifade eder. Nasıl ki el, gövdenin kaşındığı yeri bilirse, can da kendi derdinin dermanını içinde taşır.
Bu yolun yolcuları ikiye ayrılır: Ârifler ve kâmiller, daima özünü yoklar; cahiller ise daima kendini aklar. İnsan-ı kâmil, sürekli özünü yoklayarak eksiğini ve kusurunu bulur. Maddi veya manevi olarak zarar verdiği her mazlumun zararını, ziyanını tazmin eder ve nihayetinde rızalık yoluna girer. İşte esas olan da budur.
Alevi metnindeki "kümesdeki köpek" metaforu, insanlık durumuna dair derin bir fenomendir. Köpek, eyleminin etik sonuçlarından habersizdir; onun için eylem, sadece içgüdüsel bir doyumdur. Buradan hareketle, bu metafor insanın bilinç, özgürlük ve sorumluluk üçgenindeki yerini anlamak için kullanabilir.
Anahtar Kelimeler: Analitik Felsefe, Alevi-Bektaşi Tasavvufu, Rızalık, Dört Kapı, Sorumluluk, Sanctuary, Wittgenstein, Dil Oyunları
Özet:
Bu makale, Alevi-Bektaşi geleneğindeki “kümesdeki köpek” metaforunu ve bu metaforun modern bir tezahürü olarak okunabilecek Zachary Wigon’un “Sanctuary” (2022) filmini analitik felsefe perspektifiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, öncelikle metaforun “sûret” (form) ve “sîret” (öz) ayrımı üzerinden kurduğu etik ve ontolojik çerçeveyi, Ludwig Wittgenstein’ın “dil oyunları” ve “yaşam biçimi” kavramları ışığında analiz eder. Ardından, “Sanctuary” filmindeki Hal ve Rebecca karakterlerinin dinamiklerini, bu çerçeve içerisine yerleştirerek bir “Rızalık” arayışı ve “Dört Kapı” (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) mertebeleri sınamasına tabi tutar. Sonuç olarak, makale, hem geleneksel öğretinin hem de modern anlatının, insanın bilinç, özgür irade ve etik sorumlulukla tanımlanan “insan olma” haline dair evrensel ve analitik olarak incelenebilir argümanlar sunduğunu ortaya koyar.
1. Giriş: Metaforun Analitik Açıdan Parçalanışı
Alevi metnindeki “kümesdeki köpek” metaforu, analitik felsefenin en temel uğraşlarından biri olan “anlamın açıklığa kavuşturulması” için verimli bir zemindir. Metafor, bir dizi kavram çifti üzerine inşa edilmiştir:
Sûret (Form) / Sîret (Öz): Metnin temel ayrımıdır. Analitik açıdan, “sûret” gözlemlenebilir, dışsal özellikler kümesi (insan bedeni), “sîret” ise bu formun içini dolduran niyet, bilinç ve eylemlerin toplamıdır. Bu, Gilbert Ryle’ın “makinedeki hayalet” eleştirisine[1] bir yanıt gibidir: Sîret, bedenden ayrı bir töz değil, eylemlerde ve dilde tezahür eden bir “düzenek”tir.
Bilinç / İçgüdü: Köpek, içgüdüsel dürtüleriyle hareket eder. Eyleminin anlamı ve sonuçları üzerine bir düşüncesi yoktur. Bu, onu ahlaki bir özne olmaktan çıkarır. İnsan ise, dil ve düşünce yetisi sayesinde eylemlerini “anlamlandırabilme” potansiyeline sahiptir.
Eylem / Tazmin (Onarım): Metafor, salt eylemi yeterli görmez. Eylemin ardından gelen ve onu tamamlayan “tazmin” edici ikinci bir eylemden bahseder. Bu, J.L. Austin’in “Edimsel Sözler” (Performative Utterances)[2] teorisine benzer: “Özür dilerim” demek bir edimdir, ancak “tazmin ederim” demek ve bunu yapmak, bu edimi tamamlayan ve anlamını derinleştiren bir başka edimdir.
Bu kavram çiftleri, bireyin manevi yolculuğunu “Dört Kapı” sistematiği içinde modelleyen bir etik hiyerarşi oluşturur.
2. Dört Kapının Analitik Bir Yorumu: Kavramların Aşamalı Olarak Netleşmesi
Metinde açıkça belirtilmese de, verdiğiniz şema, “kümesdeki köpek” örneğinin “Dört Kapı” öğretisiyle nasıl örtüştüğünü mükemmel bir şekilde göstermektedir. Analitik felsefe, bu aşamaları bir kavramsal netleşme süreci olarak okuyabilir.
Şeriat Kapısı (Köpek Hal): Buradaki birey, dil oyununun kurallarını bilemez. “İyi” ve “kötü” kavramları onun yaşam biçiminde yoktur veya anlamsızdır. Wittgenstein’a göre, bir dil oyununu anlamak, onun içinde yaşamaktır[3]. Köpek, “etik” dil oyununun dışındadır. Sûreti insan, sîreti (anlam dünyası) itibarıyla hayvandır.
Tarikat Kapısı (Kısmi Bilinç): Birey, “iyi” ve “kötü” kavramlarının varlığının farkına varır (dil oyununa girer) ancak bu kavramların içeriğini, sınırlarını ve kişisel sorumluluğunu henüz tam olarak idrak edemez. “Yaptığını düşünür ama hesabını vermeyi düşünmez.” Bu, kavramların bulanık ve yanlış kullanıldığı bir aşamadır.
Hakikat Kapısı (Kavramların Netleşmesi): Birey, “kötü” kavramının ne anlama geldiğini ve bu kavramın kendi eylemi için geçerli olduğunu net bir şekilde görür. Bu, analitik anlamda bir kavram analizi başarısıdır. Özür dilemek, bu netliğin dildeki tezahürüdür. Artık sûrette ve sîrette insandır.
Marifet Kapısı (Edimsel Sorumluluk): Bu nihai aşama, kavramsal netliğin somut eyleme dönüşmesidir. “Kötü”nün ne olduğunu bilmek yetmez, onun yol açtığı zararı “onarmak” gerekir. Austin’in teorisindeki “edim” burada en üst seviyeye ulaşır. “Tazmin ediyorum” sözü, bir şey yapar – ilişkiyi onarır, rızalığı tesis eder. Bu, İnsan-ı Kâmil olma halidir.
3. “Sanctuary” Filminin Dört Kapı Sınamasından Geçirilmesi
Film, bu soyut felsefi çerçevenin karmaşık, kirli ve modern bir laboratuvarıdır. Hal ve Rebecca, başlangıçta kurguladıkları rol oyunu (dil oyunu) içinde sıkışıp kalmış iki karakterdir.
Başlangıç: Karmaşık bir Şeriat/Tarikat Döngüsü: Hal ve Rebecca, kuralları önceden belirlenmiş bir “dominasyon” dil oyunu oynamaktadır. Bu oyunun içinde, gerçek dünyanın etik kuralları (“kötü”nün anlamı) askıya alınmıştır. Her ikisi de eylemlerinin sonuçlarını (sîretlerini) bu oyunun dışına taşımayı planlamaz. Bu, gelişmiş bir “şeriat” halidir; kuralları vardır ama bu kurallar gerçek hayatı düzenlemez. Hal, oyun bittiğinde, gerçek hayattaki sorumluluklarından (CEO olmak) kaçınmak ister. Rebecca ise oyunun kurallarının gerçek hayata sirayet etmesini ister. Bu çatışma, onları “tarikat” aşamasına iter; kuralların farkındadırlar ama bu kuralların nasıl uygulanacağı konusunda bir krize girerler.
Kriz: Hakikat Kapısına Doğru Sancılı Bir Yolculuk: Hal’in oyunu bitirme kararı, Rebecca’yı bir şantaj eylemine iter. Bu noktada, her ikisi de eylemlerinin “kötü” olduğunun bilincine varırlar (Hakikat Kapısı’nın eşiği). Ancak bu bilinç, onları olgunlaştırmak yerine, bir güç mücadelesine iter. Özür dilemek yerine, birbirlerini kontrol etmeye çalışırlar. Hal’in “Seni öldürebilirim” tehdidi ve Rebecca’nın hamilelik planı, “tazmin” etmek yerine “tahakküm” kurmaya yönelik ilkel çabalardır. Wittgenstein’ın dediği gibi, dil dünyamızı sınırlar[4]. Onların dil oyunu, hâlâ şiddet, kontrol ve manipülasyon üzerine kuruludur; bu nedenle “marifet”e ulaşmaları imkansızdır.
Çözülme: Kusurlu Bir Rıza Arayışı: Filmin sonundaki uzlaşı, tam bir “marifet” ve “rızalık” hali midir? Analitik bir bakış, buna şüpheyle yaklaşır.
Tazmin: Hal, Rebecca’ya CEO’luk teklif ederek bir nevi “tazmin”de bulunur. Rebecca’nın kaybettiği işi ve itibarı ona geri verir.
Rıza: Karakterler, birbirlerinin varlığını kabul ederek ve “aşık olduk” yalanını söyleyerek dış dünyayla bir uzlaşı (rıza) sağlarlar.
Ancak, buradaki sîret sorgulanmaya açıktır. Bu çözüm, içten bir pişmanlık ve öz-eleştiriden (ârifler ve kâmiller daima özünü yoklar) ziyade, karşılıklı bir çıkar ve bağımlılık anlaşmasıdır. İlişkilerinin temelindeki manipülatif dinamik tamamen ortadan kalkmamış, sadece şekil değiştirmiştir. Bu, Alevi metnindeki idealize edilmiş “rızalık” yolunun, modern dünyadaki kusurlu, pragmatik ve belki de gerçekçi bir yansımasıdır. Sûreten bir çözüm vardır, ancak sîretin ne kadar dönüştüğü belirsizdir.
4. Sonuç: İnsan Olmanın Analitik ve Tasavvufi Tanımı Üzerine
“Kümesdeki köpek” metaforu ve “Sanctuary” filmi, insan olma halinin iki farklı ama birbiriyle konuşan tanımını sunar.
Alevi-Bektaşi öğretisi, normatif ve idealist bir tanım sunar: İnsan, eylemlerinin bilincinde olan, bu bilinçle kendini eleştiren, hatasını onaran ve nihayetinde toplumsal uyumu (rızalığı) gözeten varlıktır. Bu yol, analitik felsefenin kavramsal netlik arayışıyla paralellik gösterir; her aşama, bir öncekinden daha net, daha anlamlı ve daha edimseldir.
“Sanctuary” filmi ise bu idealin, postmodern, bireyci ve kapitalist bir bağlamda nasıl sınandığını, büküldüğünü ve kusurlu bir şekilde tezahür ettiğini gösterir. Gerçek dünyada “rıza”, bazen saf bir gönül alma değil, karşılıklı çıkar ve rol yapma üzerine kurulu bir uzlaşı olabilir.
Her iki anlatı da, analitik felsefenin araçlarıyla incelendiğinde, ortak bir sonuca işaret eder: İnsanı insan yapan, biyolojik formu (sûret) değil, eylemlerini anlamlandırma, bu anlamlar üzerine düşünme ve eylemlerinin sonuçlarını üstlenme kapasitesidir (sîret). Bu kapasite, dil ve toplumsallık içinde var olur. “Sanctuary”deki karakterler, bu kapasitenin sınırlarında gezinen, bazen başarısız olan ama yine de onunla tanımlanan varlıklardır. Nihai yargı, izleyiciye/yoruma bırakılmıştır: Hal ve Rebecca, nihayetinde “kümesdeki köpek” olmaktan kurtulup “insan-ı kâmil” olma yolunda bir adım atabilmiş midir? Cevap, seyircinin “sûret”e mi yoksa “sîret”e mi baktığına bağlıdır.
Kaynakça:
[1] Ryle, Gilbert. (1949). The Concept of Mind. University of Chicago Press.
[2] Austin, J.L. (1962). How to Do Things with Words. Harvard University Press.
[3] Wittgenstein, Ludwig. (1953). Philosophical Investigations. Blackwell Publishing.
[4] Wittgenstein, Ludwig. (1921). Tractatus Logico-Philosophicus. Harcourt, Brace & Company.
[5] Birden fazla yazar. (2007). Alevilik-Bektaşilik Yazıları. İletişim Yayınları. (Toplu bir kaynak olarak belirtilmiştir, metindeki ana fikirlerin kaynağıdır).
[6] Wigon, Zachary (Director). (2022). Sanctuary [Film]. Neon.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder