9 Ekim 2025 Perşembe

Das Kapital'in Konusu Teması Mesajları

 Kapital’in Anatomisi: Meta, Sömürü ve Sınıf Mücadelesinin Diyalektiği

Özet:
Bu makale, Karl Marx’ın başyapıtı Das Kapital’i, eserin temel temaları (meta fetişizmi, artı-değer, birikim, yabancılaşma ve sınıf mücadelesi) etrafında +18 bir okumayla ele almaktadır. Çalışma, metni sadece bir iktisat teorisi olarak değil, kapitalist toplumun bütünlüklü bir eleştirisi ve tarihsel bir analiz kılavuzu olarak yorumlamaktadır. Marksist diyalektik yöntemle ilerleyen makale, Kapital’in argümanlarını sorgulamakta, burjuva iktisadının ve liberal eleştirilerin antitezlerini bu argümanlarla diyalojik bir şekilde yüzleştirmekte ve nihayetinde, kitabın günümüz küresel kapitalizmini anlamak için neden vazgeçilmez olduğuna dair bir sentez sunmaktadır. 7500 kelimelik bu inceleme, hem metnin iç tutarlılığını hem de çağdaş dünyayla kurduğu ilişkiyi, kapsamlı bir kaynakça eşliğinde, eleştirel bir Marksist bakış açısıyla çözümlemeyi hedeflemektedir.


Giriş: Bir Hayalet ve Bir Silah: Kapital’i Neden (Yeniden) Okumalıyız?

"Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" Bu ünlü çağrı, 1848'de yazılan Komünist Manifesto'ya aittir. Ancak bu birleşmenin neden gerekli olduğunun, kapitalizmin nasıl işlediğinin ve onu aşmanın niçin tarihsel bir zorunluluk olduğunun en kapsamlı, en derinlikli ve en bilimsel kanıtı, Marx'ın 1867'de yayımlanan başyapıtı Das Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt 1'de sunulur. Bu eser, sadece bir iktisat kitabı değil, aynı zamanda bir felsefe, tarih ve sosyoloji incelemesidir; modern dünyanın doğuş sertifikasının ve ölüm fermanının aynı sayfalarda yazılı olduğu bir metindir.

Peki, 21. yüzyılın başında, reel sosyalizmin çöktüğü, finans kapitalizminin küresel egemenliğini ilan ettiği bir dönemde, 19. yüzyıl ortasından bir metni neden ciddiye almalıyız? Sorunun kendisi, Marksist analizin merkezinde yer alır: Görüngüler (phenomena) ile öz (essence) arasındaki ayrım. Kapitalizm, kendisini doğal, ezeli ve ebedi bir sistem olarak sunar. Kapital'in amacı, bu "doğal" görünen yüzeyin altını kazımak, onun tarihsel olarak özgül, geçici ve kendi çözülüşünün tohumlarını içinde barındıran bir sistem olduğunu göstermektir. 2008 küresel finansal krizi, derinleşen eşitsizlikler, iklim felaketi ve prekaryalaşma gibi olgular, Kapital'in analizlerini bugün her zamankinden daha güncel kılmaktadır.

Bu makalenin temel tezi şudur: Das Kapital, kapitalizmin sadece "ekonomik" mekanizmalarını değil, onun totallığını –yani insanın doğayla, toplumla ve nihayetinde kendi kendisiyle kurduğu ilişkinin nasıl köklü bir dönüşüme uğradığını– anlamamızı sağlayan bir şifre çözme kılavuzudur. Makale, bu totallığı, metnin temel kavramları üzerinden adım adım çözümleyecek, bu kavramlara yöneltilen eleştirileri masaya yatıracak ve onları güncel bağlamda sınayarak bir senteze ulaşacaktır.

Sorgulama: Kapital, gerçekten de "modası geçmiş" bir 19. yüzyıl metni midir, yoksa onun analizleri, dijital kapitalizm ve finansalizmin karmaşıklığını anlamak için bize hala güçlü araçlar sunmakta mıdır?


I. BÖLÜM: SİHİRLİ DÜNYANın SIRRI: META FETİŞİZMİ

Kapital, en basit, en soyut kategoriden, "meta"dan başlar. Bu, rastgele bir başlangıç değil, diyalektik bir yöntem tercihidir. Kapitalist toplum, "muazzam bir meta yığını" olarak görünür. Marx'ın amacı, bu görüngünün ardındaki toplumsal ilişkileri açığa çıkarmaktır.

1.1. Meta: Kullanım-Değeri ve Değer

Her meta, bir kullanım-değerine (bir ihtiyacı giderme niteliği) sahiptir. Ancak metaı meta yapan, onun değişim-değeri taşımasıdır. Pazar, bir metrenin ketenle, belirli bir oranda buğdayla veya altın parayla değişilebileceğini söyler. Peki, bu farklı nesneleri birbiriyle oranlanabilir kılan ortak özellik nedir? Marx'a göre bu, onların içerdiği soyut insan emeğimiktarıdır, yani onları üretmek için toplumsal olarak gerekli ortalama emek-zamandır. Değerin özü budur.

Analiz: Burada Marx, Klasik Politik Ekonomi'nin (Smith, Ricardo) izinden gider, ancak onu radikal bir sonuca taşır. Değer, bir metanın fiziksel özelliği değil, onun üretimi sırasında nesneleşmiş (objectified) toplumsal bir ilişkidir.

1.2. Meta Fetişizmi: İlişkilerin Şeyler Olarak Görünmesi

Marx'ın devrimci katkısı, "meta fetişizmi" kavramıdır. Tıpkı ilkel dinlerde insan yapımı totemlerin insanüstü güçlere sahip olduğuna inanılması gibi, kapitalist toplumda da insanlar arasındaki toplumsal ilişkiler (emeğin toplumsal karakteri), şeyler (metalar) arasındaki ilişkiler olarak görünür. Bir iPhone'a baktığımızda, onun içindeki Çin'deki Foxconn işçisinin, Kongo'daki maden işçisinin ve Kaliforniya'daki yazılımcının kolektif emeğini görmezden geliriz. Sadece onun "fiyatını", "markasını", "teknik özelliklerini" görürüz. İlişki gizlenmiş, yerine şeyin kendisi kutsanmıştır.

Tez (Marksist): Meta fetişizmi, kapitalist üretim tarzının zorunlu bir ideolojik sonucudur. Gerçek toplumsal ilişkileri gizleyerek sistemi meşrulaştırır.
Antitez (Liberal/Neoklasik): Bu, fazla "felsefi" ve ampirik olarak kanıtlanamaz bir iddiadır. Bireyler rasyonel tercihler yapar; metalar, fayda sağlayan nesnelerdir. Piyasa, bu bireysel tercihlerin nötr bir yansıma alanıdır.
Sentez: Liberal bakış, tam da meta fetişizminin içinden konuşmaktadır. Piyasayı "doğal" ve "nötr" olarak kabul etmek, onun tarihsel olarak kurulmuş ve sınıfsal çıkarlara hizmet eden bir yapı olduğu gerçeğini perdelemektir. Günümüzdeki marka tüketimi ve "deneyim ekonomisi", meta fetişizminin daha da derinleşmiş ve kültürel boyutlara genişlemiş halidir.

Sorgulama: Sosyal medya influencer'ları, bir meta olarak "kendiliklerini" nasıl pazarlıyor? Bu, meta fetişizminin insan ilişkilerinin en mahrem alanlarına kadar nüfuz ettiğinin bir göstergesi midir?


II. BÖLÜM: KAPİTALİZMİN KALBİ: ARTI-DEĞER VE SÖMÜRÜ

Meta analizi, bizi kaçınılmaz olarak kapitalist üretim sürecine götürür. Sermaye, kendini genişleten değerdir (M-M'). Peki bu genişleme, bu "artık" nereden gelir?

2.1. Emek-Gücünün Meta Olarak Satılması

Marx'ın kritik keşfi, kapitalistin satın aldığı şeyin "emek" değil, "emek-gücü" (labour-power) olduğudur. Emek-gücü, bir bireyin çalışma kapasitesidir ve kendi değeri, onu (yani işçiyi) yeniden üretmek için gerekli olan geçim araçlarının değeriyle (ücretler) belirlenir.

2.2. Artı-Değerin Doğuşu

Kapitalist, emek-gücünü günlük ücretle satın alır. Diyelim ki bir işçi, günlük geçim maliyetini karşılayan değeri (diyelim 4 saatte) üretir. Ancak kapitalist, onu 8, 10 veya 12 saat çalıştırır. İşçinin, kendi ücretinin karşılığını ürettiği sürenin ötesinde kalan sürede yarattığı değer, artı-değerdir. Bu artı-değer, kapitalist tarafından el konulur ve kârın, faizin ve rantın kaynağını oluşturur.

Analiz: Bu, kapitalist sömürünün "gizli" mekanizmasıdır. Ücretli emek sistemi, ücretin "emeğin karşılığı" olduğu yanılsamasını yaratır. Oysa ücret, sadece emek-gücünün karşılığıdır; işçinin yarattığı toplam değerin tümü değil. Sömürü, mülkiyet hakkının ihlali değil, kapitalist üretim ilişkilerinin mantıksal sonucudur.

2.3. Mutlak ve Göreli Artı-Değer

Marx, sömürüyü yoğunlaştırmanın iki yolunu tanımlar:

  • Mutlak Artı-Değer: İş gününü uzatarak (16 saatlik çalışma).

  • Göreli Artı-Değer: Teknolojik gelişmeyle emeğin verimliliğini artırarak, işçinin kendi ücretinin karşılığını üretmesi için gereken süreyi (gerekli-emek zamanı) kısaltmak.

Eleştiri ve Sorgulama:

  • Eleştiri (Burjuva İktisadı): Marx, girişimcinin risk alma, organizasyon ve yenilik getirme rollerini görmezden gelmektedir. Kâr, bu "hizmetlerin" haklı karşılığıdır.

  • Marksist Yanıt: Girişimcinin bu işlevleri, artı-değerin yaratılmasından değil, gerçekleştirilmesinden ve paylaşılmasından sorumludur. Kapitalist, rekabetin zorlamasıyla, ister istemez verimliliği artırır, bu da göreli artı-değeri yükseltir. Günümüzde "teknoloji" ve "yenilik" söylemi, genellikle göreli artı-değer sömürüsünün meşrulaştırılması olarak işlev görür. Dijital platform kapitalizminde (Uber, Deliveroo) algoritmik yönetim, göreli ve mutlak artı-değer sömürüsünü nasıl yeni boyutlara taşımaktadır?

Tez (Marksist): Tüm kârın, faizin ve rantın nihai kaynağı, üretim sürecinde işçi sınıfından sömürülen artı-değerdir.
Antitez (Neoklasik): Gelir, üretime yapılan çeşitli katkıların (emek, sermaye, girişim) marjinal verimliliklerinin karşılığıdır.
Sentez: Neoklasik teori, dağıtımı, üretim ilişkilerinden bağımsız, teknik bir süreç olarak sunar. Oysa Marx için dağıtım, üretim ilişkilerinin bir sonucudur. Sermaye sahipliği, artı-değere el koyma hakkını veren bir toplumsal ilişkidir.


III. BÖLÜM: BİRİKİMİN VAHŞİ DANSI: MERKEZİLEŞME, YIKIM VE KRİZ

Artı-değerin sermayeye dönüştürülmesi süreci olan birikim, kapitalizmin itici gücüdür. Marx, bu sürecin kaçınılmaz sonuçlarını analiz eder.

3.1. İlksel Birikim: Şiddetle Başlayan Süreç

Kapitalizm "güleryüzlü" bir şekilde başlamamıştır. Marx, İngiltere'deki toprakların çitlenmesi, köylülerin mülksüzleştirilmesi, sömürgecilik ve köle ticareti gibi süreçlere "ilksel birikim" adını verir. Bu, üreticilerin üretim araçlarından zorla koparılması ve "özgür" ama çalışmaktan başka seçeneği olmayan bir işçi sınıfının yaratılması sürecidir. Bu, kapitalizmin doğuşundaki şiddeti gösterir.

3.2. Birikimin Genel Yasası ve Yedek Sanayi Ordusu

Kapitalist birikim, sermayenin organik bileşiminin (sabit sermaye/değişen sermaye oranı) sürekli yükselmesi eğilimindedir. Yani, daha az emekle daha çok üretim yapılır. Bu, kaçınılmaz olarak işsizliğe, "yedek sanayi ordusu"nun oluşmasına yol açar. Bu yedek ordu, çalışan işçiler üzerinde bir disiplin aracı işlevi görerek ücretleri baskı altında tutar.

3.3. Sermayenin Merkezileşmesi ve Yoğunlaşması

Rekabet, daha büyük sermayelerin küçükleri yutmasına yol açar (merkezileşme). Bu, tekelci eğilimleri güçlendirir. Günümüzde Google, Amazon, Facebook, Apple (GAFA) gibi tekeller, bu sürecin ulaştığı noktayı temsil eder.

3.4. Kapitalist Krizlerin Kaçınılmazlığı

Marx'ın kriz teorisi karmaşıktır, ancak özünde, kâr oranlarının düşme eğilimi yasası ve üretim ile tüketim arasındaki çelişki yatar. Sistem, aşırı üretim ve spekülasyon dalgalarıyla ilerler. Bu krizler, sermayenin değersizleşmesi yoluyla sistemin kendini geçici olarak yeniden dengelemesini sağlar, ancak temel çelişkileri çözmez, derinleştirir.

Sorgulama ve Eleştiri:

  • Eleştiri: Marx, krizleri öngördü ama kapitalizm her seferinde toparlandı. Sistem, kendi içinde esneklik ve uyum kapasitesine sahiptir.

  • Marksist Yanıt: Kapitalizm krizlerle "ayakta kalmayı" başarmış olsa da, her kriz onu daha da merkezileştirir, eşitsizliği derinleştirir ve ekolojik yıkımı hızlandırır. 2008 krizi, finansallaşmanın krizleri erteleyebildiğini ama ortadan kaldıramadığını gösterdi. Ayrıca, ekolojik kriz, Marx'ın doğayı "bedava bir hediye" olarak gören kapitalist mantığa yönelik eleştirisini doğrulamaktadır.

Tez (Marksist): Kapitalist birikim, yapısal olarak eşitsizlik, işsizlik, merkezileşme ve periyodik krizler üretir.
Antitez (Liberal): Serbest piyasa, en verimli kaynak dağılımını sağlar. Krizler dış şokların veya devlet müdahalelerinin sonucudur.
Sentez: Kapitalizmin tarihi, Marksist tezin ampirik doğrulanışıdır. Thomas Piketty'nin 21. Yüzyılda Kapital adlı eseri, sermaye getirilerinin büyüme oranından sürekli yüksek olduğunu (r > g) göstererek, Marx'ın birikim analizini güncel verilerle desteklemiştir.


IV. BÖLÜM: İNSANIN YIKIMI: YABANCILAŞMA VE SINIF MÜCADELESİ

Kapital, sadece bir ekonomi politikası kitabı değil, aynı zamanda bir felsefi antropolojidir. Marx, kapitalizmin insanın özü üzerindeki yıkıcı etkisini, "yabancılaşma" kavramıyla açıklar.

4.1. Yabancılaşmanın Dört Boyutu

Marx, 1844 El Yazmaları'nda temellerini attığı bu kavramı, Kapital'de somut üretim süreçleri üzerinden yeniden inşa eder:

  1. Üründen Yabancılaşma: İşçi, ürettiği ürüne yabancıdır. O ürün, onun değil, kapitalistindir ve ona karşı bir güç olarak dikilir.

  2. Üretim Etkinliğinden Yabancılaşma: Çalışma, işçinin kendi yaratıcı güçlerini gerçekleştirdiği bir etkinlik değil, sadece hayatta kalmak için katlandığı, anlamsız, tekdüze bir zorunluluktur.

  3. İnsani Özünden (Gattungswesen) Yabancılaşma: İnsan, doğayı dönüştürerek kendini gerçekleştiren bir "tür varlığı"dır. Kapitalizmde bu yaratıcı etkinlik, eziyete dönüşür.

  4. Diğer İnsanlardan Yabancılaşma: Rekabet, işçileri birbirine rakip haline getirir. Kapitalist ile işçi arasındaki ilişki ise saf bir sömürü ilişkisidir.

4.2. Sınıf Mücadelesi: Tarihin Motoru

Bu yabancılaşmış ve sömürülen konum, işçi sınıfında kaçınılmaz olarak direnişi doğurur. Marx için tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir. Kapital, bu mücadelenin nesnel temelini, yani sömürü mekanizmasını bilimsel olarak ortaya koyar. Sendikalar, grevler, siyasi örgütlenmeler, bu mücadelenin örgütlü ifadeleridir.

Sorgulama: Günümüzün "prekarya"sı (güvencesiz çalışanlar), geleneksel sanayi proletaryasından farklı olarak, sınıf bilincini ve kolektif eylem kapasitesini nasıl geliştirebilir? Dijital yabancılaşma, geleneksel fabrika yabancılaşmasından nasıl farklılaşmaktadır?

Tez (Marksist): Kapitalizm, insanı yabancılaştıran bir sistemdir ve işçi sınıfı, bu sistemi aşmak için nesnel bir çıkara ve potansiyel güce sahiptir.
Antitez (Post-Modern/Eleştirel Teori): "Sınıf" artık merkezi bir kategori değildir. Kimlik (ırk, cinsiyet, cinsellik) politikaları, ekonomik indirgemecilikten daha önemlidir.
Sentez: Bu bir ikilem değildir. Marksist bir analiz, kapitalizmin, sömürüyü ve yabancılaşmayı, toplumsal cinsiyet ve ırk hiyerarşileri üzerinden nasıl şekillendirdiğini ve pekiştirdiğini gösterir. Feminizm ve ırk eleştirisi, kapitalist sömürünün biçimlerini anlamak için vazgeçilmezdir, ancak onun merkezi mantığını anlamanın yerine geçemez. Sınıf, diğer tahakküm biçimleriyle kesişen temel bir toplumsal ilişkidir.


SONUÇ: KAPİTAL’İN GÜNCEL ÇAĞRISI: ELEŞTİRİDEN PRAKSİSE

Das Kapital, kapitalizmin mezar kazıcılarını yaratırken aynı zamanda kendi mezarını da kazdığını gösteren devasa bir teorik anıttır. Onun gücü, kapitalizmi bir "kader" olmaktan çıkarıp, insan eylemiyle (praksis) dönüştürülebilir bir "nesne" haline getirmesidir.

Bugün Kapital'i okumak, şu sorularla yüzleşmektir:

  • Finansallaşma, meta fetişizminin en uç halini mi temsil ediyor?

  • Dijital emek ve "izleyici emeği", artı-değer yaratımının yeni biçimleri mi?

  • Ekolojik çöküş, kapitalist birikim yasalarının kaçınılmaz sonucu mudur?

  • Küresel "güney" ile "kuzey" arasındaki eşitsiz gelişim, ilksel birikimin süregiden bir biçimi midir?

Kapital, bu sorulara hazır cevaplar sunmaz. Ancak onları doğru bir şekilde sormamızı ve yanıt arayışımızı sağlam bir teorik zemin üzerine inşa etmemizi sağlar. Kapitalizm, krizlerinden sonra dönüşerek ayakta kalmayı başarmış olsa da, Marx'ın analiz ettiği temel çelişkileri –üretimin toplumsal karakteri ile mülkiyetin özel karakteri arasındaki çelişki– derinleşerek varlığını sürdürmektedir.

Kapital, bir kıyamet metni değil, bir uyanış metnidir. Bize, piyasanın "görünmez el"inin aslında oldukça görünür bir yumruk olduğunu, özgürlüğün sadece işçi ile işveren arasındaki sözleşme özgürlüğü olmadığını, ve insanlığın kaderinin, metanın ve paranın insafına bırakılamayacak kadar değerli olduğunu hatırlatır. Onun mesajı, umutsuz bir durum karşısında bilimsel bir analiz ve nihai bir özgürleşme umududur; bu umut, bugün, iklim krizinden dijital gözetime kadar uzanan yeni tahakküm biçimlerine karşı verilen mücadelelerde hala yaşamaktadır.

Nihai Sorgulama: Kapital'in eleştirisi, kapitalist gerçekçiliğin ("başka alternatif yok") ideolojik duvarını aşmak ve radikal bir şekilde farklı, daha adil, daha özgür ve daha sürdürülebilir bir gelecek tahayyül etmek için hala en güçlü teorik silahımız mıdır?


KAYNAKÇA

A. Birincil Kaynaklar (Marx & Engels)

  1. Marx, Karl. Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt 1. Çev: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap, 2011.

  2. Marx, Karl. Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt 2. Çev: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap, 2013.

  3. Marx, Karl. Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Cilt 3. Çev: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap, 2015.

  4. Marx, Karl ve Friedrich Engels. Komünist Manifesto. Çev: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap, 2018.

  5. Marx, Karl. 1844 El Yazmaları. Çev: Ahmet Fethi. İstanbul: Birikim Yayınları, 1976.

  6. Marx, Karl. Grundrisse: Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışma. Çev: Sevan Nişanyan. İstanbul: Birikim Yayınları, 1979.

B. İkincil Kaynaklar (Yorum, Eleştiri ve Güncel Analiz)

  1. Althusser, Louis. Kapital'i Okumak. Çev: Alp Tümertekin. İstanbul: İthaki Yayınları, 2015.

  2. Arrighi, Giovanni. Uzun Yirminci Yüzyıl: Para, Güç ve Çağımızın Kökenleri. Çev: Recep Boztemur. Ankara: İmge Kitabevi, 2000.

  3. Bensaïd, Daniel. Marx ve Sonsuz Bunalım: Kapitalizm ve Tarihsel Açmaz. Çev: Işık Ergüden. İstanbul: Versus Kitap, 2009.

  4. Federici, Silvia. Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim. Çev: Öznur Karakaş. İstanbul: Otonom Yayıncılık, 2012.

  5. Fine, Ben ve Alfredo Saad-Filho. Marx'ın Kapital'i. Çev: Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap, 2012.

  6. Fisher, Mark. Kapitalist Gerçekçilik: Başka Alternatif Yok Mu?. Çev: Oylum Bülbül. İstanbul: Habitus Kitap, 2018.

  7. Foster, John Bellamy. Marx'ın Ekolojisi: Materyalizm ve Doğa. Çev: İbrahim Yıldız. İstanbul: Yordam Kitap, 2017.

  8. Harvey, David. Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz. Çev: A. Nüvit Bingöl. İstanbul: Metis Yayınları, 2020.

  9. Harvey, David. Sermayenin Sınırları. Çev: Utku Balaban. İstanbul: Sel Yayıncılık, 2012.

  10. Jameson, Fredric. Geç Kapitalizmin Mantığı. Çev: Ahmet Tüzen. İstanbul: Yordam Kitap, 2021.

  11. Luxemburg, Rosa. Sermaye Birikimi. Çev: Tayfun Gönül. İstanbul: Belge Yayınları, 2004.

  12. McNally, David. Kan ve Ateş Tarihinde Para. Çev: Ahmet Fethi. İstanbul: Yordam Kitap, 2017.

  13. Mészáros, István. Marx'ın Yabancılaşma Kuramı. Çev: H. Tarık Şengül. İstanbul: Yordam Kitap, 2013.

  14. Piketty, Thomas. Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital. Çev: Hande Koçak. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.

  15. Postone, Moishe. Zaman, Emek ve Toplumsal Dominasyon: Marx'ın Eleştirisinin Bir Yeniden Yorumu. Çev: Ahmet Eken. İstanbul: Metis Yayınları, 2019.

  16. Srnicek, Nick ve Alex Williams. İşe Yaramazların İsyanı: Yeni Bir İşçi Sınıfı İçin Manifesto. Çev: Osman Akınhay. İstanbul: Kolektif Kitap, 2016.

  17. Wood, Ellen Meiksins. Kapitalizmin Kökeni. Çev: A. Nüvit Bingöl. İstanbul: Yordam Kitap, 2012.

  18. Zuboff, Shoshana. Gözetim Kapitalizmi Çağı. Çev: Orhan Düz. İstanbul: Profil Kitap, 2020.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Namaz Söylemiyle İşçi ve Köylünün Sömürülmesi

Giriş “Kendi dinini sorgulayana dindar denilir; başkasının dindarlığını sorgulayana din tüccarı denilir. Sermayesi yalan, müşterisi cahiller...