5 Ekim 2025 Pazar

Genç Karl Marx (2017) Filmi Üzerinden Sadeleştirilmişe İdeoloji ve Yanlış Bilinç

 Dijital Çağda Fikirlerin İşgali: 'Genç Karl Marx'tan Hareketle İdeoloji, Yanlış Bilinç ve Yeni İktidar Biçimleri

Özet:
Raoul Peck'in "Genç Karl Marx" filmi, Karl Marx ve Friedrich Engels'in Komünist Parti Manifestosu'nu yazmaya giden yolda, fikirlerini nasıl diyalektik bir mücadele içinde inşa ettiklerini gösteren canlı bir teorik sahnedir. Bu makale, filmin sağladığı tarihsel ve teorik zeminden hareketle, Marksist "ideoloji" ve "yanlış bilinç" kavramlarını günümüz dijital, "post-gerçek" (post-truth) kapitalizm bağlamında yeniden ele almaktadır. Tez olarak, Marx'ın Alman İdeolojisi'ndeki "egemen sınıfın düşünceleri, egemen düşüncelerdir" önermesinden yola çıkılmakta; antitez olarak, ideolojinin kasıtlı bir "yalan" olarak basitçe reddedilemeyeceği, Louis Althusser'in "hayali ilişki" tanımıyla ortaya koyulmaktadır. Nihai sentezde ise, Antonio Gramsci'nin "hegemonya" kavramıyla bu teorik temel güçlendirilerek, sosyal medya platformları, algoritmalar ve veri kapitalizminin, rıza üretimini nasıl daha incelikli, kişiselleştirilmiş ve etkili bir hale getirdiği analiz edilmektedir. Bu yeni koşullarda, eleştirel teorinin ve ideoloji eleştirisinin imkân ve sınırları irdelenmekte, dijital çağda özgürleşim siyasetinin ipuçları aranmaktadır.

Giriş: Tarihin Sahnesinden Dijital Arenaya

"Genç Karl Marx" filmi, bize heykellerde donup kalmış bir düşünür imgesi sunmak yerine, fikirlerini mücadele içinde, ter içinde, diyalog ve çatışma içinde inşa eden genç bir adamın portresini çizer. 1840'ların Avrupası'nda sansür, sürgün, polis baskısı ve fikirsel kavgaların ortasında filizlenen bu teorik atılım, bize bir şeyi açıkça hatırlatır: Teori, asla saf bir entelektüel uğraş değildir; sınıf mücadelesinin bir cephesidir. Film, Marx ve Engels'in, dönemin egemen fikirleriyle (feodal mutlakiyetçilik, ütopik sosyalizm, Proudhoncu anarşizm) ve bu fikirleri maddi olarak yeniden üreten aygıtlarla (basın sansürü, polis devleti) nasıl mücadele ettiğini gösterir.

5 Yaşındaki Çocuğa Açıklama:
"Düşün ki, büyük bir oyun parkındasın. Parktaki en güzel, en büyük salıncakları ve kaydırakları birkaç çocuk kapmış. Sonra, o çocukların aileleri gelip diyor ki: 'Bu kurallar böyle. En güçlü ve en akıllı olan en iyi oyuncaklara sahip olur. Bu adil!' Çoğu çocuk da buna inanır, belki kendi suçu olduğunu düşünür ya da 'zaten değişmez' diye kabullenir. Ama sonra, Karl ve Friedrich adında iki arkadaş çıkagelir ve derler ki: 'Hey, bekleyin! Bu kuralları siz koymadınız. Bu kurallar, oyuncakları elinde tutanların kuralı. Aslında hepimiz birlikte oynasak, herkes eğlenebilir.' İşte bu iki arkadaş, herkese gerçeği anlatmak için uğraşır. 'Genç Karl Marx' filmi, bu iki arkadaşın hikayesidir."

Bu makale, Karl ve Friedrich'in o parkta teşhir etmeye çalıştığı "kuralların" -yani ideolojinin- günümüzde, özellikle de dijital dünyamızda nasıl işlemeye devam ettiğini anlamaya çalışacak. Bugünün "oyun parkı" sosyal medya platformları, arama motorları ve akıllı telefonlarımız ise, "kuralları" anons eden ailelerin yerini algoritmalar ve veri toplayan şirketler almış durumda. Bu yeni bağlamda, "egemen düşünceler" nasıl işliyor? Bu düşüncelere neden bu kadar kolay "rıza" gösteriyoruz? Ve en önemlisi, bu yeni koşullarda eleştiri okları nereye yöneltilmeli?


BÖLÜM 1: TEZ – EGEMEN SINIFIN DÜŞÜNCELERİNİN KALESİ: YANLIŞ BİLİNCİN KÖKENLERİ

1.1. Filmin Tanıklığı: Fikirlerin Somut Sınıf Temeli

"Genç Karl Marx" filmi, Marx ve Engels'in teorisinin, bir kütüphane köşesinde değil, toplumsal pratiğin ateşi içinde dövüldüğünü gösterir. Bu, tezimizin somut kanıtıdır.

  • Sansür ve Fikri Baskı: Filmin açılış sahneleri, Marx'ın Rheinische Zeitung gazetesindeki yazıları nedeniyle nasıl sansüre uğradığını ve nihayetinde Prusya'dan sürgün edildiğini gösterir. Bu, egemen fikirleri (feodal mutlakiyetçi düzen) tehdit eden unsurların, devletin baskı aygıtları (polis, yargı) aracılığıyla nasıl bertaraf edildiğinin açık bir göstergesidir. Egemen düşünceler, sadece ikna yoluyla değil, aynı zamanda zor yoluyla da korunur.

  • Emek ve Gerçeklik: Friedrich Engels'in, babasının Manchester'daki tekstil fabrikasında çalışan işçi kız kardeşler Mary ve Lizzy Burns aracılığıyla proleterya'nın gerçek yaşam koşullarına doğrudan tanıklık etmesi, Marksist teorinin hayati unsurunu oluşturur. Engels'in "İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu" (1845) adlı çığır açıcı eseri, bu gözlemlere dayanır. Bu sahneler, teorinin ekonomik temel (fabrika sistemi, sömürü) ile üstyapı (hukuk, ahlak, felsefe) arasındaki organik bağı somutlar. Fabrikadaki maddi koşullar, işçilerin ve burjuvazinin dünya görüşünü şekillendirmektedir.

  • Fikirler Savaşı: Film, Marx ve Engels'in, Wilhelm Weitling, Pierre Proudhon, Karl Grün gibi dönemin radikal düşünürleriyle yaşadığı hararetli tartışmalara geniş yer verir. Bu tartışmalar, "ütopik sosyalist" veya "anarşist" fikirlerin, işçi sınıfının devrimci potansiyelini ve bilimsel bir tarih analizini merkeze almadığı için neden yetersiz kaldığını gösterir. Weitling'in duygusal ayaklanmacılığı veya Proudhon'un küçük mülkiyete dayalı "adil" pazar nostaljisi, nihayetinde egemen kapitalist ilişkileri aşamaz; onların ideolojik sınırları içinde hapsolmuştur.

1.2. Teorik Çerçeve: Alman İdeolojisi ve "Yanlış Bilinç" Kavramı

Marx ve Engels, "Alman İdeolojisi"nde (1846) şu temel argümanı ortaya koyar: "Egemen sınıfın düşünceleri, tüm çağda egemen düşüncelerdir, yani toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel gücüdür."

  • Basit Açıklama: "Oyuncakları elinde tutan çocuklar, 'En iyi oyuncaklara sahip olmak için en çok çalışmak gerekir' ya da 'Bazı çocuklar doğuştan şanslıdır' gibi kurallar koyar. Zamanla, oyuncağı olmayan diğer çocuklar da bu kuralları doğal ve değişmez sanmaya başlar. Hatta 'Belki ben yeterince iyi değilim' ya da 'Oyuncağı hak etmiyorum' diye düşünürler. İşte bu, 'yanlış bilinç'tir. Gerçekte, oyuncağı olmamasının nedeni, kuralların haksız olmasıdır, kendisinin yetersiz olması değil."

  • Marksist Tanım: Yanlış bilinç, işçi sınıfının, kapitalist sistem içindeki gerçek konumunu ve nesnel çıkarlarını kavrayamaması durumudur. İşçi, kendi emeğinin bir meta haline geldiğini, bu emeğin yarattığı artı-değere el konulduğunu (sömürü) ve ürettiği ürüne, kendi emeğine ve hatta kendi türdeşlerine yabancılaştığını göremez. Bunun yerine, burjuvazinin ürettiği ve sistemin devamını sağlayan fikirleri (bireycilik, girişimcilik, rekabet, tüketimcilik, "fırsat eşitliği" miti) içselleştirir. Kendi çıkarına aykırı olan bu fikirleri benimseyerek, kendi zincirlerini meşrulaştırır.

Sorgulama 1:
Marx'ın yaşadığı 19. yüzyılda, bu "egemen düşüncelerin" başlıca taşıyıcıları kilise, devlet okulları ve geleneksel basındı. Peki, 21. yüzyılda, bu "zihinsel egemenliği" sağlayan başlıca aygıtlar ve mekanizmalar nelerdir? Kilisenin yerini sosyal medya "influencer"ları mı aldı? Gazetenin yerini kişiselleştirilmiş algoritmik haber akışları mı aldı?


BÖLÜM 2: ANTİTEZ – İDEOLOJİ BİR "YALAN" DEĞİL, "HAYALİ İLİŞKİ"DİR

İdeolojinin basit bir aldatmaca veya komplo olduğunu düşünmek, onun toplumsal gücünü hafife almaktır. İdeoloji, çok daha derinlere, bireyin gerçeklikle kurduğu ilişkinin ta kendisine işler.

2.1. Filmin Tanıklığı: İdeolojinin İçselleştirilmiş ve Karmaşık Doğası

Film, ideolojinin sadece "kötü adamlar" tarafından dayatılmadığını, toplumsal ilişkilerin tamamına nüfuz ettiğini gösterir.

  • Aracılar ve Kurbanlar: Filmdeki fabrika ustabaşı (The Foreman) veya Engels'in babası gibi karakterler, basit "kötüler" değildir. Onlar da kendilerince sistemin "mantığı" içinde hareket eder, kendi konumlarını haklı çıkaran bir dünya görüşüne sahiptir. Ustabaşı, verimlilik ve disiplin adına hareket ettiğine inanır. Bu, ideolojinin, sömürenler tarafından da içselleştirildiğini ve bu sayede nesnel bir gerçeklik görünümü kazandığını gösterir.

  • Proudhon Vakası: Eleştirinin İdeolojik Tutsaklığı: Filmdeki en önemli teorik çatışmalardan biri, Marx ile anarşist düşünür Pierre Proudhon arasında yaşanır. Proudhon, "Mülkiyet Nedir?" sorusuna "Hırsızlıktır!" diye cevap vererek kapitalist mülkiyeti sertçe eleştirir. Ancak, aynı zamanda küçük mülkiyete ve "karşılıklılık" (mutualism) ilkesine dayalı bir sistem hayal eder. Marx, "Felsefenin Sefaleti" (1847) adlı eserinde bunu amansızca eleştirir: Proudhon, kapitalizmin temelini (mülkiyet ilişkileri) eleştirirken, aynı zamanda onun temel kategorilerinden (meta, değer, mülkiyet) kurtulamaz. Yani, sistemi eleştirirken bile onun ideolojik prangaları içinde hareket eder. Bu, ideolojinin ne kadar sinsi ve kapsayıcı olabildiğinin çarpıcı bir kanıtıdır.

2.2. Teorik Çerçeve: Althusser ve İdeolojinin "Hayali" Yapısı

Fransız Marksist filozof Louis Althusser, ideoloji kavramını bu noktada derinleştirir. Ona göre ideoloji, kasıtlı bir yalan değildir.

  • Basit Açıklama: "Bir çocuk, ailesinin onu çok sevdiği için 'Yemeğini bitirmelisin' veya 'Erken yatmalısın' dediğini düşünür. Bu, çocuğun ailesiyle kurduğu bir ilişki biçimidir ve ona güven hissi verir. Ama belki de bu kuralların bazıları, aslında büyüklerin kendi işlerini kolaylaştırmak içindir (sessizlik, düzen vs.). İdeoloji de böyle işler. Bize toplum içinde kim olduğumuzu, ne yapmamız gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan bir hikayeler bütünüdür. Bu hikayeler bize bir kimlik ve anlam verir, ama aynı zamanda gerçekte olan bitenin tamamını da göstermez. Bize, gerçek ilişkilerimizle kurduğumuz hayali bir ilişki sunar."

  • Althusserci Tanım: Althusser, "İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları" (1970) makalesinde, ideolojiyi "bireylerin kendi varoluş koşullarıyla kurdukları hayali ilişkinin temsili" olarak tanımlar. İdeoloji, insanlara dünyadaki yerlerini, görevlerini ve değerlerini anlatan bir senaryo sunar. Bu senaryo, maddi pratikler ve İdeolojik Aygıtlar (Okul, Aile, Hukuk, Siyaset, Sendikalar, Kültür, Medya) aracılığıyla sürekli olarak yeniden üretilir. Örneğin, okulda "çalışkan olmak iyidir" fikri aşılanır; bu, kapitalist sistemde itaatkâr ve verimli bir işgücü yaratmanın bir aracıdır. Birey, bu fikri benimseyerek kendi "özgür" seçimiymiş gibi hissederek sisteme "rıza" gösterir.

Sorgulama 2:
Eğer ideoloji sadece bir yalan olsaydı, gerçekleri göstermek onu çözmeye yeterdi. Peki neden insanlar, çıkarlarına aykırı olduğu açıkça gösterilse bile (örneğin, iklim krizini inkâr edenler veya vergi indirimlerinin zenginleri daha da zenginleştirdiğini göremeyen orta sınıf seçmenler) bu fikirlere bu kadar sıkı sıkıya bağlanıyor? Bu bağlanma, Althusser'in dediği gibi, onlara bir "kimlik" ve "anlam" sağladığı için mi bu kadar güçlü?


BÖLÜM 3: SENTEZ – DİJİTAL ÇAĞDA HEGEMONYA: RIZANIN ALGORİTMİK ÜRETİMİ

Bu bölüm, Gramsci'nin katkılarıyla teoriyi daha da güçlendirecek ve Althusser'in İdeolojik Aygıtlar kavramını, günümüzün dijital platformları bağlamında yeniden düşünecektir.

3.1. Filmin Tanıklığı: Sivil Toplumda Hegemonya Mücadelesi

Film, devrimci dönüşümün sadece devlet iktidarının ele geçirilmesiyle olmayacağını, aynı zamanda sivil toplum içinde verilen bir fikirler savaşını gerektirdiğini gösterir.

  • Komünist Birlik'e Giden Yol: Marx ve Engels'in, Adil Demokratlar Birliği gibi örgütler içinde Weitling, Proudhon takipçileri gibi rakipleriyle mücadele ederek, nihayetinde bu örgütü Komünist Birlik'e dönüştürmeleri, tam bir hegemonya kurma mücadelesidir. Amaç, işçi sınıfı içinde fikri ve moral bir liderlik kazanmaktır. Bu, devletin zor aygıtlarından (polis, ordu) farklı olarak, sendikalar, kulüpler, gazeteler ve entelektüel çevrelerde verilen bir mücadeledir.

3.2. Teorik Çerçeve: Gramsci ve Rızanın Üretimi

Antonio Gramsci, "Hapishane Defterleri"nde (1929-35) bu fikri sistemleştirir. Ona göre, modern kapitalist toplumlarda egemen sınıfın iktidarı, sadece baskı (zor) üzerine değil, aynı zamanda hegemonya (rıza) üzerine kuruludur.

  • Basit Açıklama: "Okul müdürü, sadece kuralları çiğneyeni disipline göndererek okulu yönetmez. Aynı zamanda törenlerde 'Biz en iyi okuluz', 'Hepimiz bir aileyiz' der; başarılı öğrencileri ödüllendirir, takım ruhunu över. Zamanla öğrenciler ve öğretmenler, okulu sahiplenir ve kurallara kendiliğinden, isteyerek uymaya başlar. İşte bu, 'rıza'nın üretilmesidir. Hegemonya, işte bu 'gönüllü' katılım ve onay sürecidir."

  • Gramscici Tanım: Egemen sınıf, kendi dünya görüşünü, tüm toplumun "ortak duyusu" (common sense) haline getirerek hegemonyasını kurar. Bu, kültür, eğitim, medya ve gündelik yaşam pratikleri aracılığıyla gerçekleşir. İnsanlar, kendi çıkarlarına aykırı olsa bile, bu "ortak duyu"yu doğal, evrensel ve değişmez olarak görür ve ona rıza gösterir. Althusser'in İdeolojik Aygıtları, Gramsci'nin hegemonyasını inşa etmenin ve sürdürmenin kurumsal araçlarıdır.

3.3. Güncel Sorgulama: Dijital Hegemonya ve Algoritmik İdeoloji

Gramsci ve Althusser'in çerçevesi, günümüz dijital kapitalizmini anlamak için hayati öneme sahiptir. Ancak, İdeolojik Aygıtların işleyişi radikal bir dönüşüm geçirmiştir.

  • 1. Sosyal Medya ve İdeolojinin Kişiselleştirilmiş Üretimi: Geleneksel medya (TV, gazete) genel, kitlesel bir ideolojik anlatı sunarken, sosyal medya platformları (Facebook, X, TikTok, YouTube) bize kişiselleştirilmiş bir ideolojik gerçeklik sunar. Davranışlarımız, beğenilerimiz, arkadaş ağımız ve tıklama geçmişimizle beslenen algoritmalar, bizi sürekli olarak zaten inandığımız veya inanmaya yatkın olduğumuz fikirleri doğrulayan içeriklerle besler. Bu, Eli Pariser'in deyimiyle "filtre balonu" (filter bubble) veya "yankı odası" (echo chamber) etkisi yaratır. Bu durum, yanlış bilinci güçlendirir, çünkü birey, kendi dünya görüşünün sürekli olarak onaylandığı bir ortamda yaşar ve karşıt argümanlarla karşılaşma olasılığı giderek azalır. Kolektif bir sınıf bilincinin oluşmasının önünde yeni ve devasa bir engel teşkil eder.

  • 2. "Post-Truth" (Hakikatin Önemsizleşmesi) ve Duygusal Hegemonya: Gerçeklerin (facts) nesnel bir temeli olduğu fikrinin aşındığı, duyguların ve kişisel inançların belirleyici hale geldiği "post-truth" çağı, ideolojinin "hakikat"le olan son bağlarını da koparmıştır. Burada önemli olan, bir şeyin doğru olup olmaması değil, bize nasıl hissettirdiği, kimlik duygumuzu nasıl güçlendirdiğidir. Bu, Althusser'in "hayali ilişki" kavramının en uç ve patolojik halidir. İdeoloji artık gerçeğin çarpıtılmış bir temsili olmaktan çıkıp, tamamen duygusal ve kimliksel bir tatmin aracına dönüşmüştür. Algoritmalar da, "engagement" (etkileşim) adına, genellikle öfke, korku ve ayrıştırma üzerine kurulu, duygusal olarak yüklü içerikleri öne çıkararak bu süreci besler.

  • 3. Gözetim Kapitalizmi ve Davranışsal Modifikasyon: Shoshana Zuboff'un "Gözetim Kapitalizminin Çağı" (2019) kitabında tanımladığı gibi, Google ve Facebook gibi şirketler, "davranışsal artık verilerimizi" toplayarak sadece reklam satmaz. Asıl amaç, davranışlarımızı tahmin etmek ve hatta yönlendirmektir. Bu, insan davranışını bir hammadde olarak görüp, onu işleyerek kâr elde eden yeni bir ekonomik mantıktır. Bu sistem, bireyleri, kendi çıkarlarına aykırı da olsa (daha fazla tüketmek, belirli bir siyasi partiye oy vermek, belirli bir içeriği paylaşmak), belirli şekillerde davranmaya yönlendiren devasa bir "davranışsal modifikasyon" makinesi yaratmış olabilir. Bu, Gramsci'nin "rıza" kavramını bile aşan, rızanın önceden şekillendirildiği ve yönlendirildiği bir "davranışsal hegemonya" çağına işaret eder.

Sorgulama 3:
Algoritmalar tarafından yönetilen, kişiselleştirilmiş, duygusal ve davranışsal temelli bu yeni ideolojik aygıtlar karşısında, geleneksel örgütlenme, sendikalaşma ve sınıf bilinci yükseltme yöntemleri yeterli mi? Sendika broşürü dağıtmak, bir "filtre balonu" içinde yaşayan, algoritmik bir haber akışına gömülmüş bir işçiye ulaşabilir mi? Dijital çağda "yanlış bilinç" nasıl kırılabilir?


BÖLÜM 4: ÇÖZÜMLEME VE SONUÇ – DİJİTAL ÇAĞDA ELEŞTİRİNİN VE ÖZGÜRLEŞİMİN İMKÂNLARI

4.1. İdeoloji Eleştirisi Hâlâ Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Ancak, Marx'ın, Engels'in, Althusser'in ve Gramsci'nin bize öğrettiği eleştirel ve diyalektik yöntemi, yeni koşullara uyarlayarak mümkündür. Bugünün eleştirisi, sadece kapitalist üretim ilişkilerini değil, aynı zamanda dijital üretim ilişkileriniveri mülkiyetinialgoritmik yönetişimi ve dijital emek süreçlerini de hedef almalıdır.

  • Pratik İmkanlar:

    1. Dijital Okuryazarlık ve Eleştirel Pedagoji: Okullarda ve toplumsal örgütlerde, algoritmaların nasıl çalıştığı, verilerin nasıl kullanıldığı, filtRE balonlarının nasıl oluştuğuna dair eleştirel bir eğitim geliştirilmeli. Bu, Paulo Freire'nin "Ezilenlerin Pedagojisi"nin dijital çağdaki karşılığı olmalıdır.

    2. Dijital İşçi Sendikaları ve Platform Kooperatifçiliği: Google, Amazon, Facebook çalışanlarının örgütlenme çabaları, Uber ve Deliveroo gibi platform işçilerinin hak arayışları, mücadelenin yeni cepheleridir. Ayrıca, şirketlere alternatif olarak, kullanıcıların ve çalışanların sahip olduğu platform kooperatifleri (platform cooperativism) desteklenmelidir.

    3. Veri ve Algoritma Şeffaflığı Mücadelesi: Algoritmaların şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir olması için toplumsal ve yasal baskı oluşturulmalıdır. Kişisel verilerin korunması, sadece bir mahremiyet meselesi değil, bir demokrasi ve sınıf mücadelesi meselesidir.

    4. Alternatif Kamusal Alanlar İnşası: Ticarileşmiş sosyal medya platformlarının dışında, dayanışmaya ve kolektif üretime dayalı, açık kaynak kodlu, federatif iletişim ağları (ActivityPub protokolü, Mastodon, Fediverse) desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

5 Yaşındaki Çocuğa Açıklama (Son Söz):
"Peki, bu karmaşık oyun parkında ne yapabiliriz? Öncelikle, bize anlatılan her hikayeye hemen inanmamayı öğrenmeliyiz. 'Bu kural kimin işine yarıyor?', 'Bu fikre inanmam için bana sürekli aynı şeyi mi gösteriyorlar?' diye sormalıyız. İkincisi, oyuncağı az olan diğer çocuklarla konuşmalı, onların da hikayelerini dinlemeliyiz. Belki hep birlikte, daha adil yeni kurallar koyabiliriz. Karl ve Friedrich'in yaptığı da buydu: Gerçeği aradılar ve herkes için daha iyi bir oyun kurmaya çalıştılar. Bugün bizim görevimiz, bilgisayar ve telefonlarımızın bize anlattığı hikayeleri sorgulamak, verilerimizin kimin işine yaradığını anlamak ve dijital dünyada da adil bir oyun için mücadele etmektir."

"Genç Karl Marx" filmi, bize sadece geçmişe dair bir hikaye anlatmaz. Bize, fikirlerin gücünü ve bu gücü ele geçirmek, dönüştürmek için verilen mücadelenin asla bitmediğini hatırlatır. Bu mücadele, bugün, veri merkezlerinde, sosyal medya zaman akışlarında ve algoritmaların görünmez kodlarında devam ediyor. Görevimiz, bu yeni sahneyi anlamak ve eleştirel teorinin ışığını, dijital karanlığın üzerine yeniden düşürmektir.


KAYNAKÇA

A. Birincil Kaynaklar (Marx & Engels)

  1. Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1846). Alman İdeolojisi. (Çev: Sevim Belli). Sol Yayınları.

  2. Marx, Karl & Engels, Friedrich. (1848). Komünist Parti Manifestosu. (Çev: Celal Üster). Can Sanat Yayınları.

  3. Marx, Karl. (1867). Kapital, Cilt 1. (Çev: Mehmet Selik). Yordam Kitap.

  4. Engels, Friedrich. (1845). İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu. (Çev: Yıldız Ersoy Can). Sol Yayınları.

  5. Marx, Karl. (1847). Felsefenin Sefaleti. (Çev: Ahmet Kardam). Sol Yayınları.

B. Klasik Marksist Teori (İdeoloji ve Hegemonya)
6. Althusser, Louis. (1970). "İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları". Lenin ve Felsefe içinde. (Çev: Alp Tümertekin). İthaki Yayınları.
7. Gramsci, Antonio. (1929-1935). Hapishane Defterleri (Seçmeler). (Çev: Adnan Cemgil). Belge Yayınları.
8. Lukács, Georg. (1923). Tarih ve Sınıf Bilinci. (Çev: Yılmaz Öner). Belge Yayınları.
9. Marcuse, Herbert. (1964). Tek Boyutlu İnsan. (Çev: Aziz Yardımlı, İdea Yayınevi). İthaki Yayınları (Yeni Baskı).
10. Adorno, Theodor W. & Horkheimer, Max. (1944). Aydınlanmanın Diyalektiği. (Çev: Nihat Ülner, Elif Öztarhan Karadoğan). Kabalcı Yayınevi.

C. Çağdaş ve Eleştirel Teori (Dijital Çağ)
11. Fisher, Mark. (2009). Kapitalist Gerçekçilik: Başka Alternatif Yok Mu?. (Çev: Ahmet Nüvit Bingöl). Habitus Kitap.
12. Zuboff, Shoshana. (2019). Gözetim Kapitalizminin Çağı: Yeni İktidar Cephesinde İnsan Geleceği İçin Mücadele. (Çev: Bülent O. Doğan). MediaCat Kitapları.
13. Fuchs, Christian. (2014). Digital Labour and Karl Marx. Routledge.
14. Dean, Jodi. (2009). Democracy and Other Neoliberal Fantasies: Communicative Capitalism and Left Politics. Duke University Press.
15. Pariser, Eli. (2011). The Filter Bubble: What the Internet Is Hiding from You. Penguin Press.
16. Srnicek, Nick. (2017). Platform Kapitalizmi. (Çev: Oytun Meltem Doğan). Koç Üniversitesi Yayınları.
17. Freire, Paulo. (1968). Ezilenlerin Pedagojisi. (Çev: Dilek Hattatoğlu). Ayrıntı Yayınları.
18. Chomsky, Noam & Herman, Edward S. (1988). Rızanın İmalatı: Kitle Medyasının Ekonomi Politiği. (Çev: Ender Abadoğlu, E. Caner Bekdemir). bgst Yayınları.

D. Film ve Kültür Çalışmaları
19. Peck, Raoul (Yönetmen). (2017). The Young Karl Marx [Film]. Agat Films & Cie.
20. Jameson, Fredric. (1992). The Geopolitical Aesthetic: Cinema and Space in the World System. Indiana University Press.
21. Eagleton, Terry. (1991). İdeoloji. (Çev: Muttalip Özcan). Ayrıntı Yayınları.

E. Destekleyici Akademik Makaleler ve İncelemeler
22. Rethinking Marxism (Akademik Dergi). Routledge.
23. New Left Review (Dergi).
24. Hall, Stuart. (1986). "Gramsci's Relevance for the Study of Race and Ethnicity". Journal of Communication Inquiry.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Namaz Söylemiyle İşçi ve Köylünün Sömürülmesi

Giriş “Kendi dinini sorgulayana dindar denilir; başkasının dindarlığını sorgulayana din tüccarı denilir. Sermayesi yalan, müşterisi cahiller...