PARANIN DİYALEKTİĞİ: BANKACILIĞIN TARİHSEL EVRİMİ VE DAS KAPITAL PERSPEKTİFİNDEN ELEŞTİREL BİR ANALİZ
Özet
Bu makale, bankacılık kurumunu, basit bir aracı kurum tanımından hareketle, onu şekillendiren tarihsel dönemler, işleyiş ilkeleri ve en nihayetinde Karl Marx'ın Das Kapital'inde ortaya koyduğu eleştirel perspektifle derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, bankacılığın kökenlerini Antik Mezopotamya'ya kadar takip ederek, Orta Çağ sarrafları, Sanayi Devrimi'nin finansal mimarları ve küresel finans kapitalizm çağındaki rolü üzerinden analiz edecektir. Temel tez, bankacılığın, teknik işlevlerinin ötesinde, içinde geliştiği üretim tarzının (özellikle kapitalizmin) sosyal ilişkilerini ve çelişkilerini yansıtan ve pekiştiren bir yapı olduğudur. Bu bağlamda, kısmi rezerv sisteminin yarattığı "sermaye yaratma" sihri, faizin doğası, finans kapitalin yükselişi ve bankacılık sisteminin sistemik krizlerdeki merkezi rolü, Marksist ekonomi politiğin "artı değer", "meta fetişizmi" ve "sermaye birikimi" kavramları ışığında sorgulanacaktır. Makale, bankacılığın sadece bir "ekonomik faaliyet" olarak değil, aynı zamanda bir "sınıf ilişkisi" ve "iktidar aracı" olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koyarak, onun tarihsel diyalektiğini anlamaya çalışacaktır.
Giriş: Kumbara mı, Canavar mı?
Bankacılık, modern yaşamın görünmez çimentosudur. Onsuz bir ekonomi düşünmek, kan dolaşımı olmayan bir beden hayal etmek kadar güçtür. Geleneksel iktisat, bankacılığı genellikle tasarrufları yatırıma dönüştüren, likidite sağlayan ve riski yöneten nötr ve teknik bir aracı olarak tanımlar. Peki, bu tanım bankacılığın gerçek doğasını ve tarihsel misyonunu kavramak için yeterli midir? Basit bir "para saklama ve ödünç verme" kurumu, nasıl oldu da dünya ekonomisinin kaderini belirleyen, devletleri borçlandıran, savaşlar çıkarıp bitiren, toplumları refaha kavuşturan veya sefalete sürükleyen bir güce dönüştü?
Bu makale, bu sorudan yola çıkarak, bankacılığa dair geleneksel anlatıyı sorgulamayı ve onun perde arkasındaki diyalektiğini anlamayı hedeflemektedir. Tezimiz şudur: Bankacılık, kapitalist üretim tarzının tarihsel bir ürünü ve onun vazgeçilmez bir aygıtıdır. Onun evrimi, meta üretimi ve özel mülkiyetin gelişimiyle iç içe geçmiştir. Bu nedenle, bankacılığı salt teknik bir kurum olarak değil, toplumsal ilişkilerin, sınıf çatışmalarının ve iktidar mücadelelerinin somutlaşmış bir biçimi olarak okumak gerekir.
Bu okumayı gerçekleştirmek için, önce bankacılığın tarihsel seyrini, ilkelerini ve farklı ekonomik görüşlerdeki yerini inceleyeceğiz. Ardından, Karl Marx'ın başyapıtı Das Kapital'in sağladığı kuramsal çerçeveye başvuracağız. Marx'ın "artı değer", "sermaye birikimi", "finans kapital" ve "kriz" teorileri, bankacılığın kapitalist sistem içindeki gerçek işlevini deşifre etmemizde bize rehberlik edecek. Bu süreçte sürekli olarak sorular soracak, tez ve antitezler üreterek bir senteze ulaşmaya çalışacağız: Banka, toplumsal refahın mimarı mıdır, yoksa sömürünün finansal aracısı mı? Yarattığı zenginlik topluma mı yoksa belirli bir sınıfa mı aittir? Nihai hedefimiz, bankacılığın "sihirli kumbara" masalının ardındaki daha karmaşık, çelişkilerle dolu ve tarihsel olarak belirlenmiş gerçekliği ortaya koymaktır.
1. Bölüm: Bankacılığın Tarihsel Seyri: Sarraftan Küresel Ağa
1.1. Kökenler: Antik Çağ ve Orta Çağ'da Finansın Doğuşu (MÖ 2000 - MS 1400)
Tez: İlkel bir ihtiyaç olan "güven" ve "değer saklama", bankacılık faaliyetlerinin nüvesini oluşturur.
Analiz: Bankacılığın kökleri, paranın icadından bile eskiye, takas ekonomisine dayanır. Mezopotamya'daki Sümer ve Babil tapınakları (MÖ 2000), sadece dini merkezler değil, aynı zamanda tarımsal ürünlerin (tohum, tahıl) ve değerli metallerin saklandığı ilk "emanetçi" kurumlardı. Hammurabi Kanunları'nda (MÖ 1750'ler) borç verme, faiz oranları (gümüş için %20, tahıl için %33.3) ve teminat hükümlerine rastlanması, organize bir kredi sisteminin varlığını gösterir. Benzer şekilde, Antik Yunan'daki "trapezitai"ler (masa işletenler) ve Roma'daki "argentarii"ler (gümüşçüler) para değiştirme, mevduat kabul etme ve kredi sağlama işlemleri yapmışlardır.
Orta Çağ ve İtalyan Bankerler: Orta Çağ'da, Haçlı Seferleri ve ticaretin canlanmasıyla birlikte, İtalyan şehir devletleri (Floransa, Venedik, Cenova) bankacılığın merkezi haline geldi. "Bank" kelimesi, İtalyanca'da "tezgah, masa" anlamına gelen "banca"dan türemiştir. Bu dönemdeki en önemli gelişme, "çift kayıtlı muhasebe" sisteminin yaygınlaşması ve "kambiyo senedi" (bill of exchange) kullanımıydı. Bu senetler, nakit para taşımanın risklerini ortadan kaldırarak uluslararası ticareti kolaylaştırdı.
Sentez: Bu ilk dönem, bankacılığın ticari faaliyetlere hizmet eden, fiziki paranın (altın, gümüş) saklanması ve transferine dayalı bir "ticari bankacılık" karakteri taşıdığını gösterir. Faiz (usur) Hristiyanlık ve İslamiyet'te dini sebeplerle sorgulansa da, ticari pratik içinde varlığını sürdürmüştür.
1.2. Modern Bankacılığın Doğuşu: Sarraflar ve Kısmi Rezerv Sistemi (1400 - 1694)
Tez: Sarraflar, bankacılığın en radikal buluşu olan "kısmi rezerv sistemini" keşfederek, "sermaye yaratma" gücünü elde ettiler.
Analiz: Orta Çağ'ın sonlarında, kuyumcular (sarraflar) değerli metalleri saklamak için güvenli kasalar sunuyordu. Saklanan altın karşılığında makbuz (banknot) veriyorlardı. Zamanla, bu makbuzlar, altının kendisi yerine geçerli bir ödeme aracı haline geldi. Burada kritik sıçrama, sarrafların herkesin aynı anda altınlarını çekmeyeceğini fark etmeleriyle gerçekleşti. Kasalarında sürekli bir miktar altın (rezerv) tutarak, bu rezervin çok üzerinde makbuz (kredi) vermeye başladılar.
Antitez: Bu sistem inanılmaz derecede kırılgandır. Eğer tüm mevduat sahipleri aynı anda paralarını çekmek isterse (bank run / banka hücumu), banka yükümlülüklerini yerine getiremez ve iflas eder. Bu, bankacılık sisteminin doğasında var olan bir çelişkidir: yarattığı sanal sermaye ile elindeki reel rezerv arasındaki uçurum.
Sorgulama: Bir bankanın, sahip olmadığı parayı ödünç verebilmesi ve bu işlemden faiz alabilmesi meşru mudur? Bu, bir "sihir" mi yoksa sistematik bir "aldatma" mıdır?
Sentez: Kısmi rezerv sistemi, bankacılığı pasif bir emanetçilikten, aktif bir "sermaye yaratıcısına" dönüştürdü. Bu, ekonomik büyümeyi hızlandıran ancak aynı zamanda finansal istikrarsızlığın da temelini atan devrim niteliğinde bir adımdı.
1.3. Merkez Bankacılığına Geçiş ve Sanayi Devrimi (1694 - 1900)
Tez: Ulus-devletlerin ve Sanayi Devrimi'nin finansal ihtiyaçları, merkez bankalarının ve ticari bankacılığın kitleselleşmesinin önünü açtı.
Analiz:
İngiltere Bankası (1694): Kral III. William'ın Fransa ile savaşını finanse etmek için kuruldu. Karşılığında, banknot basma imtiyazı elde etti. Bu, devlet ile finans kapital arasındaki simbiyotik ilişkinin en somut örneğidir. Merkez bankası, devletin hazinedarı, bankaların bankası ve nihayetinde paranın tekeline sahip kurum haline geldi.
Sanayi Devrimi: Buharlı makineler, demiryolları ve dev fabrikalar muazzam sermaye yatırımı gerektiriyordu. Ticari bankalar, birikmiş tasarrufları sanayicilere kredi olarak aktararak, Sanayi Devrimi'nin finansal mimarları oldular. Bu süreç, bankaların ekonomideki gücünü katlanarak artırdı; hangi sektörün veya girişimcinin finanse edileceğine karar verir oldular.
Sentez: Bu dönem, bankacılığın devlet iktidarı ve sanayi sermayesi ile iç içe geçtiği, "finans kapital" olgusunun tohumlarının atıldığı bir dönemdir. Banka, artık sadece tüccarlara değil, üretim sürecinin ta kendisine finansman sağlayan merkezi bir aktördür.
1.4. 20. Yüzyıl ve Ötesi: Regülasyon, Deregülasyon ve Küreselleşme (1900 - Günümüz)
Tez: 20. yüzyıl, bankacılık sisteminin yaşadığı krizler ve bu krizlere verilen tepkiler (regülasyon ve deregülasyon dalgaları) ile şekillenmiştir.
Analiz:
1929 Büyük Buhran: Kontrolsüz spekülasyon ve aşırı kredi genişlemesinin sistemik bir çöküşe yol açabileceği görüldü. ABD'deki binlerce banka battı. Tepki olarak, Glass-Steagall Act (1933) gibi düzenlemelerle ticari bankacılık ve yatırım bankacılığı birbirinden ayrıldı ve mevduat sigortası (FDIC) getirildi.
1970'ler ve Neoliberal Dönüşüm: 1970'lerdeki stagflasyon krizi, Keynesyen politikaların terk edilmesi ve neoliberal deregülasyon dalgasının başlangıcı oldu. Glass-Steagall'ın kaldırılması (1999), bankaların yeniden devleşmesine ve riskli spekülatif işlemlere girmesine olanak tanıdı.
2008 Küresel Finans Krizi: "Düzenlenmemiş gölge bankacılık sistemi", türev ürünler ve konut piyasasındaki balon, 1929'dan beri görülmüş en büyük krizi tetikledi. Kriz, bankaların "too big to fail" (batamayacak kadar büyük) hale geldiği ve kriz maliyetlerinin kamuya (vergileyiciye) yıkıldığı gerçeğini acı bir şekilde gösterdi.
Sentez: Modern bankacılık, derinleşen bir çelişkiyi barındırır: Bir yandan ekonomik büyüme için vazgeçilmez görülür ve kriz anlarında kurtarılır; diğer yandan, yapısal olarak istikrarsızlık üretme ve sistematik risk yaratma potansiyeli taşır. Bu, onun kapitalist sistem içindeki çözülemez çelişkisidir.
2. Bölüm: Bankacılığın İlkeleri, Görüşler ve Temel Çelişkiler
2.1. Temel İşleyiş İlkeleri:
Kısmi Rezerv Sistemi: Bankacılığın kalbinde yatan ilke. Merkez bankası tarafından belirlenen zorunlu karşılık oranlarına tabidir.
Vade Dönüşümü: Kısa vadeli mevduatları, uzun vadeli kredilere dönüştürerek, yatırımların finansmanını mümkün kılar.
Risk Yönetimi ve Dağıtımı: Kredi riski, faiz riski, likidite riski gibi riskleri çeşitlendirerek ve yöneterek dağıtır.
Ödeme Sistemleri: Ekonomideki para akışını sağlayan temel altyapıyı işletir.
2.2. Ekonomik Görüşlerde Bankacılık:
Klasik Görüş (Adam Smith): Bankalar, tasarrufları verimli alanlara yönlendirerek ekonomik büyümeyi teşvik eden faydalı aracılardır. Müdahaleci olmamalıdırlar.
Keynesyen Görüş (John M. Keynes): Bankalar, efektif talebi ve dolayısıyla istihdamı etkilemede kilit role sahiptir. Merkez bankası para politikasıyla (faiz oranları, zorunlu karşılıklar) bankaların kredi yaratma kapasitesini düzenleyerek ekonomiye müdahale etmelidir.
Neoliberal Görüş (Milton Friedman): Bankaların çoğunlukla serbest piyasada rekabet içinde işlemesi gerekir. Regülasyonlar asgari düzeyde olmalı, merkez bankası sadece parasal istikrarı hedeflemelidir. (Bu görüş, 2008 kriziyle ağır eleştirilere maruz kalmıştır.)
3. Bölüm: Das Kapital'in Gözlüğünden Bankacılığın Eleştirisi
Marx'ın politik ekonomi eleştirisi, bankacılığa dair geleneksel anlayışı kökünden sarsar. Ona göre banka, kapitalist üretim ilişkilerinin bir yansıması ve bu ilişkileri güçlendiren bir aygıttır.
3.1. Banka, Artı-Değerin Dolaşımının ve Merkezileşmesinin Aracıdır:
Tez: Banka, kapitalist sınıfın bir fraksiyonu olarak, birikmiş artı-değeri (kârı) toplar ve onu yeni artı-değer sömürüsü alanlarına kanalize eder.
Analiz: Marx, kapitalist üretim sürecinde, işçinin, kendi emek gücünün değerinden (ücret) daha fazla değer yarattığını ortaya koyar. Bu fazlalık, artı-değerdir ve kapitalistin kârının kaynağıdır. Endüstriyel kapitalist, bu artı-değeri bankaya yatırır. Banka, bu birikmiş artı-değeri (sermayeyi) toplar ve onu, yeni fabrikalar açmak veya makineler almak isteyen başka kapitalistlere kredi olarak verir.
Sorgulama: Bu süreçte bankanın rolü nedir? O, sadece masum bir aracı mıdır? Hayır. Banka, sermayenin merkezileşmesini (daha az elde toplanmasını) sağlayarak, sömürü sürecinin ölçeğini büyütür. Küçük tasarrufları bir araya getirip dev yatırımlara dönüştürerek, kapitalizmin yoğunlaşmasına ve tekelleşmesine hizmet eder.
Sentez: Banka, "sermayenin genel dağıtıcısı" olarak, artı-değerin dolaşımını organize eder ve sermayenin sürekli genişleyen bir ölçekte yeniden üretilmesini mümkün kılar. Bu, onun kapitalist sistemdeki hayati işlevidir.
3.2. Faiz, Üretken Olmayan Sermayenin Geliridir:
Tez: Faiz, "sermayenin fiyatı" değil, para-sermayenin kendisini genişletme görünümü altında, üretken olmayan bir gelir biçimidir.
Analiz: Marx için faiz, endüstriyel kapitalistin, üretim sürecinde işçiyi sömürerek elde ettiği toplam artı-değerden, finansal kapitaliste (bankaya) ödediği paydır. Para, kendi başına değer yaratmaz. Değer yaratan şey, canlı emeğin üretim sürecindeki tüketilmesidir. Bankacı, üretken bir faaliyette bulunmadan, sadece para-sermayenin mülkiyetine sahip olduğu için bu payı (faizi) alır.
Antitez: Peki banka, risk almakta, kaynakları verimli alanlara yönlendirmekte ve likidite sağlamakta değil midir? Marx, bu işlevlerin, faizin "niteliğini" değil, sadece "gerekçelendirilme biçimini" değiştirdiğini söyler. Faiz, yine de üretim sürecinden kopuk, "rantiye" bir gelirdir.
Sentez: Faiz, kapitalist toplumda, sermayenin "kendi kendini genişletiyormuş" gibi göründüğü meta fetişizminin en üst seviyedeki ifadesidir. Para, daha fazla para doğurur (M-M'). Bu formül, sömürü ilişkisini (M-C-M': Para-Meta-Daha Fazla Para) tamamen gizler.
3.3. Finans Kapitalin ve Rantiyer Sınıfın Yükselişi:
Tez: Bankacılık sermayesi ile sanayi sermayesinin kaynaşması, finans kapitali ve onun taşıyıcısı olan rantiyer (faiz yiyici) sınıfı yaratır.
Analiz: Marx, bu olguyu Kapital'in III. Cilt'inde detaylandırır. Zamanla, bankalar sadece kredi vermekle kalmaz, büyük sanayi şirketlerinin hisselerini satın alır, onların yönetim kurullarına girerler. Bu iç içe geçiş, finans kapitali doğurur. Bu, üretim üzerinde dolaylı ama çok daha güçlü bir denetim sağlar. Ayrıca, hisse senetleri ve tahvillerden elde edilen gelirlerle geçinen bir "rantiyer sınıfı" ortaya çıkar. Bu sınıf, üretim sürecinden tamamen kopuktur ve sadece mülkiyet hakkı üzerinden bir gelir talep eder.
Sorgulama: Bu durum, kapitalizmin doğasını nasıl değiştirir? Cevap: Kapitalizm, "üretken" bir endüstriyel kapitalizmden, "asalak" bir finans kapitalizm evrim geçirir. Ekonomi, reel üretimden ziyade, finansal varlıkların alım satımı ve spekülasyonu üzerinden yönetilir hale gelir.
3.4. Bankacılık Sisteminin Krizlerdeki Rolü:
Tez: Bankacılık sistemi ve kredi mekanizması, kapitalizmin içsel kriz eğilimlerini hızlandıran ve derinleştiren bir "pompa" işlevi görür.
Analiz: Marx'a göre kapitalizm, aşırı birikim, kâr oranlarının düşme eğilimi ve üretim ile tüketim arasındaki çelişkiler nedeniyle periyodik krizlere gebedir. Bankalar, genişleme dönemlerinde aşırı kredi vererek spekülatif balonları (örneğin, konut balonu) şişirirler. Bu, krizin şiddetini artırır. Kriz patlak verdiğinde ise kredi musluklarını anında kapatarak, likidite kıtlığı yaratır ve reel ekonomideki iflasları tetiklerler.
Sentez: Bankacılık, kapitalist kriz döngüsünün pasif bir kurbanı değil, aktif bir katılımcısıdır. O, "tüccarın tüccarı" değil, "spekülasyonun spekülatörü" haline gelir. 2008 krizi, bu analizin ne kadar isabetli olduğunu göstermiştir.
Sonuç: Sömürünün Finansal Aynası
Bu uzun soluklu analizin sonucunda, bankacılığa dair iki katmanlı bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuz açıktır. Birinci katman, onun teknik işlevlerine odaklanır: kaynak aktarımı, risk yönetimi, ödeme sistemleri... Bu işlevler, her türlü karmaşık ekonomi için bir dereceye kadar gereklidir.
Ancak, ikinci ve daha derin katman, bankacılığın kapitalist üretim tarzındaki tarihsel ve toplumsal konumunu ortaya koyar. Das Kapital'in eleştirel bakışı bize gösterir ki, banka:
Sömürü İlişkisinin Dolayımlayıcısıdır: Artı-değerin dolaşımını ve yeni sömürü alanlarına aktarılmasını sağlar.
Sermaye Birikiminin ve Merkezileşmesinin Motorudur: Küçük tasarrufları dev sermayelere dönüştürerek, kapitalist sınıfın gücünü pekiştirir.
Meta Fetişizminin Tapınağıdır: Faiz mekanizmasıyla, paranın kendi kendine büyüyebildiği yanılsamasını yayar ve emek-sermaye çelişkisini örter.
Finans Kapitalin ve Rantiyer Sınıfın Doğuş Yeridir: Üretken olmayan bir sermaye biçimini ve onun asalak sınıfını besler.
Sistemik Krizlerin Hızlandırıcısıdır: Kapitalizmin içsel çelişkilerini şiddetlendirir ve derinleştirir.
Bu nedenle, bankacılık ne masum bir "kumbara" ne de salt teknik bir "aracı"dır. O, kapitalist toplumun çelişkilerinin finansal alandaki somut yansımasıdır. Onun tarihi, sermaye birikiminin ve sınıf mücadelelerinin tarihidir. Bankacılık reformları veya düzenlemeler, bu temel yapısal çelişkileri ortadan kaldırmadığı sürece, sistemi sadece geçici olarak stabilize etmeye yarar. Nihai çözüm, Marx'ın da işaret ettiği gibi, bankacılığın üzerinde yükseldiği temeli, yani meta üretimine ve özel mülkiyete dayalı kapitalist üretim ilişkilerini aşmakta yatar. Bankacılığın diyalektiği, onun kendi çelişkileri içinde, kendi aşılmasının koşullarını da yarattığını göstermektedir.
KAYNAKÇA
A. Karl Marx'ın Eserleri ve Marksist Analizler
Marx, Karl. (1867). Das Kapital: Kritik der politischen Ökonomie, Band I. Verlag von Otto Meisner.
Marx, Karl. (1885). Das Kapital: Kritik der politischen Ökonomie, Band II. Verlag von Otto Meisner.
Marx, Karl. (1894). Das Kapital: Kritik der politischen Ökonomie, Band III. Verlag von Otto Meisner.
Marx, Karl. (1993). Grundrisse: Foundations of the Critique of Political Economy. Penguin Classics. (Türkçe: Grundrisse: Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışma, çev. Sevan Nişanyan, Birikim Yayınları).
Engels, Friedrich. (1845). The Condition of the Working Class in England. Penguin Classics.
Hilferding, Rudolf. (1910). Finance Capital: A Study of the Latest Phase of Capitalist Development. Routledge & Kegan Paul.
Lenin, V. I. (1917). Imperialism, the Highest Stage of Capitalism. Progress Publishers.
Luxemburg, Rosa. (1913). The Accumulation of Capital. Routledge.
Harvey, David. (2010). A Companion to Marx's Capital. Verso.
Harvey, David. (2011). The Enigma of Capital and the Crises of Capitalism. Profile Books.
Foster, John Bellamy. (2014). The Theory of Monopoly Capitalism: An Elaboration of Marxian Political Economy. Monthly Review Press.
Magdoff, Harry, & Sweezy, Paul M. (1987). Stagnation and the Financial Explosion. Monthly Review Press.
Minsky, Hyman P. (1986). Stabilizing an Unstable Economy. McGraw-Hill. (Minsky'nin Finansal İstikrarsızlık Hipotezi, Marksist olmamakla birlikte, kapitalist finansın kriz eğilimini anlamak için kritiktir).
Arrighi, Giovanni. (1994). The Long Twentieth Century: Money, Power, and the Origins of Our Times. Verso.
Althusser, Louis. (1971). Lenin and Philosophy and Other Essays. Monthly Review Press. (İdeoloji ve devlet aygıtları bağlamında).
B. Bankacılık Tarihi ve İktisat Tarihi
Ferguson, Niall. (2008). The Ascent of Money: A Financial History of the World. Penguin Press.
Kindleberger, Charles P., & Aliber, Robert Z. (2011). Manias, Panics, and Crashes: A History of Financial Crises (7th ed.). Palgrave Macmillan.
Goetzmann, William N. (2016). Money Changes Everything: How Finance Made Civilization Possible. Princeton University Press.
Bagehot, Walter. (1873). Lombard Street: A Description of the Money Market. Henry S. King and Co.
Galbraith, John Kenneth. (1954). The Great Crash 1929. Houghton Mifflin.
Reinhart, Carmen M., & Rogoff, Kenneth S. (2009). This Time Is Different: Eight Centuries of Financial Folly. Princeton University Press.
Shiller, Robert J. (2015). Irrational Exuberance (3rd ed.). Princeton University Press.
Akerlof, George A., & Shiller, Robert J. (2009). Animal Spirits: How Human Psychology Drives the Economy, and Why It Matters for Global Capitalism. Princeton University Press.
Piketty, Thomas. (2014). Capital in the Twenty-First Century. Harvard University Press.
Tooze, Adam. (2018). Crashed: How a Decade of Financial Crises Changed the World. Viking.
Stiglitz, Joseph E. (2010). Freefall: America, Free Markets, and the Sinking of the World Economy. W. W. Norton & Company.
Roubini, Nouriel, & Mihm, Stephen. (2010). Crisis Economics: A Crash Course in the Future of Finance. Penguin Press.
C. İktisat ve Bankacılık Teorisi
Smith, Adam. (1776). An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations. W. Strahan and T. Cadell.
Keynes, John Maynard. (1936). The General Theory of Employment, Interest and Money. Palgrave Macmillan.
Friedman, Milton. (1962). Capitalism and Freedom. University of Chicago Press.
Mishkin, Frederic S. (2016). The Economics of Money, Banking, and Financial Markets (11th ed.). Pearson.
Saunders, Anthony, & Cornett, Marc M. (2018). Financial Markets and Institutions (7th ed.). McGraw-Hill Education.
Heffernan, Shelagh. (2005). Modern Banking. John Wiley & Sons.
Cetinkaya, Orhan. (2019). Bankacılık: Teori, Uygulama ve Yöntem. Beta Basım Yayım.
D. Türkçe Kaynaklar
Marx, Karl. (2011). Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt I. (Çev. Alaattin Bilgi). Sol Yayınları.
Marx, Karl. (2011). Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt II. (Çev. Alaattin Bilgi). Sol Yayınları.
Marx, Karl. (2011). Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt III. (Çev. Alaattin Bilgi). Sol Yayınları.
Kazgan, Gülten. (2012). Tanzimat'tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Akyüz, Yılmaz. (2014). Finansal Kriz ve Türkiye. İmge Kitabevi.
Boratav, Korkut. (2016). *Türkiye İktisat Tarihi 1908-2015*. İmge Kitabevi.
Hilferding, Rudolf. (2010). Finans Kapital. (Çev. Yavuz Sabuncu). Kalkedon Yayıncılık.
Harvey, David. (2012). Sermaye Muamması: Kapitalizmin Krizleri. (Çev. Ahmet Demirhan). Sel Yayıncılık.
Piketty, Thomas. (2014). Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital. (Çev. Hande Koçak). İş Bankası Kültür Yayınları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder