8 Ekim 2025 Çarşamba

Genç Karl Marx (2017) Filmi Üzerinden Hegel, Feuerbach ve Praxis'in Diyalektiği Üzerine Eleştirel Bir İnceleme

 

 Fırtınada Doğan Düşünce: 'Genç Karl Marx'tan Hareketle Diyalektiğin Materyalist Ters Çevrilişi ve Sınırları

Özet

Bu makale, Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" (2017) filminin sağladığı tarihsel ve dramatik bağlamdan hareketle, Karl Marx'ın 1844-1848 yılları arasındaki entelektüel devrimini mercek altına almaktadır. Çalışmanın odak noktası, Marx'ın G.W.F. Hegel'in idealist diyalektiğinden kopuşu, Ludwig Feuerbach'ın materyalist eleştirisinin sınırlarını aşması ve nihayetinde "diyalektiği ayakları üzerine dikerek" tarihsel materyalist bir felsefe ve praksis kılavuzu inşa etmesidir. Makale, bu süreci bir tez-antitez-sentez diyalektiği içinde ele alacak; Hegel'in Mutlak Tin'in gelişim süreci olarak kavradığı diyalektiğin (tez), Feuerbach'ın insan doğasına indirgenmiş materyalist eleştirisi (antitez) tarafından nasıl sarsıldığını, ardından Marx'ın 1844 El Yazmaları ve Alman İdeolojisi'nde formüle ettiği, emek (praksis) merkezli tarihsel materyalist diyalektik (sentez) ile nasıl aşıldığını analiz edecektir. Bu temel çerçeve üzerinden, iki temel sorgulama derinlemesine incelenecektir: Birincisi, diyalektik materyalizmin bilimsel statüsüne ilişkin (Karl Popper'ın "yanlışlanamazlık" eleştirisi bağlamında) epistemolojik bir sorgulama; ikincisi ise Friedrich Engels'in "Doğanın Diyalektiği" projesi ile Marx'ın toplumsal praksis vurgusu arasındaki gerilime odaklanan teorik-politik bir sorgulamadır. Makale, Marksist teorinin, dogmatik bir şema olarak değil, sürekli kendini yenileyen, eleştirel ve dönüştürücü bir praksis olarak okunması gerektiği argümanıyla son bulacaktır.


Giriş: Legolar ve Fırtına: Neden "Genç" Marx'ın Peşindeyiz?

(Bu bölüm, 5 yaşındaki bir çocuğun anlayacağı metaforlar üzerinden konuyu ele alır.)

Düşün ki, en sevdiğin Legolarla dolu bir odadasın. Önce muhteşem bir kale inşa ettin. Bu kale, senin ilk fikrindi, her şeyin sabit ve doğru olduğu bir "tez"di. Ama sonra, "Bu kale çok sıkıcı! Ben bir uzay gemisi istiyorum!" diye bir düşünce belirdi içinde. Bu, kaleye karşı bir "antitez", bir isyandı. Kalenin bazı kulelerini sökmeye, parçaları farklı şekillerde birleştirmeye başladın. Bir direnişle, bir mücadeleyle karşılaştın, çünkü legolar kaleyi terk etmek istemiyor gibiydi. Sonunda, hem kalenin heybetinden hem de uzay gemisinin teknolojisinden bir şeyler taşıyan, eskisinden çok daha havalı, yepyeni bir "Kale-Gemi" yarattın. İşte buna da "sentez" diyoruz.

Şimdi, 19. yüzyıl Avrupa'sını bir oyun odası olarak hayal et. Eski, taştan kaleler (krallıklar) yıkılıyor, yerlerini dev, gürültülü, dumanlı fabrikalar alıyordu. İnsanlar köylerden kopup bu yeni oyun alanına akıyor, çok uzun saatler çalışıp çok az "oyuncağa" (paraya, ekmeğe, barınağa) sahip olabiliyorlardı. Birkaç kişi devasa lego koleksiyonlarına sahipken, çoğunluk sadece birkaç küçük parçayla oynamak zorundaydı. Bu oyun, adil değildi.

Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, işte bu adaletsiz oyunun tam ortasında, "Bu oyun neden böyle? Kurallarını kim koydu? Ve nasıl daha adil, daha güzel bir oyun kurabiliriz?" diye soran iki genç adamın – Karl Marx ve Friedrich Engels – hikayesidir. Onlar, oyunun gizli kodu olan "diyalektik materyalizm" adlı bir anahtar buldular.

Bu anahtarın iki parçası vardı:

  1. Diyalektik: Her şeyin, bir "tez", ona karşı çıkan bir "antitez" ve onların çarpışmasından doğan "sentez" ile sürekli değiştiğini söyler. Tıpkı kalenin uzay gemisine dönüşmesi gibi.

  2. Materyalizm: Oyunun, hayallerle veya hayali kurallarla değil, gerçek, dokunulabilir "legolarla" (fabrikalarla, toprakla, makinelerle, ekmekle) oynandığını söyler.

Marx ve Engels'in devrimci keşfi şuydu: "Değişimi yaratan şey, sadece fikirlerin tartışması değil, bu gerçek legolar üzerinde kimin söz sahibi olduğu, onlarla ne yaptığı yani MADDİ MÜCADELEdir."

Bu makale, bu anahtarın nasıl dövüldüğünün, nasıl çalıştığının, ne kadar keskin olduğunun ve belki de nerelerinin bilenmesi gerektiğinin hikayesidir. "Genç" Marx'ın peşindeyiz, çünkü fikirlerin henüz donmadığı, enerjik, tehlikeli ve devrimci anını anlamak için.


Bölüm 1: Baş Aşağı Durmuş Bir Dünya: Hegel'in İdealist Diyalektiği ve Onun Sınırları

(Bu bölüm, temel kavramları basitleştirirken, aynı zamanda teorik derinliği de inşa eder.)

1.1. Hegel'in Diyalektik Sihirbazlığı: Tin'in Oyunu

Genç Marx'ın entelektüel yolculuğu, zamanının en etkili düşünürü olan Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in gölgesinde başlar. Hegel'in felsefesinin dinamosu, her şeyin hareket halinde olduğu ve bu hareketin bir iç çelişki tarafından yönlendirildiği fikriydi: Diyalektik.

  • Tez: Bir başlangıç durumu veya fikri. (Örn: Bir Tohum)

  • Antitez: Bu ilk durumu inkâr eden, onunla çelişen karşıt güç veya fikir. (Örn: Tohumun çözülüp filizlenmesi - tohum olma halinin ölümü)

  • Sentez: Bu çatışmadan doğan yeni, daha yüksek, daha karmaşık bütün. (Örn: Bitki)

Ancak Hegel için bu süreç, sadece biyolojik bir olay değildi. Tüm tarih, devlet, sanat, din ve felsefe, bu diyalektik hareketin bir tezahürüydü. Peki ama bu hareketi başlatan, onun öznesi neydi? Hegel'in cevabı: Mutlak Tin (Geist) veya Mutlak Fikir.

5 Yaş İçin Açıklama (Metaforik): Hegel diyor ki: "Aslında oyun odasından, legolardan, senden bile önce var olan dev, görünmez bir 'OYUN KURUCU FİKİR' vardı. Bu Fikir, kendini tanımak, keşfetmek istedi. İlk önce kendine yabancılaştı ve 'doğa' oldu: dağlar, nehirler, legolar. Sonra bu legolardan 'insan bilinci' filizlendi. İnsanlık tarihi boyunca krallıkların yıkılması, yeni buluşların yapılması, devletlerin kurulması... Tüm bunlar, aslında o görünmez OYUN KURUCU FİKRİN, legoların (maddi dünya) içine hapsolmuş halden kurtulup yeniden kendine dönme, kendini tam olarak anlama çabasıdır."

Bu, idealist diyalektiktir. Yani gerçekliğin temelinde madde değil, FİKİR vardır. Maddi dünya (sınıf mücadelesi, açlık, fabrikalar), bu büyük fikirsel maceranın bir yansıması, bir gölgesidir. Marx'ın sonradan ünlü bir şekilde ifade edeceği gibi, Hegel'de diyalektik baş aşağı duruyordu; ayakları havada, kafası yerdeydi.

1.2. Genç Hegelciler: Fikirler Savaşı ve 'Genç Karl Marx' Filminin Açılış Sahnesi

"Genç Karl Marx" filmi, Marx'ın Bruno Bauer gibi isimlerle birlikte içinde yer aldığı "Genç Hegelciler" grubuyla başlar. Bu düşünürler, Hegel'in diyalektiğini bir eleştiri aracı olarak kullanıyor, özellikle dini hedef alıyorlardı. Onlara göre, insanlığın temel sorunu, yanlış dini fikirler ve yanılsamalardı (örneğin, dinin "halkın afyonu" olması). Bu yanlış fikirleri eleştirip yıktıklarında, insanların zihni özgürleşecek ve toplum da ıslah olacaktı.

Sorgulama ve Eleştiri (Marksist Bakış Açısıyla):

  • Fetişizm ve Yabancılaşma: Bu yaklaşım, sorunu gerçek kökünden, yani maddi üretim ilişkilerinden koparıp, onun sadece bir görünümü olan fikirler düzeyinde ele almakta mıdır? Marx sonradan, dini eleştirinin toplumsal eleştirinin önkoşulu olduğunu söyleyecek, ancak asıl görevin toplumsal ilişkileri eleştirmek olduğunu vurgulayacaktır.

  • Praksisin Yokluğu: Fikirleri değiştirerek toplumu değiştirmek mümkün müdür? Bir işçi, 16 saat çalıştıktan sonra, Bruno Bauer'in yazdığı bir makaleyi okuyarak maddi sefaletinden kurtulabilir mi? Filmde Marx'ın giderek bu entelektüel cul-de-sac'tan (çıkmaz sokaktan) rahatsız olduğu görülür. Onun arayışı, fikirlerin ötesine, onları üreten maddi temele doğru kaymaktadır.


Bölüm 2: Dünyayı Düzeltme Çabası: Feuerbach'ın Materyalist Çekici ve Onun Sınırları

2.1. Feuerbach'ın Devrimci Hamlesi: Aynayı Düzeltmek

Ludwig Feuerbach, Hegel'in baş aşağı duran felsefi sistemini düzeltmek için son derece etkili bir darbe indirdi. Onun argümanı, radikal bir sadelik taşıyordu: "Tanrı'yı yaratan insandır, insanı yaratan Tanrı değil."

5 Yaş İçin Açıklama (Metaforik): Feuerbach, Hegel'e itiraz ediyor: "Hegel Amca yanılıyor! Oyunu kuran görünmez bir Fikir yok. Aslında olan şu: Biz insanlar, kendi içimizdeki en güzel, en güçlü, en kusursuz hisleri (sevgiyi, adaleti, bilgeliği, gücü) alıp, onları büyütüp, mükemmelleştirip gökyüzüne yansıttık. Sonra da bu yansımaya tapınmaya başladık ve ona 'Tanrı' dedik. Yani Tanrı, bizim kendi öz niteliklerimizin yabancılaşmış bir yansımasıdır. Önce biz varız, sonra bizim yarattığımız fikirler."

Bu hamle, felsefede bir devrimdi. Materyalizm, yani "gerçekliğin temelinde madde vardır" ilkesi, modern düşünceye güçlü bir şekilde geri dönmüş oldu. Feuerbach, diyalektiği ayakları üzerine değilse bile, en azından yere indirmişti. Bu ayaklar, maddi, duyusal, biyolojik İNSAN idi.

2.2. Feuerbach'ın Sınırları: Seyirci Materyalizmi ve Donuk İnsan Doğası

Ancak Feuerbach'ın materyalizmi, Marx'a göre temel bir kusur taşıyordu: Pasiflik ve tarihsizlik.

  • Seyirci Materyalizmi: Feuerbach'ın materyalizmi, dünyayı seyretmeyeyorumlamaya dayanıyordu. Duyusal algıyı vurguluyordu, ancak duyusal eylemi, yani praksisi göz ardı ediyordu. İnsanı, dünyayı pasif bir şekilde algılayan bir seyirci olarak görüyordu.

  • Soyut ve Tarih-dışı "İnsan Doğası": Feuerbach için insan, tarih boyunca değişmeyen, sabit bir "öz"e, bir "doğa"ya sahipti. Din, bu değişmez insan doğasının bir yanılsamasıydı. Oysa Marx'a göre, "insanın özü, toplumsal ilişkilerin bütünlüğünden başka bir şey değildir." İnsan, tarih içinde kendini ve doğasını sürekli dönüştüren bir varlıktır.

Marx'ın ünlü 11. Feuerbach Üzerine Tezi, bu eleştirinin özünü oluşturur: "Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar; oysa sorun onu değiştirmektir." Feuerbach, aynayı düzeltmişti ama aynadaki insanın aslında oyunu oynayan, legolarla yeni şeyler yaratan, yani üreten ve dönüştüren aktif bir özne olduğunu kavrayamamıştı.


Bölüm 3: Devrimci Sentez: Praxis Işığında Diyalektiğin Ayakları Üzerine Dikilmesi

(Bu bölüm, makalenin teorik kalbini oluşturur ve Marx'ın özgün sentezini detaylandırır.)

3.1. Marx'ın Diyalektik Sıçrayışı: Hegel + Feuerbach + Emek

Marx, hem Hegel'in diyalektiğinin dinamizmini hem de Feuerbach'ın materyalizminin temel doğrultusunu alır, ancak her ikisini de aşan devrimci bir sentez yaratır. Onun üçlü formülü şudur:

  1. Hegel'den Alınan: Diyalektiğin hareketli, çelişkiye dayalı, tarihsel süreç mantığı. Ancak bu mantık, mistik "Tin" kabuğundan kurtarılmalıdır.

  2. Feuerbach'tan Alınan: Düşüncenin maddi bir temele, insana dayandığı ilkesi. Ancak bu insan, soyut bir varlık değildir.

  3. Marx'ın Özgün Katkısı: İnsanı ve tarihi tanımlayan şeyin, değişmeyen bir "öz" değil, EMEK (PRAKSIS) olduğu fikri. İnsan, doğayı kendi ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürerek kendisini de dönüştüren varlıktır.

5 Yaş İçin Açıklama (Metaforik): Marx'ın sentezi şudur: "Hegel, oyunun bir diyalektiği olduğunu görmekte haklıydı. Feuerbach da, oyunun görünmez bir fikirle değil, bizimle, yani oyuncularla başladığını söylemekte haklıydı. Ama asıl atlanan nokta şu: Biz sadece seyirci değiliz. Biz OYUNCUYUZ! Ve bizim asıl özelliğimiz, legolarla oynamak, onları alıp yeni kaleler, yeni gemiler, yeni dünyalar inşa etmektir. İşte buna EMEK veya PRAKSIS diyoruz. Nasıl oynadığımız (yani nasıl çalıştığımız, nasıl ürettiğimiz), kimin legolara sahip olduğu, nasıl düşündüğümüzü, nasıl hissettiğimizi, hatta hangi tanrılara inandığımızı bile belirler. Önce OYUN (üretim tarzı) gelir, sonra FİKİRLER. Diyalektik artık baş aşağı durmuyor; legoların, yani maddi dünyanın üzerinde, praksisin ayakları üzerinde yükseliyor."

3.2. Tarihsel Materyalizmin Diyalektiği: Oyunun Kurallarının Bilimi

Marx, bu "oyun oynama biçimi"ni sistematik olarak analiz etmek için tarihsel materyalizm çerçevesini geliştirir. Bu çerçevenin anahtar kavramları şunlardır:

  • Üretici Güçler: Oyunda kullanılan araç-gereçler ve beceriler: İnsan emeği, aletler, makineler, teknoloji, hammadde, bilgi. (Legolar, onları birleştirme yeteneğiniz).

  • Üretim İlişkileri: Oyundaki mülkiyet ve iş bölümü kuralları: Legolara kim sahip? Kiminle işbirliği yapıyorsun? Ürünler nasıl paylaşılıyor? (Köleci, feodal, kapitalist ilişkiler).

  • Alt Yapı ve Üst Yapı: Üretim ilişkilerinin bütünü (altyapı), toplumun hukuk, devlet, din, felsefe, sanat gibi fikirler ve kurumlar alanını (üstyapı) belirler.

  • Diyalektik Çelişki ve Tarihsel Devrim: Üretici güçler geliştikçe (el tezgahından buharlı makineye), mevcut üretim ilişkileri (lonca sistemi, feodal toprak mülkiyeti) bu yeni, daha ileri güçlere ayak uyduramaz hale gelir. Bu bir çelişki, bir gerilim yaratır.

'Genç Karl Marx' Filminin Somutlaştırması: Film, bu soyut teoriyi nefes kesici bir şekilde canlandırır. Engels, Marx'ı Manchester'ın fabrikalarına götürdüğünde, bu diyalektiği somut olarak gösterir:

  • Tez: Feodal Toplum (Lord ve Serf ilişkisi).

  • Antitez: Gelişen sanayi, buharlı makineler (yeni üretici güçler) ve bu güçleri kontrol eden Burjuvazi sınıfı. Feodal üretim ilişkileri, bu yeni güçlerin önünde bir engeldir.

  • Sentez: Burjuvazi, feodalizmi devirir ve KAPİTALİST TOPLUM kurulur.

Ancak diyalektik burada durmaz! Kapitalizm, kendi içinde onu aşacak olan çelişkiyi ve sınıfı, yani PROLETARYA'yı (mülksüz işçi sınıfını) yaratır. İşçi ile kapitalist arasındaki sömürü ilişkisi, kaçınılmaz olarak yeni ve daha üst bir senteze, KOMÜNİST TOPLUM'a doğru evrilecektir.

3.3. Diyalektik Yasaların Toplum ve Tarihteki Tezahürleri

  • Çelişkilerin Birliği ve Mücadelesi: Kapitalizmin temel çelişkisi, toplumsal olan üretim (binlerce işçinin bir fabrikada kolektif çalışması) ile özel olan mülk edinme (üretilen zenginliğin birkaç kapitalist tarafından sahiplenilmesi) arasındadır. Bu çelişki, ekonomik krizlerin ve sınıf mücadelesinin motorudur.

  • Niceliğin Niteliğe Dönüşmesi: İşçi sınıfının, ücretler ve çalışma koşulları üzerine verdiği günlük, yerel mücadeleler (nicel birikim), birikim ve örgütlenme sonucunda, siyasi iktidarın hedeflendiği devrimci bir duruma (nitel sıçrama) dönüşebilir.

  • Olumsuzlamanın Olumsuzlanması: İlkel komünal toplum (tez - sınıfsız), sınıflı toplumlar (köleci, feodal, kapitalist) tarafından olumsuzlandı (antitez). Komünizm, sınıflı toplumu olumsuzlayarak (olumsuzlamanın olumsuzlanması) sınıfsız toplum durumuna, ancak ilkel komünizmin ilkel koşullarında değil, maddi bolluk ve kültürel gelişmişlik düzeyinin çok daha yüksek olduğu bir aşamada (sentez) geri dönecektir.


Bölüm 4: Sorgulama ve Eleştiri I: Bilimsel Yöntem mi, Metafizik Şema mı?

(Bu bölüm, diyalektik materyalizmin epistemolojik temellerini sorgular.)

4.1. Poppercı Eleştiri: Yanlışlanamazlık ve Bilimsellik Krizi

Karl Popper, 20. yüzyılın en etkili bilim felsefecilerinden biridir ve onun Marksizm eleştirisi derin yankı uyandırmıştır. Popper'a göre, bir teorinin bilimsel olabilmesi için temel kriter yanlışlanabilirlik olmalıdır. Yani, teorinin hangi gözlem veya deney sonucunda yanlış olduğunun iddia edilebileceği önceden belirlenebilmelidir.

Eleştirinin Özü: Popper, diyalektik materyalizmin (ve psikanalizin) bu kriteri karşılamadığını iddia eder. Ona göre diyalektik, her türlü gözlemi kendi lehine yorumlayan, "kapsamı her şeyi kapsayan" bir teoriydi.

  • Örnek: Eğer işçi sınıfı devrim yaparsa, bu "tarihsel diyalektiğin doğrulanması"dır.

  • Karşı Örnek: Eğer devrim olmaz, kapitalizm istikrarını korursa, bu da "diyalektiğin bir anı, geçici bir denge durumu, nicel birikimin henüz yeterli olmadığı bir aşama" olarak açıklanır.

  • Sonuç: Her durumda teori "doğrulanmış" görünür. Bu, onu bilimdense, metafizik bir inanç sistemi yapar. Popper için Marksizm, tarihsel kehanette bulunan ve her seferinde kehanetleri tutmayan, ancak kendini sürekli revize ederek ayakta kalan bir "kehanetçi" gibidir.

4.2. Marksist Yanıtlar ve Sorgulamalar İçinde Sorgulamalar

Bu eleştiri, Marksistler arasında derin tartışmalara yol açmıştır. Yanıtlar bir yelpaze oluşturur:

  • Katı Diyalektik Materyalist Yanıt (Geleneksel): Diyalektiğin yasaları, doğa, toplum ve düşüncenin evrensel yasalarıdır ve bilimler tarafından sürekli doğrulanmaktadır. Popper'ın anladığı anlamda düz, mekanik bir "yanlışlama", diyalektiğin karmaşık, ilişkisel ve tarihsel doğasına uygulanamaz.

  • Tarihsel Materyalist (Daha İhtiyatlı) Yanıt:

    1. Tarihsellik Vurgusu: Tarihsel materyalizm, fizik yasaları gibi evrensel ve zaman-dışı yasalar koymaz. Her toplumsal formasyon (köleci, feodal, kapitalist) kendi iç dinamiği ve özgüllüğü içinde incelenmelidir. Yasa değil, eğilim ve çelişki analizi yapar.

    2. Açıklayıcı Güç: Diyalektik materyalizm, kapitalizmin işleyişini, krizlerini, emperyalizmini, ideolojik aygıtlarını açıklamada rakip teorilerden daha kapsamlı ve tutarlı bir çerçeve sunar. Bu açıklayıcı güç, onun bilimselliğinin kanıtıdır.

    3. Praksisin Sınaması: Teorinin nihai testi, onun devrimci praksisteki etkinliğidir. Ancak bu, Stalinizm gibi tarihsel çarpılmalar ve yenilgilerle karıştırılmamalıdır. Teori, kendi yanlış uygulamalarından da öğrenerek gelişir.

  • 'Batı Marksizmi' Yanıtı (Lukács, Gramsci): Bu gelenek, diyalektiği öncelikle bir "toplumsal bütünlük" kavrayışı ve öznenin-nesnenin birliği olarak görür. Doğa diyalektiği fikrine şüpheyle yaklaşır ve vurguyu, sınıf bilinci ve hegemonya mücadelesi gibi konulara kaydırır. Onlar için diyalektiğin "bilimselliği" pozitivizmle özdeşleştirilemez.

Sorgulama: Acaba diyalektik materyalizmi, Popper'ın kriterlerine uydurmaya çalışmak, onun özgün, eleştirel ve devrimci ruhunu zayıflatır mı? Yoksa, bu eleştiri, Marksizmin kendini dogmatik ve kapalı bir sistem olmaktan koruması için gerekli bir düzeltme midir?


Bölüm 5: Sorgulama ve Eleştiri II: Doğanın Diyalektiği - Marx ve Engels Arasında Bir Uçurum mu?

(Bu bölüm, Marksist gelenek içindeki en önemli teorik gerilimlerden birini inceler.)

5.1. Engels'in Projesi: Diyalektiği Doğaya Taşımak

Friedrich Engels, Marx'ın ölümünden sonra, diyalektiği sistematize etmek ve onun yasalarını formüle etmek için yoğun bir çaba sarf etti. "Anti-Dühring" (1878) ve "Doğanın Diyalektiği" (yayıma hazırlanmamış notlar, 1883) çalışmaları, bu çabanın ürünleridir. Engels, diyalektiğin üç yasasını şu şekilde özetler:

  1. Niceliğin niteliğe dönüşmesi yasası.

  2. Karşıtların birliği ve mücadelesi yasası.

  3. Olumsuzlamanın olumsuzlanması yasası.

Onun iddiası, bu yasaların sadece insan tarihi ve toplumu için değil, doğanın kendisi için de geçerli olduğuydu. Evrim teorisi, fizikteki enerjinin korunumu yasası, kimyasal elementlerin periyodik tablosu, onun için diyalektiğin doğadaki kanıtlarıydı. Amacı, "doğa, toplum ve düşüncenin genel hareket yasalarını" ortaya koymaktı.

5.2. Marx'ın Vurgusu: Tarihsel Materyalizm ve İnsanileştirilmiş Doğa

Marx'ın yazılarının odağında ise, açıkça, insan toplumu ve tarihi vardır. Onun ilgi alanı, doğanın kendi başına diyalektiğinden ziyade, doğanın insan emeği tarafından dönüştürülmesi, yani "insanileştirilmiş doğa" idi. Marx için doğa, insan praksisinin bir uzantısı, emeğin nesnesi ve insanın kendini gerçekleştirme alanıydı. Doğanın kendi iç işleyişine dair diyalektik bir metafizik geliştirmek, onun temel projesinin dışında kalıyor gibi görünür.

5.3. Teorik-Politik Bir Gerilimin Anatomisi

Bu farklı vurgular, Marksist gelenek içinde derin bir bölünmeye yol açmıştır.

  • Eleştirel Gelenek (Lukács, Korsch, Frankfurt Okulu): Georg Lukács, "Tarih ve Sınıf Bilinci" (1923) adlı eserinde, Engels'i eleştirir. Lukács'a göre, diyalektiğin merkezinde, özne-nesne birliği olarak tarih vardır. Diyalektiği doğaya uygulamak, onu tarih-dışı, insan-dışı bir alana taşımak ve onu pozitivistleştirmektir. Bu, devrimci praksisin ve sınıf bilincinin önemini gölgeleyen, mekanik ve determinist bir Marksizm anlayışına kapı açar.

  • Resmi Sovyet Marksizmi (Diyalektik Materyalizm - Dia-Mat): Stalin döneminde, Engels'in projesi, "Diyalektik Materyalizm" adı altında katı, dogmatik bir devlet felsefesine dönüştürüldü. Bu, doğa bilimlerinden siyasete kadar her şeyi açıklayan, her şeye kadir bir doktrindi ve eleştirel düşünceyi bastırmak için kullanıldı.

  • Ekolojik Marksizm (Foster): Daha yakın zamanlarda, John Bellamy Foster gibi düşünürler, Engels'in "Doğanın Diyalektiği"ne olumlu bir şekilde yeniden bakmış, onun erken bir ekolojik bilinç içerdiğini ve Marx'ın ekolojik fikirleriyle uyumlu olduğunu savunmuşlardır.

Sorgulama:

  • Engels, Marx'ın özgün projesinden, onu "bilimselleştirerek" ve doğaya genişleterek sapmış mıdır?

  • Bu sapma, Marksizmin 20. yüzyılda yaşadığı dogmatizmin ve politik başarısızlıkların teorik kökenlerinden biri midir?

  • Yoksa, bu bir "sapma" değil de, Marx'ın ima ettiği ama tam olarak yazmaya fırsat bulamadığı bir projenin tamamlanması mıdır?

"Genç Karl Marx" filmi, bu iki arkadaşın simbiyotik ilişkisini vurgular, ancak aralarındaki bu incelikli teorik farklılıkları göstermez. Ancak, filmin bize hatırlattığı şey, teorinin, dostluk ve ortak mücadele içinde, canlı, tartışmalı ve açık uçlu bir süreç olarak doğduğudur.


Sonuç: Bitmeyen Bir Diyalog ve Dönüştürücü Bir Praksis Olarak Marksizm

"Genç Karl Marx" filmi, bir heykelin veya bir dogmalar kitabının değil, bir düşüncenin doğuş anının canlı, soluk soluğa, tozlu ve mücadeleci portresidir. Marx ve Engels, diyalektiği ayakları üzerine dikerek, bize dünyayı anlamak ve değiştirmek için eşsiz bir araç sundular. Bu araç, sadece geçmişi açıklamakla kalmaz, kapitalizmin güncel krizlerini, ekolojik çöküşü, emperyalist savaşları ve toplumsal eşitsizlikleri kavramamızı sağlayan bir mercek işlevi görür.

Ancak bu makalenin gösterdiği gibi, bu araç kusursuz veya kendi kendine yeten bir varlık değildir. O, kendi içinde diyalektik bir gerilim taşır: Bilimsel iddiası ile metafizikleşme tehlikesi arasında; toplumsal praksis vurgusu ile doğa yasalarına indirgenme riski arasında gidip gelir.

Bu nedenle, gerçek Marksist gelenek, bir dizi kutsal metne körü körüne bağlılık değildir. Aksine, Marx'ın kendi diyalektiğinin bize öğrettiği gibi, hiçbir teori kendisini tarihin nihai sentezi ilan edemez. Marksizm, kendi üzerine düşünen, kendi hatalarından öğrenen, yeni tarihsel koşullar ve bilimsel gelişmeler ışığında kendini sürekli yeniden yaratan, eleştirel ve özeleştirel bir süreçtir. Onun nihai test alanı, kitapların sayfaları değil, toplumsal mücadelenin somut zeminidir – yani praksis.

"Genç Karl Marx" bize, bu bitmeyen diyaloğun en taze, en cesur ve en umut dolu halini hatırlatır. Oyun henüz bitmemiştir ve kuralları değiştirme ihtimali, her zaman biz "oyuncuların" elindedir.


KAYNAKÇA

A. Birincil Kaynaklar (Marx & Engels)

  1. Marx, Karl. (1844). 1844 El Yazmaları (Ekonomi Politiğin ve Felsefenin Eleştirisi). Çev: Kenan Somer. Sol Yayınları.

  2. Marx, Karl. (1845). Feuerbach Üzerine Tezler. (Alman İdeolojisi içinde).

  3. Marx, Karl. & Engels, Friedrich. (1846). Alman İdeolojisi. Çev: Sevim Belli. Sol Yayınları.

  4. Marx, Karl. (1847). Felsefenin Sefaleti. Çev: Ahmet Kardam. Sol Yayınları.

  5. Marx, Karl. & Engels, Friedrich. (1848). Komünist Parti Manifestosu. Çev: Nail Satlıgan. Yordam Kitap.

  6. Engels, Friedrich. (1845). İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu. Çev: Yavuz Alogan. Yar Yayınları.

  7. Engels, Friedrich. (1878). Anti-Dühring. Çev: Kenan Somer. Sol Yayınları.

  8. Engels, Friedrich. (1886). Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu. Çev: Sevim Belli. Sol Yayınları.

  9. Engels, Friedrich. (1925/1940). Doğanın Diyalektiği. Çev: Arif Gelen. Sol Yayınları.

  10. Marx, Karl. (1867). Kapital, Cilt 1: Kapitalist Üretimin Eleştirisi. Çev: Mehmet Selik & Nail Satlıgan. Yordam Kitap.

B. Diğer Felsefi Metinler

  1. Hegel, G.W.F. (1807). Tinin Görüngübilimi. Çev: Aziz Yardımlı. İdea Yayınları.

  2. Hegel, G.W.F. (1817). Mantık Bilimi. Çev: Aziz Yardımlı. İdea Yayınları.

  3. Feuerbach, Ludwig. (1841). Hıristiyanlığın Özü. Çev: Devin Bozok. Say Yayınları.

  4. Popper, Karl. (1945). Açık Toplum ve Düşmanları, Cilt 2: Hegel ve Marx. Çev: Mete Tunçay. Liberte Yayınları.

C. İkincil Kaynaklar ve Yorumlar

  1. Althusser, Louis. (1965). Marx İçin. Çev: Işık Ergüden. İthaki Yayınları.

  2. Althusser, Louis. (1993). Gelecek Uzun Sürer. Çev: Işık Ergüden. Can Yayınları.

  3. Arthur, C.J. (2004). The New Dialectic and Marx's Capital. Brill.

  4. Avineri, Shlomo. (1968). The Social and Political Thought of Karl Marx. Cambridge University Press.

  5. Carver, Terrell. (1983). Marx and Engels: The Intellectual Relationship. Indiana University Press.

  6. Colletti, Lucio. (1975). Marxism and Hegel. Çev: Lawrence Garner. Verso Books.

  7. Eagleton, Terry. (2011). Marx Neden Haklıydı? Çev: Oya Oral. Yordam Kitap.

  8. Foster, John Bellamy. (2000). Marx's Ecology: Materialism and Nature. Monthly Review Press.

  9. Kitching, Gavin. (1988). Karl Marx and the Philosophy of Praxis. Routledge.

  10. Löwy, Michael. (2005). Ateşi Çalmak: 19. Yüzyıl Sosyalizminin Tarihi. Çev: Atılgan Bayar. Yordam Kitap.

  11. Lukács, Georg. (1923). Tarih ve Sınıf Bilinci. Çev: Yılmaz Öner. Belge Yayınları.

  12. Marcuse, Herbert. (1941). Reason and Revolution: Hegel and the Rise of Social Theory. Oxford University Press.

  13. McLellan, David. (1973). Karl Marx: His Life and Thought. HarperCollins.

  14. Mészáros, István. (1970). Marx's Theory of Alienation. Merlin Press.

  15. Ollman, Bertell. (2003). Dance of the Dialectic: Steps in Marx's Method. University of Illinois Press.

  16. Sartre, Jean-Paul. (1960). Diyalektik Aklın Eleştirisi, Cilt 1. Çev: Serdar Rıfat Kırkoğlu. Can Yayınları.

  17. Schmidt, Alfred. (1971). The Concept of Nature in Marx. Çev: Ben Fowkes. NLB.

  18. Sperber, Jonathan. (2013). Karl Marx: A Nineteenth-Century Life. Liveright Publishing.

  19. Wood, Allen W. (2004). Karl Marx. Routledge.

D. Film ve Görsel Kaynak

  1. Peck, Raoul (Yönetmen). (2017). The Young Karl Marx [Film]. Agat Films & Cie, Velvet Film, RTBF. (Türkçe: "Genç Karl Marx")

  2. Peck, Raoul & Bonitzer, Pascal. (2017). The Young Karl Marx Senaryosu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Bin Yirmi Altı Dünyasında İşçi, Köylü ve Emeğin Onuru

"Alın terine sahip çıkmayan, emeğine sahip çıkmayan, hakkını aramayan eşektir. Alın teri dökerek, emek harcayarak, iş değer emek üreter...