5 Yaşındaki Bir Çocuğa Anlatır Gibi Bir Giriş:
Düşün ki, çok ama çok zeki bir dede var. Adı Karl Marx Dede. Bu dede, etrafındaki insanların çok çalıştığını ama yine de mutsuz, yorgun ve fakir olduğunu görüyor. Onların neden böyle olduğunu anlamaya çalışıyor. İşe ilk başladığında, onların duygularına, acılarına, içinde bulundukları durumun ne kadar haksız olduğuna bakıyor. "Bu insanlar çok üzülüyor, bu çok kötü bir şey!" diye düşünüyor. Buna "İnsancıl Dede" hali diyelim.
Ama sonra, bu dede, sadece insanların duygularına bakmanın yetmediğini anlıyor. Tıpkı bir doktorun, hastalığın nedenini bulmak için röntgen çekmesi, kan testi yapması gibi, o da toplumun nasıl işlediğine dair çok derin araştırmalar yapmaya, sayılar, tablolar, kurallar bulmaya başlıyor. "Bu sistem şu şu kurallarla işliyor, bu yüzden insanlar böyle hissediyor" diye anlatıyor. Buna da "Bilimsel Dede" hali diyelim.
Şimdi soru şu: Bu, iki ayrı dede mi? Yoksa aynı dedenin, aynı amaca ulaşmak için kullandığı iki farklı yöntemi mi? Bazıları, "Asıl önemli olan, onun insanlara olan sevgisi ve öfkesidir!" diyor. Bazıları ise, "Hayır, asıl önemli olan, onun bulduğu bilimsel kurallardır!" diye ısrar ediyor.
İşte bu yazı, bu tartışmayı enine boyuna inceleyecek. Amacımız, bu iki "dede"yi karşı karşıya getirmek değil, onların aslında nasıl el ele verdiğini göstermek olacak.
Giriş: Bir İkiyle Başlayan Teori
Karl Marx, belki de tarihin üzerinde en çok tartışılmış, en çok yanlış anlaşılmış ve en çok sahiplenilmiş düşünürlerinden biridir. Onun adıyla anılan Marksizm, bir siyasi hareket, bir ekonomik analiz yöntemi ve bir felsefi gelenek haline gelmiştir. Ancak Marksizm hiçbir zaman tek sesli, monolitik bir yapı olmamıştır. Tersine, kendi içinde sürekli bir tartışma, çatışma ve yeniden yorumlanma halinde olmuştur. Bu "aykırı sesler" içindeki belki de en temel, en kurucu tartışma, Marx'ın kendi entelektüel gelişimine içkin olan "Genç/İnsancıl Marx" ile "Olgun/Bilimsel Marx" ayrımıdır.
Bu ayrım, sadece akademik bir ilgi alanı değildir. Hangi Marx'ı okuduğumuz, hangi Marx'ı öne çıkardığımız, sosyalist siyasetin pratiğini, hedeflerini, etiğini ve stratejisini doğrudan şekillendirir. İnsancıl Marx'ı merkeze alan bir okuma, özgürleşme, etik ve bireyin yabancılaşmadan kurtulması gibi temaları vurgularken; Bilimsel Marx'ı merkeze alan bir okuma, tarihin demir yasaları, ekonomik determinizm ve kaçınılmaz devrim gibi temaları öne çıkarır.
Bu makale, bu iki eğilimi, birbirleriyle olan diyalektik ilişkisi içinde inceleyecek, aralarındaki gerilim noktalarını sorgulayacak ve nihayetinde bir senteze ulaşmaya çalışacaktır. Temel tezimiz şudur: İnsancıl Marx ile Bilimsel Marx arasında bir kopuştan ziyade, bir diyalektik gelişim ve derinleşme söz konusudur. Marx'ın insana dair etik kaygısı, onun bilimsel analizinin itici gücü ve nihai hedefidir; bilimsel analizi ise bu etik kaygıyı somut, tarihsel ve maddi bir temele oturtmanın aracıdır. Bu ikisini birbirinden ayırmak, Marksizmi ya etkisiz bir hümanizme ya da insansız bir ekonomizme indirger.
I. Bölüm: İki Dünyanın Kavramları – İnsancıl Marx'ın Feryadı ve Bilimsel Marx'ın Teşhisi
Bu bölümde, iki yaklaşımın dayandığı temel metinleri, tarihsel bağlamları ve kavramsal araçlarını ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.
A. İnsancıl Marx'ın Sistemi: Yabancılaşma, Öz ve Özgürleşme Üzerine
İnsancıl Marx, genellikle 1840'ların ortalarına, özellikle de Paris yıllarına (1843-45) tarihlenen yazılarıyla temsil edilir. Bu dönemde Marx, henüz Hegel ve Feuerbach'ın güçlü etkisi altındadır ve kapitalizmin eleştirisini daha çok felsefi ve etik bir düzlemde yapar.
Temel Metinler:
1844 El Yazmaları (Ekonomi Politik ve Felsefe): Bu metin, 1932'ye kadar yayımlanmadığı için 20. yüzyılın "İnsancıl Marx" tartışmalarının fitilini ateşlemiştir. Burada Marx'ın felsefi antropolojisi en net haliyle görülür.
Yahudi Sorunu Üzerine (1843): Burjuva insan hakları anlayışının sınırlarını ve "insanın özgürleşmesi" fikrini tartışır.
Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi (1843): Dinin bir yanılsama olduğu ve "halkın afyonu" olarak işlev gördüğü ünlü pasajı içerir.
Kutsal Aile (1845, Engels ile): Genç Hegelcilere yönelik bir eleştiridir.
Temel Kavramlar ve Açıklamaları:
Yabancılaşma (Alienation/Entfremdung): İnsancıl Marx'ın merkezindeki kavramdır. Kapitalist üretim tarzı, işçiyi dört temel düzeyde kendisine ve dünyaya yabancılaştırır:
Üründen Yabancılaşma: İşçi, emeğiyle yarattığı ürüne yabancıdır. Ürün, onun dışında, onun kontrolünde olmayan, hatta ona hükmeden (sermaye olarak) bir güç haline gelir. İşçi ne kadar çok üretirse, kendisine o kadar az, yarattığı yabancı dünya ise o kadar güçlü olur.
Üretim Faaliyetinden Yabancılaşma: İş, insanın yaratıcı güçlerini ve yeteneklerini ifade ettiği, kendini gerçekleştirdiği bir etkinlik olmaktan çıkar. Anlamsız, tekdüze, zoraki bir angaryaya, sadece fiziksel varlığını sürdürmek için yapılan bir eyleme dönüşür. Marx'ın deyişiyle, işçi "kendini anck işin dışında evinde hisseder."
İnsani Özden (Gattungswesen) Yabancılaşma: İnsan, diğer hayvanlardan farklı olarak, özgür, bilinçli ve evrensel bir üreticidir. Tüm doğayı kendi nesnesi haline getirebilir, onu dönüştürerek kendi yaratıcı gücünü kanıtlar. Kapitalizm, bu temel insani özü çarpıtır; insanı sadece yemek, içmek, barınmak gibi hayvani işlevlere indirger.
Diğer İnsanlardan Yabancılaşma: Kapitalist sistem, rekabeti ve bireyciliği teşvik eder. İnsanlar arasındaki doğal, insani dayanışma bağları kopar; yerine "herkesin herkesle savaşı" ve metalaşmış ilişkiler geçer.
Komünizm ve Özgürleşme: Bu dönemde Marx için komünizm, öncelikle bu yabancılaşmanın olumsuzlanmasıdır. O, "tam anlamıyla insan"ın kendi yaratıcı özüne kavuştuğu, özgür ve toplumsal varlığını gerçekleştirdiği bir toplum düzenidir. Bu, sadece siyasi veya ekonomik bir değişim değil, varoluşsal ve felsefi bir özgürleşmedir.
Bu Perspektifin Genel Karakteri: Felsefi, hümanist, etik ve diyalektiktir. Kapitalizmin eleştirisi, onun insan doğasına aykırı oluşuna, insan onurunu çiğneyişine dayanır. Vurgu, bireyin içsel dünyası ve acıları üzerindedir.
B. Bilimsel Marx'ın Sistemi: Tarihsel Yasalar, Sömürü ve Sınıf Mücadelesi
1845'ten itibaren, özellikle Alman İdeolojisi ve Komünist Parti Manifestosu ile birlikte, Marx'ın dilinde ve metodolojisinde kayda değer bir kayma gözlemlenir. 1850'lerden itibaren, özellikle de Grundrisse ve Kapital ile birlikte, bu "bilimsel" vurgu iyice belirginleşir. Buradaki amaç, kapitalizmin "iç işleyiş yasalarını" ortaya çıkarmaktır.
Temel Metinler:
Alman İdeolojisi (1845-46): Tarihsel materyalizmin ilk sistematik açıklaması.
Komünist Parti Manifestosu (1848): Sınıf mücadelesi tarihin motoru olarak sunulur.
Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı (1859): Tarihsel materyalizmin özlü bir ifadesi.
Kapital, Cilt 1, 2, 3 (1867, 1885, 1894): Marx'ın olgunluk dönemi eseri, bilimsel analizin şaheseri.
Temel Kavramlar ve Açıklamaları:
Tarihsel Materyalizm: Tarihin temel dinamiği, insan bilinci veya fikirler değil, maddi yaşamın üretim ve yeniden üretim biçimidir. "İnsanların varlığını belirleyen onların bilinci değil, tersine onların bilincini belirleyen toplumsal varlıklarıdır." Üretici güçler (aletler, teknoloji, işgücü) ile üretim ilişkileri (mülkiyet, sınıf yapısı) arasındaki çelişki, tarihsel değişimin itici gücüdür.
Artı-Değer Kuramı: Bu, Marx'ın iktisat bilimine yaptığı temel katkıdır. Kapitalist, işçinin emek-gücünü (kapasitesini) bir meta olarak satın alır. İşçi, kendi emek-gücünün değerine (yani kendi geçimini sağlaması için gereken değer) eşit olan süreden daha fazla çalıştırılır. Bu fazla çalışmanın yarattığı değer, artı-değer'dir ve kârın, faizin, rantın kaynağıdır. Burada "sömürü", ahlaki bir yargıdan ziyade, ekonomik bir mekanizmanın teknik bir tanımıdır.
Meta Fetişizmi: İnsanlar arasındaki toplumsal ilişkiler, metalar arasındaki ilişkiler biçimine bürünür. Bir metanın (veya paranın) değeri, onu üreten toplumsal ilişkileri gizler. Bu kavram, aslında yabancılaşma kavramının ekonomi politik diline tercüme edilmiş, nesnel ve toplumsal bir formülasyonudur.
Sınıf Mücadelesi: "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir." Tarih, ezilenlerle ezenler arasındaki mücadeleler tarafından şekillenir. Kapitalizmde bu mücadele, burjuvazi ile proletarya arasında cereyan eder.
Bu Perspektifin Genel Karakteri: Ekonomik, bilimsel (pozitivist bir tonda), yapısal ve tarihseldir. Kapitalizmin eleştirisi, onun kendi iç çelişkileri (krizler, sömürü) nedeniyle tarihsel olarak geçici ve kaçınılmaz olarak çökecek bir sistem oluşuna dayanır. Vurgu, nesnel yapılar ve yasalar üzerindedir.
II. Bölüm: Büyük Ayrışma – Kopuş, Süreklilik ve Diyalektik Sentez Arayışları
İki farklı kavram seti ve vurgu ortaya çıktığına göre, şimdi bu ikisi arasındaki ilişkiyi sorgulama zamanı. Marksist gelenek içinde bu konuda üç temel eğilim ortaya çıkmıştır.
A. Epistemolojik Kopuş Tezi: Louis Althusser ve Bilimin Zaferi
Fransız Marksist filozof Louis Althusser, 1960'larda bu tartışmaya damgasını vurmuş ve "İnsancıl Marx"ı tamamen reddeden radikal bir tez ortaya atmıştır.
Temel Argüman: Marx'ın düşüncesinde 1845 civarında kesin bir "epistemolojik kopuş" yaşanmıştır. Bu kopuş, ideolojik bir sorunsaldan bilimsel bir sorunsala geçiştir.
İdeolojik Dönem (1845 öncesi): Bu dönemde Marx, hala Hegelci ve Feuerbachçı "hümanist" kavramlarla (insan özü, yabancılaşma) düşünmektedir. Althusser'e göre bu kavramlar, burjuva ideolojisinin ta kendisidir. "İnsan" evrensel, değişmez bir öz olarak kavranır ki bu, Marx'ın olgun tarihsel materyalizm anlayışıyla bağdaşmaz.
Bilimsel Dönem (1845 sonrası): Alman İdeolojisi ile birlikte Marx, "insan"ı merkezden çıkarır ve onun yerine toplumsal yapıları, sınıfları, üretim ilişkilerini koyar. Tarihsel materyalizm ve Kapital'in ekonomi politiği, bir bilim olarak inşa edilir.
Sonuç ve Siyasi Çıkarım: Althusser için "Genç Marx, Marksist değildir." Ona dönmek, teorik ve siyasi bir gerilemedir. Gerçek Marksizm, yapıların bilimidir; öznellik, bilinç, hümanizm gibi kavramlar ideolojik alana aittir ve bilim tarafından açıklanması gereken şeylerdir.
Eleştirel Sorgulama:
Althusser, Marx'ı insansız, etiksiz, soğuk bir yapısalcılığa mı hapsediyor?
Bu yaklaşım, Stalinizm gibi, bireyi devlet ve parti yapıları karşısında silikleştiren uygulamaları meşrulaştırmak için kullanılmış mıdır?
Kapital'in insanlık durumuna dair derin öfkesi ve eleştirisi, gerçekten de sadece "bilimsel" bir metin olarak mı okunmalıdır?
B. Süreklilik ve Gelişim Tezi: Hümanist Marksistlerin Yanıtı
Althusser'in kopuş tezine karşı, başta Erich Fromm, Raya Dunayevskaya ve E.P. Thompson olmak üzere bir dizi düşünür, bir süreklilik ve derinleşme olduğunu savunmuştur.
Temel Argüman: Kapital, 1844 El Yazmaları'nın temel fikirlerinin olgunlaşmış, somutlaşmış ve bilimsel olarak temellendirilmiş halidir. Yabancılaşma kavramı, meta fetişizmi ve artı-değer teorisi içinde yeniden hayat bulur.
Argümanlar:
Fromm (Marx'ın İnsan Anlayışı), Marx'ın tüm eserinin merkezinde, insanın aktif, yaratıcı ve toplumsal bir varlık olduğu fikrinin yattığını savunur. Kapitalizm, bu potansiyeli engeller. Komünizm ise onun gerçekleşmesidir.
E.P. Thompson (İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu), tarih yazımında "yapı"nın yanı sıra "deneyim"e ve "kültür"e vurgu yapar. Sınıf, sadece ekonomik bir konum değil, mücadele içinde oluşan tarihsel ve kültürel bir öznedir. Bu, İnsancıl Marx'ın öznelik vurgusunu tarihyazımına taşır.
Sonuç ve Siyasi Çıkarım: Marksizm, bir insan özgürleşmesi projesidir. Ekonomik analiz, bu projenin bir aracıdır. Sosyalizm, kaçınılmaz olduğu için değil, ahlaken doğru ve insani olduğu için aranmalıdır.
Eleştirel Sorgulama:
Bu yaklaşım, Marx'ın ekonomik analizindeki bilimsel iddiayı yeterince ciddiye alıyor mu?
Tüm vurguyu etiğe ve öznelliğe kaydırmak, kapitalizmin nesnel işleyiş yasalarını görmezden gelmeye ve siyaseti iyi niyetli bir ahlakçılığa indirgemeye yol açabilir mi?
C. Diyalektik Bir Sentez Arayışı: Lukács, Gramsci ve İkiliğin Aşılması
Bir üçüncü yol, bu ikiliği bir diyalektik bütünlük içinde kavramaya çalışır. Bu düşünürler, yapı ile öznenin, bilim ile etiğin birbirini dışlamadığını, tersine birbirini gerektirdiğini savunur.
Georg Lukács (Tarih ve Sınıf Bilinci): Lukács, "şeyleşme" (reification) kavramını geliştirir. Bu, Marx'ın meta fetişizminin bilinç üzerindeki etkisidir. Kapitalizm, insan ilişkilerini şeyler arasındaki ilişkilermiş gibi gösterir. Proletarya, kendi konumunun bilincine vardığında (sınıf bilinci), bu şeyleşmeyi kırabilecek tarihsel özne haline gelir. Lukács, Kapital'in yapısal analizini (şeyleşme), İnsancıl Marx'ın özgürleşme hedefi (sınıf bilinci) ile birleştirmeye çalışır.
Antonio Gramsci (Hapishane Defterleri): Gramsci'nin "hegemonya" kavramı, kapitalizmin sadece ekonomik bir sistem olmadığını, aynı zamanda kültürel ve ideolojik bir tahakküm sistemi olduğunu gösterir. İktidar, sadece devlet zoruyla değil, sivil toplum kurumları (okul, medya, din) aracılığıyla insanların "rızasını" üreterek işler. Bu, mücadelenin sadece fabrikada değil, "zihinlerde" de verilmesi gerektiği anlamına gelir. Gramsci, İnsancıl Marx'ın öznellik ve kültür vurgusunu, Bilimsel Marx'ın yapısal analiziyle ustalıkla kaynaştırır.
Bu sentez arayışları bize gösteriyor ki, soru "Hangi Marx?" değil, "Bu iki moment bir bütün olarak nasıl anlaşılır?" olmalıdır.
III. Bölüm: Pratik Sonuçlar – Teorik Tartışmanın Siyaset Sahnesindeki Yansımaları
Bu tartışma, kütüphane raflarında kalan soyut bir mesele değildir. Hangi Marx'ın okunduğu, sosyalist hareketin pratik siyasetini, örgütlenme modelini ve devrim anlayışını derinden etkilemiştir.
| Siyasi Boyut | "İnsancıl Marx" Vurgulu Politika | "Bilimsel Marx" Vurgulu Politika |
|---|---|---|
| Devrimin Temeli | Ahlaki ve Varoluşsal: Yabancılaşmanın ortadan kalkması, insan onurunun teslimi. | Tarihsel ve Ekonomik: Üretici güçlerin üretim ilişkileriyle çatışmasının kaçınılmaz sonucu. |
| Özne | Somut, Çok Katmanlı Özne: İşçi sınıfı, ezilen uluslar, kadınlar, ekolojistler vs. Öznellik ve deneyim merkezidir. | Tarihsel Özne Olarak Proletarya: Sınıf, yapı tarafından belirlenmiş nesnel bir konumdur. |
| Örgüt ve Strateji | Yatay, Katılımcı, Otonom: Tabandan demokrasi, konseyler, yerel örgütlenmeler, sivil itaatsizlik. Kültürel devrim. | Merkezi, Disiplinli, Öncü Parti: Parti, sınıf biliminin taşıyıcısıdır. Devlet iktidarının ele geçirilmesi ana hedeftir. |
| Temsilciler | Otonom Marksizm, Liberter Sosyalizm, Bazı Yeni Sol Akımlar. Anarşizm ile ortak noktalar. | II. Enternasyonal (Kautsky), Geleneksel Komünist Partiler (Leninist-Stalinist model). |
| Riskler | Dağınıklık, Etkisizlik, Romantizm: Güçlü bir merkezi örgüt ve iktidar perspektifi olmaksızın sistem karşısında etkisiz kalma riski. | Bürokratikleşme, Jakobenizm, İnsan Faktörünün İnkarı: Parti-devlet aygıtının, devrimi yapması gereken sınıf üzerinde tahakküm kurması. |
Eleştirel Çözümleme:
Bu tablo, iki uç pozisyonun risklerini açıkça ortaya koymaktadır. Salt "İnsancıl" bir politika, kapitalizmin küresel ve yapısal gücü karşısında naif kalabilir. Salt "Bilimsel" bir politika ise, insan iradesini, yaratıcılığını ve ahlaki motivasyonunu görmezden gelerek, baskıcı ve itaate dayalı bir toplum modeli üretebilir. 20. yüzyıl sosyalizm deneyimlerindeki trajedilerin bir kısmı, bu "Bilimselci" eğilimin aşırı vurgulanması ve "İnsancıl" boyutun unutulmasıyla ilişkilendirilebilir.
Sonuç ve Sentez: Diyalektik Bütünlük Olarak Marx – Öfke ve Aklın Birliği
"İnsancıl Marx" ve "Bilimsel Marx" tartışması, Marksist teoriyi anlamak için verimli bir giriş kapısıdır. Ancak bu kapıdan içeri girip Marx'ın eserine bütünsel olarak baktığımızda, ikili bir kişilik değil, diyalektik bir bütünlük görürüz.
Tez: İnsancıl Marx'ın Etik Öfkesi. Kapitalizmin yarattığı acıya, adaletsizliğe ve anlamsızlığa karşı duyulan derin, felsefi bir öfke. Bu, teorinin kalbidir, motivasyon kaynağıdır.
Antitez: Bilimsel Marx'ın Soğukkanlı Aklı. Bu öfkeyi, duygusal bir söylem düzeyinde bırakmak yerine, onu somut, analiz edilebilir, eleştirilebilir bir bilimsel sisteme dönüştürme çabası. Bu, teorinin beynidir, metodolojik aracıdır.
Sentez: Diyalektik İnsanbilim. Marx'ın olgun eseri, bu ikisinin sentezidir. Kapital, yabancılaşmanın ekonomi politiğidir. "Meta fetişizmi", yabancılaşmış bilincin nesnel temelidir. "Artı-değer sömürüsü", işçinin kendi emeğinden yabancılaşmasının teknik ifadesidir. Marx'ın nihai hedefi, Kapital'in sonunda da belirttiği gibi, "üreticilerin özgür bir birlikteliği"dir – bu, açıkça etik ve hümanist bir hedeftir.
Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, bize tam da bu sentezin doğuş anını gösterir. Film, Marx'ın işçi sınıfının sefaletinden duyduğu öfkeyle (İnsancıl moment) başlar, ancak onun bu öfkeyi, Engels'in katkılarıyla birlikte, Komünist Parti Manifestosu gibi analitik ve örgütlü bir siyasete dönüştürme sürecini (Bilimsel momente geçiş) anlatır.
Bu nedenle, Marx'ın mirası, bize tek bir "doğru" Marx sunmak değildir. Mirası, dünyayı anlamak ve değiştirmek için, hem yüreğimizdeki öfkeyi hem de aklımızdaki analiz gücünü aynı anda ve diyalektik bir ilişki içinde kullanmamız gerektiğini öğretmektir. Bugün, kapitalizmin yarattığı ekolojik kriz, derinleşen eşitsizlikler ve anlamsız tüketim çılgınlığı karşısında, bu diyalektik bütünlüğü kuşanmaktan başka çaremiz yoktur. İnsanın acısını anlayan bir bilim, ve bilimin gücüne inanan bir hümanizm – Marksizmin canlı kalmasının ve geleceğe ışık tutmasının sırrı belki de tam olarak buradadır.
KAYNAKÇA
A. Karl Marx ve Friedrich Engels'in Temel Eserleri
Marx, Karl. (1843). Yahudi Sorunu Üzerine.
Marx, Karl. (1844). 1844 El Yazmaları (Çev.: Kenan Somer). Sol Yayınları.
Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1845). Kutsal Aile.
Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1845-46). Alman İdeolojisi (Çev.: Tonguç Ok & Olcay Geridönmez). Evrensel Basım Yayın.
Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1848). Komünist Parti Manifestosu (Çev.: Nail Satlıgan). Yordam Kitap.
Marx, Karl. (1852). Louis Bonaparte'ın On Sekiz Brumaire'i (Çev.: Erkin Özalp). Yordam Kitap.
Marx, Karl. (1859). Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı (Çev.: Sevim Belli). Sol Yayınları.
Marx, Karl. (1857-58). Grundrisse: Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışma (Çev.: Arif Gelen). Birikim Yayınları.
Marx, Karl. (1867). Kapital, Cilt 1: Kapitalist Üretimin Eleştirisi (Çev.: Mehmet Selik & Nail Satlıgan). Yordam Kitap.
Marx, Karl. (1885). Kapital, Cilt 2 (Engels'in editörlüğünde).
Marx, Karl. (1894). Kapital, Cilt 3 (Engels'in editörlüğünde).
B. İkincil Kaynaklar ve Yorumlar
Althusser, Louis. (1965). Marx İçin (Çev.: Işık Ergüden). İthaki Yayınları.
Althusser, Louis. (1965). Kapital'i Okumak (Çev.: Celal A. Kanat). İthaki Yayınları.
Fromm, Erich. (1961). Marx'ın İnsan Anlayışı (Çev.: Kaan H. Ökten). Araton Yayınları.
Gramsci, Antonio. (1929-35). Hapishane Defterleri (Çev.: Adnan Cemgil). Belge Yayınları.
Lukács, Georg. (1923). Tarih ve Sınıf Bilinci: Marksist Diyalektiğin Araştırmaları (Çev.: Yılmaz Öner). Belge Yayınları.
Thompson, E.P. (1963). İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu (Çev.: Uygur Kocabaşoğlu). Birikim Yayınları.
Marcuse, Herbert. (1941). Akıl ve Devrim: Hegel ve Toplumsal Kuramın Doğuşu (Çev.: Mustafa Tüzel). İdea Yayınevi.
Ollman, Bertell. (1971). Yabancılaşma: Marx'ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı (Çev.: Ayşegül Kars). Yordam Kitap.
Meszaros, Istvan. (1970). Marx'ın Yabancılaşma Kuramı (Çev.: Mustafa Kemal Coşkun). Yordam Kitap.
Harvey, David. (1982). Sermayenin Sınırları (Çev.: A. Cevdet Aşkın). Sel Yayıncılık.
Jameson, Fredric. (1991). Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı (Çev.: Nuri Plümer). Yapı Kredi Yayınları.
C. Türkçe Derleme ve İnceleme Eserleri
Aksu, Bülent. (2007). Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu. Yazın Yayıncılık.
Kılıç, A. Emre. (2015). Yapı ve Özne: Louis Althusser ve Georg Lukács'ın Felsefeleri Üzerine Bir İnceleme. NotaBene Yayınları.
Savaş, V. Ufuk. (2020). Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş. Cadı Yayınları.
Praksis Dergisi, "Genç Marx" ve "Marksizm ve Etik" konulu sayılar.
Birikim Dergisi, "Marksist Teori ve Sınıf Mücadelesi" üzerine çeşitli yazılar.
(Bu kaynakça, 7500 kelimelik bir makale için gerekli teorik altyapıyı ve derinlemesine okuma imkanını sağlayacak temel ve ikincil kaynaklardan oluşmaktadır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder