10 Ekim 2025 Cuma

Das Kapital Bakışıyla Sosyoloji Bilimlerini İnceleme

Sosyolojinin Diyalektiği: Tarihsel Dönemler, Temel İlkeler ve Das Kapital Merceğinden Eleştirel Bir Analiz

Özet:
Bu makale, sosyolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışından günümüze kadar olan tarihsel seyrini, temel ilke ve görüşlerini, kurucu düşünürlerin katkıları bağlamında detaylandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, sosyolojik düşünceyi kronolojik bir düzlemde (Klasik, Modern, Çağdaş dönemler) ele almanın yanı sıra, Karl Marx'ın başyapıtı Das Kapital'in sunduğu analitik çerçeveyi bir "tez" olarak merkeze alarak, diğer sosyolojik gelenekleri onunla diyalektik bir ilişki içinde (antitez ve sentezler oluşturarak) incelemeyi hedeflemektedir. Sosyolojinin temel soruları (toplumsal düzen, değişim, eşitsizlik, birey-toplum ilişkisi) bu diyalektik okuma üzerinden sorgulanacak, Marx'ın kapitalizm eleştirisinin sosyolojik analiz için sunduğu imkanlar ve sınırlılıklar tartışmaya açılacaktır. Makale, 7500 kelimelik kapsamı içinde, sosyolojinin evrimini, onu şekillendiren tarihsel-toplumsal koşullar ve entelektüel tartışmalar ışığında, derinlemesine bir analize tabi tutacak ve zengin bir kaynakça ile desteklenecektir.


Giriş: Sosyolojinin Doğuşu ve Das Kapital'in "Tez" Olarak Konumlandırılması

Sosyolojinin 19. yüzyıl Avrupa'sında sistematik bir disiplin olarak ortaya çıkışı, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi gibi iki büyük dönüşümün yarattığı sarsıntıların doğrudan bir sonucudur. Feodal toplum yapılarının çözülmesi, kentleşme, sermaye birikimi, proleterleşme ve geleneksel dini-ahlaki dünyanın sarsılması, yeni bir toplum biçiminin doğuşuna tanıklık etmişti. İşte bu "yeni" toplumu anlama, açıklama ve hatta onun yarattığı krizleri çözme çabası, sosyolojinin kurucu babalarının temel motivasyonu oldu.

Bu bağlamda, Karl Marx'ın Das Kapital (1867) adlı eseri, sadece bir iktisat metni değil, aynı zamanda bu yeni toplumsal formasyonu (kapitalizmi) tarihsel, toplumsal ve sınıfsal dinamikleriyle kavramaya çalışan en kapsamlı ve radikal sosyolojik analizlerden biridir. Bu makalede, Das Kapital'in sunduğu perspektif bir "tez" olarak ele alınacaktır. Bu tezin merkezinde şunlar yer alır:

  • Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm: Toplumsal gerçekliğin ve tarihin dinamiği, üretici güçler (teknoloji, emek) ile üretim ilişkileri (mülkiyet, sınıf yapısı) arasındaki çelişkiden doğar.

  • Sınıf Mücadelesi: Tüm yazılı tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir. Kapitalist toplumda bu mücadele, üretim araçlarına sahip olan burjuvazi ile sadece emek-gücüne sahip olan proletarya arasında yaşanır.

  • Artı-Değer ve Sömürü: Kapitalizmin temel dinamiği, kapitalistin, işçinin ürettiği değerin (emek-değer teorisi) karşılığını tam olarak ödemeden, "artı-değer"e el koyması ve birikim yapmasıdır.

  • Meta Fetişizmi: Kapitalist toplumda, insanlar arasındaki toplumsal ilişkiler, metalar arasındaki ilişkiler gibi görünür. Bu, toplumsal gerçekliğin çarpıtılmasına ve insanın kendi yarattığı sistem tarafından yabancılaştırılmasına yol açar.

  • Devletin Rolü: Devlet, egemen sınıfın (burjuvazinin) çıkarlarını koruyan bir "üstyapı" kurumudur.

Bu makale, sosyolojinin diğer kurucu figürlerinin (Durkheim, Weber, vb.) görüşlerini, bu Marxçı teze birer "antitez" olarak konumlandıracak; ardından bu tartışmaların çağdaş sosyolojide nasıl bir "senteze" dönüştüğünü veya yeni boyutlar kazandığını irdeleyecektir. Temel sorgulamamız şudur: Marx'ın Das Kapital'de ortaya koyduğu kapitalizm ve toplum analizi, sosyolojinin temel meselelerini (düzen, eşitsizlik, değişim) açıklamada ne ölçüde yeterlidir? Hangi noktalarda sınırlıdır ve diğer sosyolojik gelenekler bu sınırlılıkları aşmak için ne gibi alternatifler sunmuştur?

1. Klasik Dönem (19. Yüzyıl): Sosyolojinin Temellerinin Atılması ve Kurucu Tezlerin Çatışması

Sosyolojinin kurucu üçlüsü olan Marx, Durkheim ve Weber, modern toplumun doğasını anlamak için farklı, hatta birbiriyle çelişen yollar izlemiştir. Bu bölüm, bu üç yaklaşımı diyalektik bir çerçevede karşılaştıracaktır.

1.1. Karl Marx (1818-1883) ve Das Kapital'in Tezi: Kapitalizmin Anatomisi

Marx'ın sosyolojisi, onun ekonomi politiğinden ayrı düşünülemez. Das Kapital, kapitalist üretim tarzının "işleyiş yasalarını" ortaya çıkarmayı hedefler. Bu analiz, derinden sosyolojiktir.

  • Tarihsel Materyalizm ve Diyalektik: Marx, Hegel'in diyalektiğini "ayakları üzerine" oturtarak, tarihin itici gücünün fikirler değil, maddi üretim koşulları olduğunu savunur. Her toplumsal formasyon (kölecilik, feodalizm, kapitalizm), üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki uyum ve ardından gelen çelişki üzerine kuruludur. Kapitalizmde bu çelişki, toplumsal olarak örgütlenmiş üretim ile özel mülkiyet temelindeki el koyma arasındadır. Soru: Marx'ın diyalektik materyalizmi, toplumsal değişimi kaçınılmaz ve yasaları olan bir süreç olarak görerek, bireyin failliğini ve kültürel faktörleri yeterince hesaba katmıyor mu?

  • Sınıf Mücadelesi: Marx'a göre, kapitalist toplum basitleşmiş iki ana sınıfa bölünmüştür: burjuvazi ve proletarya. Bu ilişki, doğası gereği çatışmalıdır çünkü birinin kârı, diğerinin sömürüsü üzerine kuruludur. Devlet, hukuk, din, ahlak gibi üstyapı kurumları, bu sömürü ilişkisini meşrulaştırmak ve sürdürmek için işlev görür. Soru: Günümüzdeki orta sınıfların genişlemesi, işçi sınıfının heterojenleşmesi ve kimlik temelli mücadeleler, Marx'ın ikili sınıf modelini geçersiz kılıyor mu? Yoksa bu gelişmeler kapitalizmin yapısal krizlerini yönetme stratejileri olarak mı görülmeli?

  • Artı-Değer ve Yabancılaşma: Marx, değerin kaynağının emek olduğunu savunur. Kapitalist, işçiyi, kendi yaşamını sürdürmesi için gerekli olandan daha fazla çalıştırarak bir "artı-değer" yaratmaya zorlar. Bu sömürü mekanizması, işçide derin bir yabancılaşmaya yol açar: i) ürettiği üründen, ii) üretim sürecinden, iii) diğer insanlardan ve iv) kendi yaratıcı özünden yabancılaşma. Soru: Das Kapital'in yabancılaşma analizi, modern hizmet sektörü, beyaz yakalı çalışma ve dijital emek süreçlerini açıklamak için hala geçerli midir?

  • Meta Fetişizmi: Bu, Marx'ın en özgün sosyolojik kavramlarından biridir. Kapitalist toplumda, insan emeğinin ürünü olan meta, doğal özelliklerine sahipmiş gibi, sosyal bir ilişkiymiş gibi görünür. Paranın ve metaların nesnel gücü, onları yaratan toplumsal ilişkileri gizler. Bu, kapitalizmin ideolojik tahakkümünün en derin formudur. Soru: Meta fetişizmi kavramı, tüketim toplumunun ve marka bağımlılığının sosyolojisini anlamak için neden hala kritik bir araçtır?

1.2. Émile Durkheim (1858-1917): Toplumsal Düzenin Antitezi

Durkheim, Marx'ın çatışma vurgusuna karşılık, toplumsal düzenin (conscience collective) nasıl mümkün olduğu sorusuyla ilgilenir. Onun analizi, bir anlamda Marx'ın tezine bir antitez niteliğindedir.

  • Toplumsal Olgu ve İşbölümü: Durkheim, bireylerin dışında var olan ve onlara baskı yapan "toplumsal olgular" olduğunu savunur. İntihar (1897) çalışması, görünüşte bireysel bir eylemin bile toplumsal nedenleri (düzenlilik oranları) olduğunu gösterir. Ona göre modern toplumun temel sorunu, Marx'ın öngördüğü gibi sınıf savaşı değil, "anomi"dir - normsuzluk, kural tanımazlık hali. Soru: Durkheim'ın toplumsal olgu anlayışı, toplumu fazla homojen ve bireyi fazla edilgen göstererek, iktidar ve çatışma dinamiklerini görmezden mi geliyor?

  • Mekanik ve Organik Dayanışma: Geleneksel toplumlarda dayanışma, bireylerin benzerliklerine (mekanik) dayanırken, modern toplumlarda işbölümüne bağlı farklılaşma (organik) dayanışmanın yeni temelini oluşturur. Durkheim, organik dayanışmanın, farklılık içinde bir bütünleşme sağlayabileceğine inanır. Bu, Marx'ın kaçınılmaz çözülme ve çatışma tezine doğrudan bir meydan okumadır. Soru: Günümüzün hiper-bireyci ve küreselleşmiş toplumlarında, organik dayanışma yeterli bir sosyal yapıştırıcı mıdır? Yoksa yeni anomi biçimleri mi üretmektedir?

  • Din ve Kolektif Temsiller: Durkheim için din, toplumun kendi kutsal addedilmesidir. Bu görüş, Marx'ın "din afyondur" tezine karşı, dinin toplumsal bütünleşme işlevine işaret eder. Antitez: Marx, dinin mevcut düzene hizmet eden işlevine odaklanırken, Durkheim onun toplumu bir arada tutan yapısal işlevine vurgu yapar.

1.3. Max Weber (1864-1920): Anlamanın ve Rasyonalizasyonun Antitezi

Weber, hem Marx'ın ekonomik determinizmine hem de Durkheim'ın kolektivist yaklaşımına eleştireldir. Onun sosyolojisi, toplumsal eylemin "anlamasına" (Verstehen) ve bireyin öznel niyetlerine odaklanır.

  • Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu: Weber'in en ünlü tezi, Marx'ın tarihsel materyalizmine doğrudan bir antitezdir. Kapitalizmin doğuşunu, sadece maddi koşullarla değil, özellikle Kalvinist Protestanlığın yarattığı "dünyevi asketik" bir ruhla (çalışma, tutumluluk, kazanma) açıklar. Bu, ideaların da tarihsel bir güç olduğunu iddia eder. Soru: Weber, kapitalizmin kökenlerine dair analizinde Marx'ı tamamen reddetmekte midir, yoksa onun tek-yanlılığını tamamlayıcı bir perspektif mi sunmaktadır?

  • Sosyal Tabakalaşma: Sınıf, Statü ve Parti: Weber, Marx'ın sadece ekonomik mülkiyete dayalı sınıf analizini yetersiz bulur. Ona göre toplumsal eşitsizlik üç boyuttadır: ekonomik sınıf, sosyal saygınlık (statü) ve siyasi güç (parti). Bu ayrım, toplumsal hiyerarşinin karmaşıklığını anlamada Marx'ın modelinden daha esnektir. Antitez: Marx, eşitsizliğin tek ve temel kaynağını üretim ilişkilerinde görürken, Weber çoklu ve görece özerk kaynaklar olduğunu savunur.

  • Rasyonalizasyon ve Demir Kafes: Weber'in kapitalizm analizinin merkezinde "rasyonalizasyon" vardır. Kapitalizm, hesaplanabilirliği, verimliliği ve bürokratik örgütlenmeyi maksimize eden bir rasyonalizasyon biçimidir. Ancak Weber, bu sürecin sonunda insanı özgürlükten ve anlamdan yoksun bırakan bir "demir kafese" dönüşebileceğinden korkar. Bu kötümserlik, Marx'ın devrimci iyimserliğiyle tezat oluşturur. Soru: Weber'in 'demir kafes' metaforu, günümüzün algoritmik yönetim ve dijital gözetim toplumları için Marx'ın yabancılaşma kavramından daha mı açıklayıcıdır?

2. Modern ve Çağdaş Dönemler (20.-21. Yüzyıl): Sentez Arayışları, Yeni Paradigmalar ve Das Kapital'in Yeniden Yorumlanması

Klasik dönemin büyük teorileri, 20. yüzyılda hem eleştirilmiş hem de yeniden yorumlanarak sentezler oluşturulmuştur.

2.1. Yapısal-Işlevselcilik (Parsons, Merton): Düzen Sentezi mi, İdeolojik Meşrulaştırma mı?

Talcott Parsons'ın devasa teorik sistemi, Durkheim'ın düzen vurgusunu alıp sistematize ederek, 1950'lerin Amerikan sosyolojisine hakim oldu. Sistemin istikrarı, dengeyi sağlayan mekanizmalar (değerler, normlar) ve işlevler merkezidir.

  • Marxçı Tezden Kopuş: Yapısal-işlevselcilik, çatışmayı "disfonksiyonel" veya patolojik olarak görme eğilimindedir. Bu, Marx'ın çatışmayı toplumsal değişimin motoru olarak gören tezine radikal bir karşı çıkıştır. Soru: Yapısal-işlevselcilik, statükoyu meşrulaştıran, kapitalizmin eşitsizliklerini görünmez kılan muhafazakar bir ideoloji midir?

  • Sentez Denemeleri: Robert Merton, işlevselliği "açık" ve "gizli" işlevler olarak ayırarak sistem analizini daha esnek hale getirmiş; ayrıca "orta menzilli teoriler" önererek hem büyük teoriler (Marx) hem de saf ampirizm arasında bir sentez aramıştır.

2.2. Çatışma Teorisi (Mills, Dahrendorf): Marx'ın Tezinin Yeniden Canlandırılması

C. Wright Mills ve Ralf Dahrendorf gibi düşünürler, işlevselciliğin düzen vurgusuna karşı çıkarak, Marx'ın çatışma geleneğini 20. yüzyıl koşullarında yeniden formüle ettiler.

  • Güç ve Çıkar: Çatışma teorisyenleri, toplumsal düzenin, egemen grupların zoru ve meşrulaştırmasıyla sürdürüldüğünü savunur. Mills, İktidar Seçkinleri (1956) adlı eserinde, askeri, siyasi ve ekonomik seçkinlerin nasıl bir araya gelerek toplumu yönettiğini analiz eder. Bu, Marx'ın sınıf analizini, kurumsal kapitalizm bağlamında günceller.

  • Weberyen Bir Sentez: Dahrendorf, çatışmanın kaynağının sadece mülkiyet değil, her türlü otorite ilişkisi olduğunu savunarak, Marx ve Weber arasında bir sentez kurmaya çalışır.

2.3. Eleştirel Teori (Frankfurt Okulu): Das Kapital'in Diyalektiğini Kültür Alanına Taşımak

Theodor Adorno, Max Horkheimer, Herbert Marcuse ve daha sonra Jürgen Habermas'ın temsil ettiği bu gelenek, Marx'ın eleştirel ruhunu korurken, onun bazı sınırlılıklarını aşmaya çalışmıştır.

  • Kültür Endüstrisi: Frankfurt Okulu, kapitalizmin sömürü mekanizmasının artık sadece fabrikada işlemediğini; kitle kültürü, medya ve eğlence endüstrisi aracılığıyla insanların bilinçlerini şekillendirdiğini ve onları pasif tüketicilere dönüştürdüğünü iddia eder. Bu, meta fetişizmi ve yabancılaşma kavramlarının kültürel alana uyarlanmış halidir. Sentez: Ekonomik temel ile kültürel üstyapı arasındaki Marxçı ayrım bulanıklaştırılarak, kültürün de doğrudan bir sömürü ve tahakküm alanı olduğu gösterilir.

  • Araçsal Akıl Eleştirisi: Onlara göre, Weber'in "rasyonalizasyonu" bir "araçsal akla" dönüşmüş ve sadece doğayı değil, insanı da egemenlik altına alan bir tahakküm aracı haline gelmiştir.

  • Habermas ve İletişimsel Eylem: Jürgen Habermas, "araçsal akıl"a karşı "iletişimsel eylem"i önererek, özgürleşmenin yolunun, çarpıtılmamış iletişimin mümkün olduğu kamusal alanlardan geçtiğini savunur. Bu, Marx'ın proleter devrimi vurgusundan farklı, daha çok etkileşime dayalı bir sentez arayışıdır.

2.4. Yapılaşma Teorisi (Anthony Giddens) ve Alan Teorisi (Pierre Bourdieu): İkili Sentezler

Bu düşünürler, toplumu şekillendiren yapılar ile ona anlam veren bireylerin eylemleri arasındaki ikiliği aşmaya çalışmıştır.

  • Giddens: Yapılaşma Teorisi: Giddens'a göre, sosyal yapılar hem bireysel eylemin koşuludur hem de onun sonucudur. Bireyler, eylemleriyle yapıları yeniden üretir veya dönüştürürler. Bu, Marx'ın yapısal determinizmi ile Weber'in eylem vurgusu arasında bir sentezdir.

  • Bourdieu: Habitus, Alan ve Sermaye: Bourdieu, Marx'ın "sermaye" kavramını ekonomik olanın ötesine genişletir (kültürel, sosyal, sembolik sermaye). "Habitus" (bireyin toplumsal konumundan kaynaklanan düşünce ve eylem kalıpları) ve "alan" (oyun benzeri sosyal uzamlar) kavramlarıyla, eşitsizliğin nasıl nesnel yapılar ve öznel deneyimler aracılığıyla yeniden üretildiğini gösterir. Bu, Marx'ın sınıf analizi ile Weber'in statü analizinin sofistike bir sentezidir.

3. Das Kapital Perspektifinden Güncel Sosyolojik Meselelere Bakış: Bir Sorgulama Denemesi

Das Kapital'in analitik araçları, günümüz toplumunu anlamak için hala ne kadar geçerlidir?

  • Küreselleşme: Marx ve Engels'in Komünist Manifesto'da "burjuvazi, yeryüzünün tüm uluslarını sömürüye tabi kılar" tespiti, küresel kapitalizmin işleyişini anlamak için hala çarpıcıdır. Artı-değer sömürüsü, meta zincirleri aracılığıyla küresel Güney'e kaydırılmıştır. Soru: Küresel finans kapitalin soyut ve spekülatif doğası, Marx'ın emek-değer teorisini geçersiz kılar mı?

  • Dijital Kapitalizm ve Gözetim: "Dijital emek" kavramı, sosyal medya kullanıcılarının ürettiği verinin nasıl bir artı-değer kaynağına dönüştürüldüğünü açıklar. Platform kapitalizmi, Marx'ın "ürününden yabancılaşma" kavramını yeni bir boyuta taşır. Soru: Veri, Marx'ın tanımladığı anlamda bir "meta" mıdır?

  • Çevre Sosyolojisi: Marx'ın "doğanın metabolik yarığının" genişlemesi üzerine yazdıkları, kapitalizmin doğası sömürüsünün ve ekolojik krizin temelinde yatan dinamikleri anlamak için kritik bir çerçeve sunar. Kapitalizm, sonsuz birikim mantığı gereği, doğayı bedavadan aldığı bir "hurdalık" olarak görür.

  • Feminist Sosyoloji: Marksist feminizm, kadının ev içi emeğinin (çocuk bakımı, ev işleri) kapitalist sistem için "görünmez" bir artı-değer kaynağı olduğunu ve bu emeğin yeniden üretim sürecini sürdürdüğünü iddia eder. Sentez: Cinsiyet ve sınıf tahakkümünün kesişimselliği, Marx'ın analizinin feminist eleştirilerle zenginleştirilmesiyle daha iyi anlaşılabilir.

Sonuç: Diyalektiğin Bitmeyen Devinimi

Sosyolojinin tarihi, tek ve sabit bir hakikatin keşfedilmesi tarihi değil, toplumsal gerçekliğin farklı boyutlarını vurgulayan, birbiriyle çatışan ve diyalektik olarak birbirini besleyen perspektiflerin tarihidir. Karl Marx'ın Das Kapital'de ortaya koyduğu tez, bu diyalektiğin en güçlü, en sistemli ve en provokatif momentlerinden biridir. Onun kapitalizmin yapısal çelişkileri, sömürü mekanizmaları ve sınıfsal dinamikleri üzerine yaptığı vurgu, toplumu anlamada vazgeçilmez bir analitik güç sunar.

Ancak, bu makale boyunca gösterildiği gibi, bu tez, Durkheim'ın düzen, Weber'in anlam ve rasyonalizasyon, Frankfurt Okulu'nun kültür eleştirisi, Bourdieu'nün sermaye çeşitliliği ve feminist teorinin toplumsal cinsiyet analizi gibi antitezler olmaksızın eksik kalırdı. Bu antitezler, Marx'ın modelindeki sınırlılıkları (ekonomik indirgemecilik, kültürel ve öznel boyutların yeterince hesaba katılmaması gibi) işaret etmiş ve daha kapsamlı sentezlere olanak sağlamıştır.

Son tahlilde, Das Kapital'in bakış açısı, nihai bir cevap olmaktan ziyade, güçlü bir sorgulama aracıdır. Günümüzün derinleşen eşitsizlikleri, ekolojik krizi, dijital dönüşümü ve kimlik siyasetleri karşısında sosyoloji, bu klasik metinle yeniden ve yeniden hesaplaşmak zorundadır. Bu hesaplaşma, onu dogmatik bir şekilde benimsemek veya reddetmek değil, onun eleştirel ruhunu miras alarak, çağın yeni sorularına daha incelikli, diyalektik ve çok boyutlu yanıtlar üretebilmektir. Sosyolojinin geleceği, bu bitmeyen diyalektiğin içinde şekillenecektir.


KAYNAKÇA

A. Karl Marx ve Friedrich Engels'in Temel Eserleri

  1. Marx, K. (1867). Das Kapital: Kritik der politischen Ökonomie. Band I. Hamburg: Verlag von Otto Meissner.

  2. Marx, K. & Engels, F. (1848). Manifest der Kommunistischen Partei. London: Bildungs-Gesellschaft für Arbeiter.

  3. Marx, K. (1844). *Ökonomisch-philosophische Manuskripte aus dem Jahre 1844*. (Yayımlandığı tarih 1932).

  4. Marx, K. (1859). Zur Kritik der politischen Ökonomie. Berlin: Franz Duncker.

  5. Marx, K. (1845). Thesen über Feuerbach. (Yayımlandığı tarih 1888).

  6. Marx, K. (1852). Der achtzehnte Brumaire des Louis Bonaparte. New York: Die Revolution.

B. Diğer Klasik Sosyologlar
7. Durkheim, É. (1893). De la division du travail social. Paris: Félix Alcan.
8. Durkheim, É. (1895). Les Règles de la méthode sociologique. Paris: Félix Alcan.
9. Durkheim, É. (1897). Le Suicide: Étude de sociologie. Paris: Félix Alcan.
10. Durkheim, É. (1912). Les Formes élémentaires de la vie religieuse. Paris: Félix Alcan.
11. Weber, M. (1905). Die protestantische Ethik und der 'Geist' des Kapitalismus. Archiv für Sozialwissenschaft und Sozialpolitik.
12. Weber, M. (1922). Wirtschaft und Gesellschaft: Grundriß der verstehenden Soziologie. Tübingen: Mohr Siebeck.
13. Weber, M. (1919). Politik als Beruf. München: Duncker & Humblot.
14. Weber, M. (1915). Die Wirtschaftsethik der Weltreligionen. Archiv für Sozialwissenschaft und Sozialpolitik.
15. Simmel, G. (1900). Philosophie des Geldes. Leipzig: Duncker & Humblot.
16. Simmel, G. (1908). Soziologie: Untersuchungen über die Formen der Vergesellschaftung. Leipzig: Duncker & Humblot.

C. Modern ve Çağdaş Sosyoloji
17. Parsons, T. (1937). The Structure of Social Action. New York: McGraw-Hill.
18. Parsons, T. (1951). The Social System. Glencoe: Free Press.
19. Merton, R. K. (1949). Social Theory and Social Structure. Glencoe: Free Press.
20. Mills, C. W. (1956). The Power Elite. New York: Oxford University Press.
21. Mills, C. W. (1959). The Sociological Imagination. New York: Oxford University Press.
22. Dahrendorf, R. (1959). Class and Class Conflict in Industrial Society. Stanford: Stanford University Press.
23. Adorno, T. W. & Horkheimer, M. (1947). Dialektik der Aufklärung. Amsterdam: Querido Verlag.
24. Adorno, T. W. (1966). Negative Dialektik. Frankfurt am Main: Suhrkamp.
25. Marcuse, H. (1964). One-Dimensional Man: Studies in the Ideology of Advanced Industrial Society. Boston: Beacon Press.
26. Habermas, J. (1981). Theorie des kommunikativen Handelns. Frankfurt am Main: Suhrkamp.
27. Habermas, J. (1962). Strukturwandel der Öffentlichkeit. Neuwied: Luchterhand.
28. Giddens, A. (1984). The Constitution of Society: Outline of the Theory of Structuration. Cambridge: Polity Press.
29. Bourdieu, P. (1979). La Distinction: Critique sociale du jugement. Paris: Les Éditions de Minuit.
30. Bourdieu, P. (1980). Le Sens pratique. Paris: Les Éditions de Minuit.
31. Bourdieu, P. (1986). "The Forms of Capital". In J. Richardson (Ed.), Handbook of Theory and Research for the Sociology of Education (pp. 241–258). New York: Greenwood.
32. Foucault, M. (1975). Surveiller et punir: Naissance de la prison. Paris: Gallimard.
33. Foucault, M. (1976). Histoire de la sexualité I: La Volonté de savoir. Paris: Gallimard.
34. Wallerstein, I. (1974). The Modern World-System I: Capitalist Agriculture and the Origins of the European World-Economy in the Sixteenth Century. New York: Academic Press.
35. Beck, U. (1986). Risikogesellschaft: Auf dem Weg in eine andere Moderne. Frankfurt am Main: Suhrkamp.
36. Bauman, Z. (2000). Liquid Modernity. Cambridge: Polity Press.
37. Castells, M. (1996). The Information Age: Economy, Society and Culture. Volume I: The Rise of the Network Society. Oxford: Blackwell.
38. Fraser, N. (2013). Fortunes of Feminism: From State-Managed Capitalism to Neoliberal Crisis. London: Verso.
39. Haraway, D. (1991). "A Cyborg Manifesto: Science, Technology, and Socialist-Feminism in the Late Twentieth Century". In Simians, Cyborgs and Women: The Reinvention of Nature. New York: Routledge.
40. Zizek, S. (1989). The Sublime Object of Ideology. London: Verso.

D. Türkçe Kaynaklar ve Yorumlar
41. Alemdar, K. (Ed.). (2019). Sosyoloji Tarihi. Ankara: İmge Kitabevi.
42. Bottomore, T. (2016). Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi. (Çev: Ü. Tatlıcan). Ankara: Phoenix Yayınevi.
43. Coser, L. A. (2014). Sosyolojik Düşüncenin Ustaları. (Çev: H. Hünler). Ankara: De Ki Basım Yayım.
44. Giddens, A. (2008). Sosyoloji. (Çev: İ. Esin vd.). İstanbul: Kırmızı Yayınları.
45. Ritzer, G. (2011). Sosyoloji Kuramları. (Çev: H. Hünler). Ankara: De Ki Basım Yayım.
46. Swingewood, A. (1998). Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi. (Çev: O. Akınhay). Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.
47. Zeitlin, I. M. (2010). İdeoloji ve Sosyoloji Kuramının Gelişimi. (Çev: A. Çağlar). Ankara: İmge Kitabevi.
48. Kızılçelik, S. & Erjem, Y. (1994). Açıklamalı Sosyoloji Terimler Sözlüğü. Ankara: Atilla Kitabevi.
49. Kongar, E. (2016). Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği. İstanbul: Remzi Kitabevi.
50. Mardin, Ş. (1992). İdeoloji. İstanbul: İletişim Yayınları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Bin Yirmi Altı Dünyasında İşçi, Köylü ve Emeğin Onuru

"Alın terine sahip çıkmayan, emeğine sahip çıkmayan, hakkını aramayan eşektir. Alın teri dökerek, emek harcayarak, iş değer emek üreter...