25 Ağustos 2025 Pazartesi

Sanctuary (Sığınak) 2022: Köpek Metaforundan “Sanctuary”ın Labirentlerine: Bilinç, İktidar ve İnsan-ı Kâmil Olma Yolunda Bir İnceleme

 Bir Metafor Olarak Köpek 

"Hak, Muhammed, Ali. Ey Dede! Sana dil verdim, haktan ve hakikatten yana baş kaldır. Döktüğünü doldur, ağlattığını güldür, yıktığını yap. Bu yolda incinme, incitme; dar gel, doğru söyle." İşte bu yola girene, RIZALIK yolunda denir.

Şu örnek üzerine düşünelim: Bir köpek kümese girer ve tavukları yer. O bir hayvandır ve bu eyleminin iyi ya da kötü olduğunu bilemez. Aynı şekilde, bazı insanlar da sûrette insan olabilir (yani insan suretindedir), ancak yaptığı bir eylemin iyi mi kötü mü olduğunun bilincinde değilse, o sîrette hayvan (yani özü itibarıyla) olarak kalır.

Kişi, yaptığı eylemin iyi veya kötü olduğunun bilincine varırsa, işte o zaman sûrette insan, sîrette de insan olma yoluna girer. Fakat kemale ermek için bu da yetmez. O kişi, yediği tavukların parasını, zarar verdiği sahibine öder ve onun rızalığını alırsa, artık sûrette insan, sîrette insan-ı kâmil olma mertebesine yükselir ve gerçek rızalık yolunda ilerler.

Bu yolun özü, kişinin tüm sıkıntıları kendinden bilmesidir. "Ayağıma taş dolansa, kendimden bilirim." sözü bu hakikati ifade eder. Nasıl ki el, gövdenin kaşındığı yeri bilirse, can da kendi derdinin dermanını içinde taşır.

Bu yolun yolcuları ikiye ayrılır: Ârifler ve kâmiller, daima özünü yoklarcahiller ise daima kendini aklarİnsan-ı kâmil, sürekli özünü yoklayarak eksiğini ve kusurunu bulur. Maddi veya manevi olarak zarar verdiği her mazlumun zararını, ziyanını tazmin eder ve nihayetinde rızalık yoluna girer. İşte esas olan da budur.

Alevi metnindeki "kümesdeki köpek" metaforu, insanlık durumuna dair derin bir fenomendir. Köpek, eyleminin etik sonuçlarından habersizdir; onun için eylem, sadece içgüdüsel bir doyumdur. Buradan hareketle, bu metafor insanın bilinç, özgürlük ve sorumluluk üçgenindeki yerini anlamak için kullanabilir.


Özet


Bu makale, Alevi-Bektaşi geleneğindeki “kümesdeki köpek” metaforunu merkeze alarak, Zachary Wigon’un “Sanctuary” (2022) filmindeki Hal ve Rebecca karakterlerinin iktidar, bilinç ve öznel hakikat mücadelesini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Metaforun ortaya koyduğu “şeriat”, “tarikat”, “hakikat” ve “marifet” kapıları çerçevesinden hareketle, filmdeki karakterlerin “sûrette insan” ancak “sîrette hayvan” olma durumları ile “insan-ı kâmil” olma potansiyelleri arasındaki gelgitler, Marksist, psikanalitik ve varoluşçu felsefe perspektifleriyle incelenecektir. Çalışma, geleneksel bir tasavvufi kavramın modern bir ikili ilişki dinamiklerini anlamak için nasıl kullanılabileceğini göstermeyi ve nihai hedef olan “rızalık” durumuna ulaşmanın çağdaş bir yorumunu sunmayı hedeflemektedir.

Anahtar Kelimeler: Alevi-Bektaşi Felsefesi, İnsan-ı Kâmil, Rızalık, Sanctuary, İktidar İlişkileri, Psikanaliz, Varoluşçuluk.


Giriş: Bir Metaforun Fenomenolojik Derinliği


Alevi metninde geçen “kümesdeki köpek” metaforu, insanın etik varoluşuna dair derin bir sorgulamayı barındırır. Köpek, eyleminin sonuçlarından bihaber, içgüdüleriyle hareket eden ve bu nedenle sorumlu tutulamayan bir varlıktır. Metafor, insanı da bu minvalde dört aşamalı bir yolculuğa davet eder:

  1. Şeriat Kapısı: Eyleminin bilincinde olmama hali. (Köpek tavukları yer. Sûrette insan, sîrette hayvan)

  2. Tarikat Kapısı: Eyleminin farkına varma ancak sonuçlarını idrak edememe veya üstlenmeme hali. (Yaptığını düşünür ama hesap vermez. Sûrette insan, sîrette hayvan)

  3. Hakikat Kapısı: Eyleminin yanlış olduğu bilincine varıp pişmanlık duyma hali. (Özür diler. Sûrette insan, sîrette insan)

  4. Marifet Kapısı: Eyleminin yol açtığı zararı tazmin edip mağdurun rızasını alma ve olgunluğa erişme hali. (Zararı öder. Sûrette insan, sîrette insan-ı kâmil)

“Sanctuary” filmi, bu dört kapıyı, modern kapitalist bir bağlamda, iktidar ve cinsellik üzerinden mükemmel bir şekilde sahneleyen bir laboratuvara dönüştürür. Hal (miras yoluyla iktidarı devralan bir mülk sahibi) ve Rebecca (iktidarını performatif bir rolden alan bir dominatrix), bu metaforik yolculuğun farklı basamaklarında gezinen iki karakter olarak karşımıza çıkar.


1. İktidarın Şeriat ve Tarikat Kapıları: Sîretteki Hayvanın Maskesi


Film, başlangıçta katı bir iktidar hiyerarşisiyle başlar. Rebecca’nın rol yaptığı “hâkim” karakter, Hal’i (mülk sahibi) banyoyu iç çamaşırıyla temizlemeye zorlar. Bu sahne, Marksist bir okumayla, mülkiyet ilişkilerinin bile yerinden edilebileceği bir iktidar mücadelesini temsil eder. Rebecca, proleteryayı temsil eder gibidir; emeğini (dominatrix performansını) satarak, burjuva sınıfının (Hal) iktidarını geçici olarak ele geçirir. Ancak bu ilişki, metaforik olarak şeriat kapısındadır. Taraflar, rollerinin ve eylemlerinin gerçek etik sonuçlarının tam bilincinde değildirler. İlişki, bir “içgüdüsel doyum” (iktidar tatmini, cinsel haz) üzerine kuruludur; tıpkı köpeğin açlığını gidermesi gibi.

Hal’in ilişkiyi bitirme kararı ve Rebecca’ya saat teklif etmesi, onu tarikat kapısına taşır. Eyleminin (ilişkiyi sonlandırmanın) farkındadır, ancak bu eylemin Rebecca’da yarattığı derin tahribatın, onun kimliğini ve varoluşunu nasıl sarsacağının bilincinde değildir. Ona bir “hediye” sunmak, “yediği tavukların parasını ödemek” değil, onu metalaştırarak bir kez daha iktidarını tesis etmektir. Bu noktada her ikisi de hâlâ “sîrette hayvan”dır; ilişkiyi saf bir güç mücadelesi ve mübadele olarak görmektedir.


2. Hakikat Kapısında Bir Kriz: İktidarın Altüst Oluşu ve Öznel Hakikat Arayışı


Rebecca’nın şantajla geri dönüşü, ilişkiyi hakikat kapısının eşiğine getirir. Artık roller net değildir. Rebecca, mağdur konumundan iktidarı ele geçiren aktif fail konumuna geçer. Buradaki şantaj, psikanalitik bir okumayla, bastırılmış arzunun ve tanınma talebinin patolojik bir dışavurumudur. Rebecca, Hal’in kendisini sadece bir “meta” olarak görmesine isyan etmekte, varlığını ve emeğini kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Hal’in odayı yakması ve kendini elektrik çarpması, onun için bir hakikat anıdır. Kontrolünü kaybettiğini, kurduğu dünyanın (burjuva iktidarının) kırılganlığını görür. Bu, varoluşçu felsefede “anksiyete” (kaygı) halidir (Kierkegaard, Heidegger). Birey, sahte kimliklerin ve rollerin çöktüğü bu anda, öznel hakikatiyle yüzleşmek zorunda kalır. Hal, bu aşamada eylemlerinin (Rebecca’yı metalaştırmasının) yanlış olduğunun bilincine varmaya başlar, ancak bu henüz pişmanlık değil, öfke ve çaresizliktir.


3. Marifet Kapısına Doğru: Rızalık ve Onarıcı İlişki Arayışı


Filmin finali, tam olarak bir “marifet kapısı” vaat etmese de, ona doğru atılmış güçlü bir adımdır. Tarafların birbirlerine hamilelik ve cinayet-intihar gibi aşırı tehditler savurduğu kaotik geceden sonra, nihayet otantik bir diyalog başlar. Rebecca’nın itirafı (“İşimi bıraktım, nişanlımı terk ettim… sadece seninleyken kendim gibi hissediyorum”) ve Hal’in savunması (“Ben senin gibi değilim ve olmak zorunda da değilim”) ilişkinin sahte rollerden sıyrılıp öznel hakikatler düzlemine taşındığını gösterir.

Hal’in son teklifi –Rebecca’yı CEO yapması– metaforik olarak “yediği tavukların parasını ödeme” girişimidir. Yaptığı tahribatı (Rebecca’nın kimliğini ve kariyerini hiçe saymasını) onarmak, ona sadece maddi bir şey (para, saat) değil, statü, tanınma ve yakınlık sunmaktır. “Birbirimize aşık olduk” yalanı ise, toplumsal şeriat kapısına bir ödün olsa da, nihai hedef rızalıktır: ilişkiyi, her iki tarafın da bir derece kabul ettiği yeni bir zeminde sürdürebilme uzlaşısı. Finaldeki öpüşüm, bu kırılgan rızalığın sembolik ifadesidir. Tam bir insan-ı kâmil mertebesi değil, ancak o yolda ilerleyen iki “sûrette ve sîrette insan”ın uzlaşısıdır.


Sonuç: Modernitede Bir Rızalık Denemesi


“Sanctuary”, Alevi metaforunun modern, seküler ve kapitalist bir bağlamdaki yansımasıdır. Köpek (içgüdü) rolündeki karakterler, iktidar, cinsellik ve sınıf ilişkileri kümesinde dolaşır. Film, bu karakterlerin şeriat ve tarikat kapılarındaki bilinçsiz hallerinden, hakikat kapısındaki yıkıcı yüzleşmelerine ve nihayetinde kırılgan da olsa bir “rızalık” arayışına uzanan yolculuğunu anlatır.

Bu analiz, kadim felsefi kavramların modern sanat eserlerini çözümlemekte ne kadar güçlü araçlar olabileceğini göstermektedir. “Kümesdeki köpek” metaforu, yalnızca bireysel ahlakı değil, toplumsal iktidar ilişkilerini, kapitalist mübadele dinamiklerini ve psikolojik tanınma mücadelelerini anlamak için de zengin bir çerçeve sunar. “Sanctuary”, bu yolculuğun sonuna varılmış bir hikaye değil, insan olmanın, özünde, bilinçlenme, sorumluluk alma ve nihayetinde “rıza” ile ilişki kurma süreci olduğuna dair güçlü ve çağdaş bir derstir.


Kaynakça


  • Alevi-Bektaşi Geleneği. “Bir Metafor Olarak Köpek” (Alıntılanan metin).

  • Foucault, M. (1993). İktidarın Gözü: Seçme Yazılar 4. (Çev. I. Ergüden). Ayrıntı Yayınları. (İktidar ve bilgi ilişkisine dair).

  • Hegel, G.W.F. (2018). Tinin Görüngübilimi. (Çev. A. Açıkgöz). İdea Yayınevi. (Effacement ve tanınma mücadelesi için).

  • Kierkegaard, S. (2019). Kaygı Kavramı. (Çev. M. Mukadder Yakupoğlu). Fol Kitap. (Varoluşsal kaygı ve öznel hakikat için).

  • Marx, K. (2013). Kapital, Cilt 1. (Çev. M. Selik & N. Satlıgan). Yordam Kitap. (Meta fetişizmi ve mülkiyet ilişkileri için).

  • Wigon, Z. (Yönetmen). (2022). Sanctuary [Film]. Neon.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Namaz Söylemiyle İşçi ve Köylünün Sömürülmesi

Giriş “Kendi dinini sorgulayana dindar denilir; başkasının dindarlığını sorgulayana din tüccarı denilir. Sermayesi yalan, müşterisi cahiller...